Gezgin Kitap Kardeşliği ile Blog Turları #17 | Deli Divane 2.Gün 'Kitap Yorumu

07:42







Kitabın Adı : Deli Divane
Yazarın Adı: Nehir Erdem
Sayfa Sayısı: 416
Yayınevi: Müptela Yayınları

"Susmadığın her an, seni öperek susturacağımı söylemiştim Yeliz! Ve bunu yapmaktan asla çekinmeyeceğimi biliyorsun, aksine bu bir zevk olacak..." Bir yanda Karadeniz gibi bir adam: Hırçın, öfkeli, mert… Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz… "Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..." Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu…



Herkese merhaba. Bu aralar ne çok atıyorum Gezgin Kitap Kardeşliği başlığını :D
Yine harika bir turla birlikteyiz sizlerle.
Deli Divane, gerçekten çok eğlenerek, severek okuduğum bir kitap oldu. Özellikle bir Karadenizli olarak, kitaba ba-yıl-dım!




Deli Divane aslında Nehir Erdem serisinin 7.kitabı. Bu nedenle kitabı okuduğunuz zaman bazı karakterlerin hikayeleri size kopuk gelebilir ama değil. Hemen girin Wattpad'e ve Nehir Erdem'in diğer hikayelerini okuyun :D O zaman sorun çözülür :P








Yeliz, bir ailenin bir kızı. 2 abiyle büyümüş, küçük prensesleri... 
Deli dolu, çılgın, geveze bir tip bu
arkadaş. Heyecanlandığı zaman çenesini tutabilene aşk olsun. Boşuna demiyor Mehmet 'nefes aşkım, nefes' diye :D


Mehmet'se Karadenizli bir iş adamı. Tam bir Karadenizli olduğunun garantisini size verebilirim. Adı da çok uygun olmuş. Nedense Karadenizli karakterlerin adı hep Poyraz oluyor. Ve bu hiç gerçekçi değil çünkü Poyraz adından Karadenizli benim için çok nadir bir olay. Oysa ki Mehmet... Sadece benim ailemde... Ailem derken yakınlardan bahsediyorum. Tüm sülale çooookkk ayrı bir mevzu. Neyse, sadece benim ailemde 5 tane var... Onların ailelerinde de vardır en az beşer tane... Etraf Mehmet kaynıyor anlayacağınız :D Yani yazar çok güzel bir isim seçimi yapmış.

Yeliz, aile şirketinde çalışmaya başlamasının hemen ardından, bir otel projesi için Karadeniz'e gidiyor. Memleketimin zorlu yollarını aşıp, oteli bulmaya çalışırken, yolda kalmış bir çift bacakla karşılaşması ile başlıyor Yeliz'in hikayesi.




Daha ilk andan anlaşamıyor bu ikisi. Mehmet'in sert ve ruhsuz tavırları, Yeliz'i çileden çıkarırken, Mehmet, şımarık şehir kızı olarak gördüğü Yeliz'e iyi bir ders vermeyi aklına koyuyor.
Ana fikir: Büyük aşklar nefretten doğar. Koskaca adamlarsınız bunu hala öğrenemediyseniz artık size diyecek sözüm yok :D



Kitapta en sevdiğim kısımlar, Mehmet'in Yeliz'i yaylaya götürdüğü kısımlardı. Ben ilk yaylaya çıkarken onlar, Yeliz'in soğuktan donmasını bekledim ama Mehmet'in buna izin vermeyeceğini unuttum tabi. Ama ben donmuştum Memeeeettt :( Bir daha ki sefere seni de götüreceğim yanımda yaylaya :P 

Rabia Babaanne karakterine adeta taptım. Kendisinde sık sık rahmetli anneannemi gördüm. Aynı küfürler, aynı Karadeniz kadını duruşu... O konuşurken söylediği sözleri anlamakta zorluk çekmedim çünkü sık sık duyduğum şeylerdi. Şey... Annem bana hala afkurma derde arada :P

Mehmet'in söylediği türkülerin her birini ayrı ayrı sevdim. 

Bir de, Mehmet'in Yeliz'e bir isim takmak yerine ona aşkım, bebeğim vs demesini sevdim. Çünkü gerçek hayatta bazı istisnalar hariç, hiçbir erkek size öyle isimler takmaz. Yani seven sevmeyen her erkeğin ağzında aşkım, balım, böceğim.... Kabul edin hanımlar, biz bu sözleri çok seviyoruz :D

Ama bana sevmeyen bir erkeğin ağzında çok samimiyetsiz geliyor bu kelimeler. O yüzden MEMET'İN ağzında çok ama çok yakışmıştı.

Havalar düzelse de Giresun'a gitsem diyorum şimdi kendi kendime. Kitabı okuduğumdan beri bu his benimle :D

Çok güzel bir kitaptı Deli Divane. Yazarın ellerine sağlık :)

a Rafflecopter giveaway





You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook