Gözlerindeki Canavar-Kitap Yorumu

06:24









Kitabın Adı: Gözlerindeki Canavar
Orijinal Adı: Monster in His Eyes
Yazarı: J.M. Darhower
Çevirmeni: Arzu Altınanıt
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Türü: Yeni Yetişkin/Romantik






Arka Kapak:
Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.






Yepyeni bir kitap yorumundan herkese merhaba :D
Yorumlarda kullandığım o renkli kutucukları bloga yerleştirmekten bıktığım şu noktada, yeni bir şey denemeye karar verdim :D İtiraf ediyorum Ejderin Kütüphanesi'nden biraz esinlendim :P Ama Sinem telefondan yorum girerken ben bir yorum için en az yarım saat uğraşınca canıma tak etti artık. Üstelik yorumu yazması on dakika ise sayfayı düzenlenmesi yirmi dakikaydı -_-

Neyse ama bu da güzel oldu :P

Efenim gelelim kitabımıza. 2015'in en olaylı kitabını yorumlayacağım bugün size. Naz ile tanışmaya hazır mısınız?


Karissa bir üniversite öğrencisi. Klasiktir, anne baskısından sıkılan genç, şehir dışında bir üniversiteyi kazanır ve bulduğu ilk yurda yerleşip hayatını yaşar. Tabi öyle nerede akşam, orada sabah değil; ama o da kendi çapında eğleniyor işte. Yalnız bunda bir anne var, düşman başına. Paranoyaklık konusunda tez yazar hatun. 

Neyse, ben direk konuya girip Naz ve Karissa'nın tanışmasından bahsedeceğim. Bu Naz baya gizemli bir adam. Yakışıklı tabi... Olmasa herkes bu kadar sevmezdi :P Günlerden bir gün, Karissa sınıfta telefonunu unuttuğunu fark ediyor ve geri döndüğünde, ona kafayı takan Felsefe hocasıyla konuşan Naz'ı görüyor. En başta saklanıp dinliyor onları. Sonra telefonu çalıyor ve Naz ilk kez orada fark ediyor onu... Ve kader onlar için çok acayip olaylar yazıyor daha o andan. Benim de güzel anlatımım bu kadar. Çok acayip olaylar ne ya?

Dedim ya bu kız anasından kaçıp coşmaya gelmiş diye, işte günlerden bir gün yine eğlenmeye gittikleri bir gece, biri Karissa'nın içkisini ilaç atıyor. İşte bu yüzden Türk olmak iyi bir şey. Nuri Alço'dan tüm bu numaraları öğrendiğimiz için, yemiyoruz :D En azından dikkatli olup, yabancılardan şeker almıyoruz :P

Karissa'da tabi kafa bir milyon. Atıyor kendini dışarı ve bence tam anlamıyla belasını buluyor :P Onu o halde bulan kişi tabi ki Naz oluyor ve o geceden sonra ikili birbirlerinden uzak duramıyor.



Olayın bu kısmından sonrası için çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Kısaca olayın nasıl başladığını anlatmam yeterli bence... İlk olarak yorumumla başlıyorum.

Bu türün erkeklerinin 'benden uzak durmalısın' havalarından o kadar bıkmışım ki, Naz'ın böyle yapmamış olması benim için önemli bir noktaydı. Bir Gideon Cross bir de Ignazio Vitale zaten :P
Ayrıca kitap boyunca hep gizemli bir hava vardı. Sürekli nereden ne çıkacak diye bekledik ve bu önemli bir noktaydı. Kitaba heyecan katmıştı. Ayrıcaa... Karakterlerin isimleri çok hoşuma gitti. Çok karizmatik bence her ikisi de.

Güvenli kelime olayı biraz tuhaf kaçmıştı. Tamam, bir güvenli kelime seçebilirsiniz; ama bunu bir anda söylemeleri... Ne bileyim olmamıştı işte. Yine de daha sonra  bunu hikayeye güzel bir şekilde empoze etmiş yazar. Naz'ın paranoyak olması kabul edilebilir bir şeydi; ama bu da bir tık abartılmıştı sanki. Her şey dozunda güzel sonuçta. Yine de kendimi Naz'ın yerine koyduğumda, ben de böyle hissederdim demedim değil.

Çeviri beni bir tık rahatsız etti. Biraz özensiz bulduğumu söyledim hatta ilk okuduğumda bir arkadaşıma; ancak daha sonra çevirmenin açıklamasını okudum ve bunu da kabul edilebilir buldum. Sonuçta insanlık hali. Arada olur öyle şeyler. Hani okunamayacak kadar kötü değildi. Ben ne çeviriler gördüm, bu ne ki. Bence çevirmenin içinde bulunduğu koşulları değerlendirecek olursak gayet iyiydi. Yine de keşke böyle bir talihsizlik olmasaydı...


İkinci olarak, büyük tartışma yaratan kısımdan bahsetmek istiyorum. Bu kısım spoiler içerir.

O kısım hangi kısım? :D Hani ben o kadar abartılacak bir şey göremedim. Hepimizin aşina olduğu Grinin Elli Tonu daha ağır şeyler barındırırken içinde, bu kitabı, bu şekilde eleştirmek biraz tuhaf ve komik olmuş bence. Tabi herkesin kendi bileceği iş. Zevk ve renk meselesi. Bu kitabı okuyamayanlar, Gri'yi de okumamıştır zaten...

Aşağı yukarı o kadar eleştirilen olayı tahmin ediyorum; ama ortada zorlama bir durum olmadığını okuyup gördüm. Kız da istiyor. Bence güvenli kelimesini kullanmamasının tek sebebi o. Tamamen 'istemem yan cebime koy' durumu söz konusu. Eğer olanlar hoşuna gitmiyor olsaydı, Naz'ı durdurabilirdi ki onu durdurabilecek güce ve zekaya sahip olduğunu zaten kitabın sonunda görüyoruz...



Son olarak ikinci kitapla ilgili bir şeyler eklemek istiyorum. İkinci kitap biraz hayal kırıklığı oldu benim için. Henüz çevrilmedi Türkçe'ye kitap. Çevrilince siz de göreceksiniz. Bir kere olaylar gereksiz şekilde uzatılmıştı ve kitap boyunca çiftimizin arasında tutarsız bir ilişki vardı. Biraz saçma ve sıkıcıydı; ama okunabilirdi. 

Eveeett.... Bu kitap hakkında diyeceklerim de bu kadar :D Umarım kitabı da yorumu da beğenirsiniz :D 

Bir sonraki yorumumda görüşmek üzere. Esen kalın efenim :*





You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook