Ugly Love-Kitap Yorumu

10:57





Kitabın Adı :Ugly Love
Yazarı: Colleen Hoover
Tür: Romantik / New Adult
When Tate Collins meets airline pilot Miles Archer, she knows it isn’t love at first sight. They wouldn’t even go so far as to consider themselves friends. The only thing Tate and Miles have in common is an undeniable mutual attraction. Once their desires are out in the open, they realize they have the perfect set-up. He doesn’t want love, she doesn’t have time for love, so that just leaves the sex. Their arrangement could be surprisingly seamless, as long as Tate can stick to the only two rules Miles has for her.

Never ask about the past.
Don’t expect a future.

They think they can handle it, but realize almost immediately they can’t handle it at all.

Hearts get infiltrated.
Promises get broken.
Rules get shattered.
Love gets ugly.




Colleen Hoover an itibari ile en sevdiğim yazar. Kadının hiç bir kitabında hayal kırıklığına uğramadım. Ugly Love hele beni benden aldı. Önce anlamamıştım Ugly Love ne anlamamıştım itiraf ediyorum :D Ama sonradan gördüm ki kadın bize aşkın en gerçek halini anlatmaya çalışıyor.

Nasıl oluyor bu?
Hadi hep birlikte görelim :D



Efenim esas kızımızın adı Tate. Evet, biliyorum. Ben de ne biçim isim bu demiştim ilk duyduğumda. 23 yaşında bir hemşirelik yüksek lisans öğrencisi kendisi. Yüksek lisansını yapmak üzere, abisinin yanına taşınıyor ve hayatı daha o ilk günden değişiyor.


Tate'in abisi bir pilot. Yakışıklı, yeşil gözlü bir pilot... 

Kitabı okurken önce bir Tate'e baktım. Sonra Corbin'e. Sonra da Miles'a. En son döndüm aynaya bir de kendime baktım ve dedim ki 'Hani ugly'di lan?'  bir kitapta herkes mi taş oluyor ya? :D 

Herneyse,  Tate'in abisi havaalanı şirketine ait, pilotlarla dolu bir apartmanda yaşıyor. Tate apartmana ilk gittiği gün, kapılarının önünde sarhoş bir şekilde yatan bir adamla karşılaşıyor. Ne yapacağını bilemiyor tabi. Doğal olarak da korkuyor. Hemen abisini arıyor. Sonra da hızla eve girmeye çalışıyor ve bu arada da adama biraz zarar veriyor :D

Abisi buna 'Miles'ı arayacağım, yanına gelsin' diyerek telefonu kapatıyor. Miles kapı komşusu bu arada. Evet o da pilot.

Sonra bir daha arıyor Corbin, abisi yani, ve diyor ki Miles'ı içeri al. Bir de bakıyor ki sarhoş adam Miles'mış.

İşte Ugly Love böyle başlıyor. Oldukça 'Ugly' bir şekilde.

Uyarı: Bu yorum boyunca yer yer iğrenç esprilere rastlayabilirsiniz.



Miles. Pilot. Yakışıklı. Kumral. Mavi gözlü. Ukala.... O biçim bir şey :D
Neyse doğal olarak Miles ve Tate'in tanışması pek hoş olmuyor. Miles'ı içeri alıyor Tate almasına ama adamı bıraksan tek başına nefes bile alamaz. O kadar fena halde. 

Tate onu koltuğa yatırıyor, başında bekliyor. Miles'da Rachel diye sayıklayıp, ağlamaya başlıyor. O çocuk orada ağladı ya, dedim Allah da senin belanı versin Rachel. Ama kimin belasını vermiş o ayrı...

Neyse ertesi sabah tabi ki Miles hiç bir şey hatırlamıyor olarak uyanıyor ve hatta, o günden sonra olanlar aslında hiç yaşanmamış gibi davranıyor. Tate'le ilk tanıştıkları anı yok sayıp, onunla yeniden tanışıyor...

O an da içimden saydırmaya başladım Miles'ın ukalalığına.Ama İngilizce. Böyle kulağa daha az terbiyesizce geliyor :D 



Miles ve Corbin yakına arkadaşlar. Bu yüzden sürekli dip dibeler. Bu yüzden Tate ve Miles'da sürekli dip dibe... Derken efendim, ateşle barut yan yana durmuyor, samanlık seyran oluyor ve Ugly Love başlıyor :D

Çok ilginç bir konu bekliyorsunuz değil mi? 

Bu kadar anlattığım kitabın konusu aslında new adult romanlarının vazgeçilmez teması 'Anlaşmalı İlişki'

Yani Miles ve Tate bir anda 'friends with benefits' oluveriyorlar. Miles koçum diyorsunuz, hiç en yakın arkadaşın kız kardeşinden friend with benefits olur mu? Oluyormuş meğersem.

Miles ve Tate'in arasında duygusallıktan uzak, sadece arzulara dayalı bir ilişki başlıyor.
Miles'ın geçmişte yaşadığı olaylar (evet yine geçmişi sorunlu erkek karakter) onun 'bir daha' aşık olmasının önüne geçiyor. Neredeyse 6 yıldır kendini her türlü kadın erkek ilişkisine kapatan Miles'ın hayatı bir anda değişiyor ve birileri ona şunu söylemeyi unutunca olanlar oluyor.

Arzu da bir duygudur :D


Anlaşmalı ilişkilerinde en başta sadece iki kural var. İkisini de Miles koyuyor.

1.Geçmişimi sorma
2.Benden bir gelecek bekleme

Tabi Tate'in moral direk sıfırlanıyor. Çünkü hem geçmişini bilmek istiyor Miles'ın, hem de onun geleceği olmak istiyor. Sonuçta hiç bir kadın, Miles gibi bir erkekle öylesine bir ilişki yaşamak istemez. Ancak Miles sürekli 'benden umutlanma' diyerek geziyor ortada. Ama öyle şeyler yapıyor ki, bu anlaşmalı ilişki boyunca Tate'in ondan etkilenmemesi mümkün olmuyor.

Zaten Miles öyle tatlı bir insan ki ondan etkilenmemek mümkün değil.

Kitap boyunca bir Miles ve Tate'in hikayesini okuduk, bir Miles ve Rachel'ın hikayesini. Yazar iki hikayeyi birbirine mükemmel bir şekilde bağlamış ve bize aşkın çirkin, kötü taraflarını anlatmış.

Kitabın ana fikri kısaca şuydu sanırım, aşkın iki yüzü vardır. Bazen mutluluktan havalara uçururken, bazı zamanlar da acıdan cehennemde kıvranmanıza sebep olabilir.


Tate'in aciz halleri beni sinir etti kesinlikle. Acı çekeceğini bile bile sürekli Miles'a gitmesi ve ona o kadar bağımlı olması gerçekten sinirlerimi bozdu. Sanki Miles olmazsa yaşayamazmış gibi davranması ama onunlayken de bir ölüden farksız olması oldukça ironikti.

Şunu anladım ki bu kısımları okurken, büyük acılar çeken insanlara körü körüne bağlanmak, bize de büyük acılar getirir. Onların acısının iki katı olarak üstelik...

O yüzden Miles'ı ne kadar sevsem de Tate'in ondan kurtulmasını çok istedim. Ancak yapmadı. Her seferinde köpek oldu Miles'ın kapısında. İyi halt etti...

Miles'ın sinir olduğum yönleri yok muydu? Vardı. Madem kızın geleceği olmak istemiyorsun o zaman niye bu kadar tatlısın? Madem kıza geçmişini anlatmak istemiyorsun, o zaman niye bu kadar malsın? Çok açıklayıcı bir yorum oldu değil mi?

Ama durun, ben de daha açıklayıcısı var.

Erkek değil mi, hepsi aynı!

Kitap boyunca hadi şimdi, hadi şimdi, aha bitti, aha başladı, aha öldü (no spoiler :D) kıvamında oluyorsunuz. Colleen öyle bir kurgulamış ki kitabı sürekli ters köşeye yatmaya hazır geziyorsunuz ve bu daha fena ters köşeye yatmanıza sebep oluyor bence. Kitabı elinizden bırakamıyorsunuz çünkü her seferinde bir sonra ki cümlede ne olacağını merak ediyorsunuz. Sonra bir de bakmışsınız ki kitap bitmiş.

Yani heyecandan ölmeden okumayı başarabiliyorsunuz başarmasına ama kitap bitince artık eski siz olmuyorsunuz.

Kitaba tek kelime ile bayıldım. Çok güzel bir hikaye olmuştu. Okurken daha da heyecanlanmak isteyenlere, okurken Colleen Hoover ve Griffin Peterson'ın kitap için özel olarak yapılmış şarkısı Ugly Love'ı dinlemenizi öneririm. Kitabı son  bir haftadır bir milyon defa filan dinledim.

Ugly Love kesinlikle okunmaya değer bir kitaptı. Okudum. Pişman değilim. Siz de okuyun :)








You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook