Pabucumun Ajanı-Kitap Yorumu

12:19



Kitabın Adı : Pabucumun AjanıYazarı: Asude
Sayfa Sayısı: 496
Yayınevi: Ephesus
Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.

Tuna Üstüner ise Enler listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı.
Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan.

Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.

Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.
Hem de onunla evlenecek kadar!


Yorumuma öncelikle Soma'da ki faciaya ne kadar üzüldüğümü belirterek başlamak istiyorum :(
Ölen işçilerimize Allah'tan rahmet diliyorum :( Mekanları cennet olsun. 
Yakınlarına sabır dilemekten ve hala içeride olan işçilerimizin hayırlısıyla kurtulmalarını dilemekten, dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden :(

Başka facia yaşatmasın Allah :(



Bugün ki kitabımızın adı 'Pabucumun Ajanı' 
Yazarı Asude. Benim en sevdiğim yazarlardan bir diğeri. Bursa fuarından aldım bu kitabı ve fuar yazımda da söylemiştim, ben kitabı Ankara'ya dönüş yolunda okurken, yazarda otobüsteydi :D Böyle bir hikaye yazacağım :D

Neyse işte ben kitabı otobüste okumaya başladım. Ama kitap öyle komik ki buna anında pişman oldum. Güleceğim ama gülemiyorum. İnsanlar bana tip tip bakıyor. Rezil bir durumdu ama değdi açıkçası :D



Zavallı Deniz'in tek suçu iş aramaktı. Ancak lanet bir düğme onun tüm hayatını değiştirdi. Patlayan düğme ile başlayan uğursuzluklar tüm gün devam etti ve en sonunda kendini, paspal kıyafetlerle, büyük bir şirkte şaka gibi bir öz geçmiş bırakırken buldu.

Bilmediği şey ise, dalga geçmek için bıraktığı o öz geçmişin ona hem bir işini hem de hayatının aşkını vereceğiydi. 
Bu özgeçmişimi okuyan kibirli ego balonunuza toplu iğneyle dalmak istediğimi lütfen bilin. Ekip Çalışması ve takım ruhuna sahip olarak, sizi, mahalledeki teyzelerin karşısına oturtup, onların “Tüüüüüü” diyen sulu şakalarını çok iyi organize edebilir, yedi ceddinize güzelce sövdürebilirim. 150 yıllık tecrübe arayan iş ilanlarınızı da alıp bir taraflarınıza eklemek istediğinizde size çok iyi estetik cerrahlar bulabilirim. Umarım o şirketinizin yanında foseptik patlar da tüm pislikler o pahalı ofisinize dolar! Altınızdaki ciplerle türünüz olan bir başka patronunun cipine dalıp tost olursunuz inşallah! Ozon tabakası tepenizde delinsin. Kafanıza meteor yağıp sizi ana okul çocuğuna çevirsin inşallah. Bir mankenle evlenin de silikonları elinizde patlasın! Allah belanızı versin. Ha unutmadan işe eleman alırken bir kez olsun onun da insan olduğunu unutmayın. Kendinizde bunu unutmuş olabilirsiniz, isterseniz ben hatırlatayım size! Ya da boş verin. Sizden olsa olsa müsvedde olur. İnsan müsveddesi!
BİR DOST        


Deniz tanıdığım en komik ve en yaratıcı karakter. Ben patron olsaydım o kızı işe almakla kalmaz böyle yaratıcılıktan sorumlu reklam müdürü filan yapardım :D Öyle bir iş var mı? Neyse o olmazsa büyük patron olur. Ya da büyük patronun gözdesi... baş belası desek aslında daha doğru olur.

Tuna Üstüner, Deniz Akın'ı işe alıyor ve ilk saniyesinden itibaren bunu yaptığına yapacağına pişman olur. Deniz gelmiş geçmiş en berbat sekreterdir. Üstüne bir de Tuna'yı sinir etmek için her şeyi yapar. 

Tuna ile yıldızları bir türlü barışmaz. En sonunda artık birlikte çalışamayacaklarını anladıklarında ise kader onların ayrılmalarını istemez. Ya da... neyse zaten kim olduğunu ben de bilmiyorum :D
Hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önüne geldi. Hatta reklamları bile izleyip bitirdiğim halde ölmemiştim. Ne sıkıcı bir hayatım olduğunu düşünürken finalin muhteşem olacağını anladım. Tuna Üstüner'in göğsünde nihayetlenecekti ömrüm. Bu adam benim happy end'im olacakti... 

Tuna ve Deniz'in atışmalarıydı bana bu kitabı okutan. Öyle ki ilk kez iki karakter 15. sayfada aşık olup evlensin istemedim. Onların bu atışmalarından çok zevk aldım. Aşık olmasalar da olur yani :D Benim için sorun değil. Oldular demiyorum ama olmadılar da demiyorum. Orası gizemini kitabı okumayan için hala koruyor.

Deniz'in hakaretlerine öldüm. Özellikle ortadan sıkılmış diş macunu, kardeşime göre gelmiş geçmiş en terbiyesiz söz. Öyle lanet bir şey yani. Gerçi ben diş macununu ortadan sıkmayı severim ya hadi neyse :D

“Beni nerede göreceksin ki! Ben Uranüs’te yaşamıyorum. Ben bu dünyada yaşıyorum! Senin gibi burnum başka gezegende değil!”


Kitabın bütün bu komik örgüsü, Deniz'in yaratıcılığı ve Tuna'nın mükemmelliği yetmezmiş gibi bir de Deniz'le komşu çıktık efenim :D O Siyasal Bilimler Fakültesi'nin oralarda oturuyor herhalde. Caminin sağ tarafında. Ben sol taraftayım. Cebeci Cami dediniz mi hem Deniz'i tanırsınız hem beni :D

Benim teorime göre yazarda oralarda oturuyor. Ama tabi biz açık adresiyle değil yazdıklarıyla ilgileniyoruz. Ha eğer ikinci kitap hızla çıkmazsa.... o zaman açık adres işimize yarayabilir :D

“Beni öpecek mi?” diye içimden geçirdim…
“Bunu mu istiyorsun?” diye fısıldadı.
Yalan söyleyip “İstemiyorum” dedim ve oyunbozan beynimin komutuyla dudaklarımı yaladım. O ise daha da Yaklaştı ve beni sertçe öptü! 

Kestiiiiiiiiiikk! 
Hayır öpmedi!      

Buradan Tuna'ya bir mesaj iletmek istiyorum. O ağır abi ayaklarını biz yemiyoruz koçum. Bir karar ver kızı seviyor musun sevmiyor musun? Bu işlerde ortası olmaz. Tuna'nın kitabın çoğunluğu boyunca takındığı bu dengesiz tavır sinirimi bozmadı değil yani. Ya siyahsın ya beyaz Tuna. Gri renk çoktan kapıldı :D



Ve Deniz... Senin de dilinin hiç kemiği yok be kuzum. Kitap boyunca ne çektiyse o dilinden çekti bu kız. Susmak nedir bilmiyor. Ne inatçı ne dik başlı bir kadınsın sen. Kadın dediğin azıcık oturaklı olur :D

Ama tabi gel de bunu Deniz'e anlat.

Tuna'nın dengesiz tavırları, Deniz'in boş boğazı derken, haliyle aralarında oldukça yüksek bir gerilim vardı ve resmen o gerilim beni çarptı. O kadar ergenlerdi yani. Kim yaptıysa bunları olmamış. Şey... yani aslında Tuna olmuşta ben Deniz komşum bozulmasın diye öyle dedim :P

Yine de bir kaçan kovalanır havaları vardı aralarında sanki .Yani hala ergensiniz gençler :D

“Ah kim senin imajına zarar verebilir? Sen Tuna Üstüner’sin. Uranüs’ten ithal, ülkenin en zengin, en genç, en yakışıklı, en başarılı iş adamlarından birisin. Basit bir sekreter imajını nasıl sarsar!”

Genç adamın yüzünden hoşnut bir ifade geçti. “Yakışıklı bulunduğumu bilmiyordum” dedi.

Kitabın tadı damağımda kalınca ve en heyecanlı yerde bitince tabi ki o an fellik fellik Asude'nin açık adresini aramaya başladım. Eğer beni AŞTİ'den babam almasaydı metroyla evine kadar takip etmeyi düşünüyordum.

Öyle kitap mı biter canım yazarcım? Acımadın mı bize hiç? Kalp krizi geçireceğim :D

Neyse ki yazar bize Tuna ve Deniz gelene kadar oyalanalım diye harika bir kitap yazdı. Martin ve İlkim benim en sevdiğim internet hikayelerinden birinin baş kahramanları.

Martin mi Tuna mı? Hmm.... ortaya karışık olmuyor mu? Hayır mı? Pki. .s.s

:D




You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook