Gece-Kitap Yorumu

07:45



Kitabın Adı: Gece
Orijinal Adı: La Nuit
Yazarı: Elie Wiesel
Yayınevi: Koridor Yayınları
Sayfa Sayısı: 176
*****
Arka Kapak

Transilvanya'nın Sighet şehrinde doğan Elie Wiesel, 1944'te, ailesiyle beraber Auschwitz, ardından Birkenau'ya gönderildiğinde henüz 16 yaşındaydı. Gece, onun bu hatıralarının kitabıdır: Bir daha hiç görmeyeceği annesi ve küçük kız kardeşinden ayrılışı, babasıyla açlığı, soğuğu, darbeleri ve işkenceyi paylaştığı kamplar… Ve insan onurunu kaybetmenin utancı.

Gece'yi bu denli ürpertici kılan şey; yazarın başından geçen olayları -mış gibi yapmadan, bir tepki olarak gösterilen her düşüncenin, korkunun ve acının resmini derin fırça darbeleriyle gözler önüne seriyor olmasıdır. Hafızalardan silinmeyecek bir tarihe tanıklığın küçücük bir kitaba sığdırıldığı bu dev şaheser, yüreğinizle sizi baş başa bırakacak. 

1986'da Nobel Barış Ödülü'nü alan Wiesel, Boston Üniversitesi'nde fahri profesör unvanıyla ders vermektedir.


Herkese merhaba :D Ah ah! Ne de özlemişim buraya yazmayı. Vizelerin bitmesiyle üzerimden ciddi bir ağırlık kalktı ve ben de hemen buraya koştum. Şu an resmen gözlerimden kalpler çıkıyor :D

Bugün sizler için Koridor Yayınları'ndan çıkan Gece adlı kitabı yorumlayacağım.
Gece bizlere gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Hitler döneminde Yahudilerin yaşadıklarına ışık tutuyor kitap. Yazarın kendisi bizzat yaşamış o dönemi. Zaten kitaptaki hikayede onun hikayesi.

Bu kitabı okurken kendimi sık sık internete bakarken buldum. Kitapta geçen yerleri, tarihleri araştırdım hep. Ve düşündüm... Hitler dönemindeki Yahudilerle son beş yıldır her gün gördüğümüz, savaştan kaçan Suriyelileri düşündüm. Biz şimdilerde İkinci Dünya Savaşı'nın kabuk bağlayan yaralarını büyük bir ilgiyle okuyoruz. Belki de ileride bizim çocuklarımız ya da torunlarımız da Suriylelilerin hikayelerini okuyacaklar.

Yazar kitabın başında yazdığı ön sözde, kitap ilk çıktığında çok fazla ilgi çekmediğini söylemiş. Daha sonraları üniversitelerde ders kitabı olarak okutulduğunu ve gençlerin büyük bir ilgiyle alıp okuduğunu söylemiş. Ben yine karşılaştırma yapıyorum beynimin içinde. Bizim şu günlerde ilgisiz kaldığımız Suriye savaşının masum sivilleri, belki de ileride gençlerin çok merak ettiği bir konu olacak.


Kristin Hannah'nın Stalin dönemi Rusya'sını anlatan bir kitabını okumuştum zamanında. Öyle etkilenmiştim ki o kitaptan Gurcistan'a gittiğimde ilk olarak o dönemden kalan yerlere gitmiştim. Gürcistan'ın Rusya'dan ayrılmadan öncesine ait her yerini görmek istemiştim.

Şimdi bu kitabı okuyunca yine aynı istek uyandı bende. Okuduğum yerleri gezmek, Elie Wiesel'in anlattığı her olayı birebir görerek canladırmak istiyorum kafamda.

Tarih çok ilginç bir bilim gerçekten. Biz okullarda öğrendiklerimizi sıkıcı bulurken, aslında oldukça merak uyandırıcı bir yana sahip. İnsan kendi araştırıp okudukça daha da çok meraklanıyor ve bu kitap bittiğinden beri internette Hitler dönemini anlatan kitapları araştırıyorum. Neden? Niye? Böyle bir vahşete sebep olan, esas olarak tetikleyen şey ne? İnsan düşünmeden edemiyor gerçekten.

Kitap Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüş. Sonuna kadar hak ediyor. Bu ödülü; çünkü yazar belki de yaralarını tekrar tekrar kanatarak, bize o dönemi kendi tanıklığında anlatmış. Sırf bizler geçmişimizi tanıyalım diye. Bence bu çok önemli ve saygı duyulması gereken bir şey. 

Hitler dönemiyle ilgili herkesin farklı farklı düşünceleri vardır eminim ki. Benim de var... Ve bu kitap bana bambaşka bir bakış açısı kattı. Gerçekten çok keyif aldım okurken.

Hani o 'biraz da edebi kitap okuyun' diyenler var ya, siz de lütfen Kürk Mantolu Madonna'yı elinizden yavaşça bırakın ve bu kitabı okuyun. Siz onu çok okudunuz. Biz Sabahattin Ali'ye geçerken, siz de biraz tarihin içinde kaybolun. Birbirimiz için yararlı bir şeyler yapmanın vakti geldi bence, değil mi?






You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook