Okur Yazar Gezer #3

12:15


Bu aralar hiç yerimde durmuyorum. Sürekli bir gezme derdindeyim :D

Ben baba tarafından Mardin, anne tarafından Giresunluyum. Bu nedenle Güney Doğu ve Karadeniz de çok fazla akrabam var.

Babam Güney Doğu'da çok fazla iş yapıyor. Ben de o Batman'a giderken takıldım peşine gittim. Gidiş 20 saat geliş 20 saat beni baya yordu. Arada bir de Mardin'e geliş gidiş var. Üzerine sıcak ve hastalık eklenince kendime gelemedim bir hafta boyunca :D Yine de çok eğlendim.

Bakalım Batman'da neler yapmışım, Mardin'de nereleri gezmişim.





Batman'da nezih bir kahvede güzel bir kahve içmek isterseniz gidebileceğiniz en güzel yer Mado'dur.
Yanlış anlamayın, bu benim Batman'a ilk gidişim değil. Çok gittim geldim. Ve her seferinde mutlaka Mado'ya uğrarım. Zaten adı bilinen bir dondurmacı Mado. Batman'ın ise en güzel yerlerinden biridir. 

Yani yolunuz Batman'a düşerse mutlaka oraya uğrayın.

Yöresel yemekleri denemek için öldüğünüzü biliyorum. Size bu konuda bir öneride bulunamam çünkü yöresel yemek için bir yere gitmeye gerek duymuyorum ben :D Harika yemek yapan bir halam var çünkü :D

Ancak yöresel yemekleri tadacak bir yer bulunca size önerim sakin olun. Derin nefeslerin alın ve küçük porsiyonlar seçin. Nefsinizle mücadele edin. Çünkü o sizi daha fazla içli köfte yemek için dürtüp duracak. Her yerin içli köftelerine benzemez burada yiyecekleriniz. Bu şekilde bir Mardin'de bir de Batman'da yaparlar içli köfte. 


Daha sonra Batman Japon Çarşısı'na gittik. Burası genelde kaçak elektronik eşya, parfüm, gözlük gibi şeyleri bulabileceğiniz bir yer.

Kaçak etin yahnisi güzel olurmuş :D Bizimki de o hesap. Normalden ucuz oluyor yani :D
Elektronik eşya kaybolduğunda şikayet edemediğimiz için almıyordum artık. Çünkü bir kere öyle telefonum kayboldu mal gibi kaldım :D

Neyse bu sefer tablet aldım. Kendi tabletim bozulunca ben de oradan aldım bir tane. Bir şey fark etmedi gerçi. Ben geçer sefer de cimrilik yapıp en ucuzunu almıştım :D Ayda yılda bir girip ebook okuyacağım zaten. Hiç gidip bir sürü para bayılamazdım :P


O kadar gezmenin üzerine yorulduk tabi. Biz de çarşı da bir baklavacı da oturalım dedik. Babam buranın çok güzel baklava yaptığını söyleyince de hayır diyemedik. Gerçekten de doğru söylüyormuş.

Baklava 100, dondurma 100, türk kahvesi 100, güler yüzlü hizmet 100 puan aldı benden :D

Sonra tabi eve döndük. 

Ertesi sabah kalkıp Mardin'e doğru yol aldık. İlk önce benim daha önce ayrıntılı olarak gezdiğim ve çok beğendiğim Hasankeyf de durduk. Artık bir çok yeri tehlikeli olduğu için kapalı. Zaten yakında sular altında kalacak. 

Sular altında kalacak diye koruyamamışlar yapıları belli. Benim çok severek gezdiğim kale, şimdi yıkılmak üzere. Bence vakit kaybetmeden gidip gezin Hasankeyf'i


Daha sonra yola deva ettik. Biz yola devam ederken bir yağmur başladı ki sormayın. Göz gözü görmüyor. Son çare arabayı sağa çekip bekledik. 

Neyse ki en sonunda durdu ve yerini güneş ile kavurucu sıcağa bıraktı. 


Yağmur yavaşça dinip yerini güneşe bırakırken, biz de Ayrancı Yokuşu'na doğru yol aldık.


Arkamda gördüğünü yol bir yokuşun sonu. Bu yokuşun sonunda da, yokuşa adını veren meşhur ayrancı yer alıyor.

Benim babam işi gereği Türkiye'nin her yerini gezer. Söylediğine göre o kadar yer gezmiş, böyle ayran daha içmemiş. Her seferinde durup içermiş. Ben ayran sevmediğim için içmedim. Bu yüzden yorum yapamayacağım. Ancak siz ayran seviyorsanız, yolunuzu Batman-Mardin yoluna düşürün ve gelip bu ayranı deneyin :)

Yol devam etti ve biz sonunda Mardin'e vardık :)


Ben daha önce Midyat'a gitmiştim. Ben Mardin-Midyat-Estel'liyim tam olarak. Hal böyle olunca ilk gidişimde orayı gezmiştim. Bu sefer Mardin-Merkez'deydim.


Mardin taşından yapılmış evlerin arasında, dar sokaklarda gezdim. Evler de hala yaşayan insanlar vardı tabi ki ama her birinin en az 100 yıllık evler olduğunu söyleyebilirim. Kiliseler ise... eh onlar daha fazla.


Güney Doğu çooookkkk sonrada Türklerin oldu. O bölge bize geçmeden önce üç ana merkezden yönetiliyormuş. Diyarbakır, Hasankeyf ve Mardin. O nedenle de en güzel tarihi yapılar buralarda.

Mardin ise... başlı başına bir tarih harikası. Yalnız sokaklarda gezerken dikkat edin. Labirent gibi :D


Yeteri kadar sokaklarda dolandığıma karar verince indim çarşıya. Çarşısında çok fazla bir şey yok. Gümüşçüler ve bu bölgede bulabileceğiniz kuru yemişleri satan yerler var. Onun dışında Mardin-Merkez genel olarak bir yerleşim yeri. 

Kaleye çıkmadım. Çünkü oraya da daha önce gitmiştim. Ancak Kale'ye çıkmanızı öneririm. Bir de Mardin-Merkez'e iki kez dışardan bakmanızı. Bir gündüz bir gece. Ne demek istediğimiz baktığınızda anlayacaksınız :D


Etrafta yer yer eski konaklar görebilirsiniz. Ancak çoğu artık eskimiş. Yıkık dökük. Bir tadilattan geçiyorlar mı bilmiyorum ama oldukça büyükler.

Bunlardan biri üzerine de Mardin Müzesi kurulmuş.


Müzenin çoğu yeri kapalı. Sanırım bakımdan geçiyor. Ancak terasına çıkmak için bile oraya gitmeye değer.

Tüm Mardin'i görebiliyorsunuz oradan :)

Bir de çarşıda herkes başına değişik bir şekilde eşarp/şal bağlatıyordu. Ben de yaptırdım tabi ki :D


Mardin'den sonra Ankara'ya doğru yola çıktık. 

Yolda yemek yemek için Gaziantep'de durduk ama bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Resmen iki gün hasta yattım. Kim Gaziantep yemekleri güzel dediyse kalan söylemiş. Bir de en meşhur lokantasında yedik. Bir de Küştür mü ne öyle bir yemeği var. Sakın yemeyin... hiç hoş değil.

Gaziantep ile ilgili sadece tek bir resim paylaşıp, yazımı sonlandıracağım. Esen kalın efenim :)















You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook