Gezgin Kitap Kardeşliği ile Blog Turları #18 | Köle 'Kitap Yorumu'

09:26







Kitabın Adı : Köle
Yazarın Adı: Işıl Parlakyıldız
Sayfa Sayısı: 744
Yayınevi: Müptela Yayınları


Kudretli bir prensin bir köleye duyduğu tutku... Bir kölenin efendisine olan aşkı...


Veliaht Prens Edward, yatağını nice kadınlar süslerken, aradığı tutkuyu kölesinin gözlerinde bulduğunda âşık olabileceğini hiç düşünmemişti. Aslında Prens Edwardın aklını kurcalayan sorunun yanıtı gayet basitti: İkisi de sadece bedenlerinde özgürdüler. Ne Edward bir prensti ne de Jaymie bir köle... Dudakları, gözleri, elleri özgürce konuşuyordu. Sevişmeleri, birbirlerine haykıramadıkları, söylemek isteyip susmak zorunda kaldıkları cümlelerdi.



Her istediğini elde etmiş bencil bir prens, bir kölenin aşkıyla baş edebilecek mi? Aşkları için geleneklere karşı savaşırken engelleri aşabilecekler mi? Kaybedişi, intikamı ve pişmanlığı yaşarken sevgileri yeniden doğru yolu bulabilecek mi? Şehvetin, masumiyetin ve acının derinlerinde; aşkın her hâlini anlatan bir hikâye... 


Merhaba :)

Kocaman bir gülümseme ile yazıyorum bu yorumu. Köle'yi ilk baskısında okumuş, çok sevmiş ve yazarıyla bir röportaj gerçekleştirmiştim. Hem yazarını, hem kendisini çok sevdiğim bu kitabın, Müptela Yayınları'ndan, daha da kalın olarak çıktığını duyduğumdan beri o gülümseme yüzümde.

İlk baskının yorumu ve yazarla 'ilk' röportajıma bakmayı unutmayın. İkincisi.... Neyse o da sürpriz olsun :P

Eveeettt, artık Köle yorumuma başlayabilirim :D





Bu kitabın en çok sevdiğim iki özelliği ile başlamak istiyorum.

1. Daha kalın olması. Çünkü bu daha çok Edward demek.
2. Kapağı. Sizce de çok mükemmel olmamış mı?

Kitabın sevmediğim özelliği... Jaymie! O kız niye var ya? Zaten ne zaman birine aşık olsam hep aramıza başka kadınlar giriyor -_-

Öhöm! Cıvıtmak yok. Sonra hiçbir kız karakteri sevmediğimi filan söylüyorlar. İftira... :P

Gezginler olarak 'saray distopyası' demeyi tercih ettiğimiz bir türde yazılmış kitap. Dünyanın gittiği yönden şaşması, kötü yola düşmesi ve sonunda kendini kaybetmesi üzerine, birilerinin çıkıp bu düzene bir dur demesiyle, Dünya krallıklara ayrılıyor ve bu krallıklar, tek bir kral tarafından yönetiliyor. Prens Edward, bizim esas oğlanımız, veliaht prensimiz, şehzademiz, biriciğimiz...

Jaymie ve kız kardeşi sarayda köleler. Jaymie bizim prensimizin hizmetçisi bu hikayede. Kilolu, hiç de dikkat çekici olmayan bir tip (Edward insan yedisinde neyse yetmişinde de odur. Gel vazgeç şu sevdadan -_-)

Günlerden bir gün, kötü kalpli üvey anne, cadı kraliçe bizim kölenin kız kardeşini gözüne kestiriyor ve onu yakışıklı prensi tuzağa düşürecek bir yem olarak pençelerinin arasına giriyor. Zavallı küçük kız, prensin koynuna girmesi için seçilirken, Jaymie'ye kara kara ne yapacağını düşünmek kalıyor.


Hikayenin buradan sonrasını anlatmayacağım... Okuyun öğrenin :P

Buradan sonra ki kısımda hikayede sevdiğim, sevmediğim kısımları ve kitabın dili ile ilgili düşüncelerimi yazacağım.

Kitabın sevdiğim özelliği tarihi romanlarda gördüğümüz ögelerin, gelecekle birleştirilmiş olmasıydı. Bir an kendimi 15. yüz yılda sanırken, diğer an bir de bakmışım kitabın içinden son model bir jeep geçiyor. Diğer sevdiğim özelliği her bir karakteri, ögeyi, sahneyi, tek tek kafamda tasvir edebileceğim kadar iyi betimlenmiş olmasıydı. Her şeyi tek tek hayal edebildim. Diğer sevdiğim özellik ise, kendisini hiç sevmesem de, Jaymie'nin gerçekçiliği oldu. Kendini boş hayallerle avutan o hayalperest, dik başlı, uçuk karakter gibi değildi. Atacağı en küçük adımın hesabını yapan ve buna göre yaşayan ve neyin ne olduğunun farkında olan bir karakter Jaymie.
Edward ise tam bir prens. O geleceğin kralı... Elbette ki şımartılarak büyütüldü. Ataerkil toplumun tüm örf adetlerinden nasibini alıp, elini sıcak sudan soğuk suya sokmayarak, hem evet cevabını duyarak bir kral olmak için yetiştirilip, ona göre en iyi yerlerde, en iyi kişilerden eğitim aldı. Böyle büyüyen bir adamın, inatçı bir tutuma ve kudretli bir duruşa sahip olması gerekiyordu ve Edward kesinlikle böyleydi.

Sevmediğim özellik... Sevmemek değilde şöyle diyelim, anlamadığım şey... İlk okuduğumda da mantığını çözememiştim. Yazarımız belki bize açıklar. Asla bir şeyler öğrenmeye hayır demem :D 
Neden bahsediyor bu kız? 
Prensin dudaklarının, evleneceği kadından başka herkese yasak olması nedendir? Sevişebilirsin ama öpüşemezsin? Biraz iki yüzlülük değil mi bu sevgili geleceğin insanları? Ama dediğim gibi mantıklı bir açıklaması olduğuna eminim. 

Edward'ın ısrarcı tavrı Jaymie gibi bizi de zaman zaman boğsa da sonuç olarak onu da anlıyor ve 'Diren Edward' diyerek prensiniz için direniyorsunuz. 

Kapakta da yazdığı gibi bu kitabı okuyorsanız gözyaşlarınız akarken tutku teninizi ısıtacak

Kitaba puanım sonsuz :P 
Köle 2 sonsuz+ olacak inşallah :D





a Rafflecopter giveaway

You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook