Arzuların Esiri-Kitap Yorumu

13:24

b

Kitabın Adı : Arzuların Esiri
Orijinal Adı: A Hunger Like No Other
Sayfa Sayısı: 400
Yayınevi: Pegasus 
Yazarı: Kersley Cole
Asırların ayırdığı bir kurtadam ile vampir 
Ölüm ile yaşamın sınırlarını zorlayacak kadar kuvvetli bir tutku!


Önüne çıkan engellerle durdurulamayacak, vahşi bir kurtadam

Vampirlerin elinde yıllar boyunca işkence görmüş olan savaşçı Lachlain MacRieve, binyıldır beklediği eşinin bir vampir olduğunu keşfedince öfkeden deliye döner. Nefreti ve öfkesi kendisini içten içe tüketirken, vampiri ya kabullenecek ya da öldürecektir.

Çılgın bir fantezinin eline düşen, büyüleyici bir vampir

Hayatı boyunca korunaklı bir evde yaşamış olan Emmaline Troy, ailesiyle ilgili sırları gün yüzüne çıkarmak isterken, güçlü Lykae tarafından esir alınır. Ona karşı duyduğu korku ile karanlık arzular iç içe geçtikçe kafası da karışmaya başlayacaktır.

İkisini de tüketen bir arzu

Geçmişten gelen bir düşman tekrar ortaya çıktığında, bu korkunç kötülüğün karşısında birleşip arzularını aşkla taçlandırabilecekler midir? Gururlu savaşçı dize gelebilecek midir? Narin ve güzel vampir kendisini savunabilecek midir?


p

Gördüğünüz üzere bu aralar kitap yorumu işini iyice aştım :D Arka arkaya yorumlar filan :D Çok havalıyım yani :D 

Neyse, gelelim kitabımıza. Bu kitabı takip ettiğim bloglardan birinde görmüş ve çok merak etmiştim. Özellikle çok uzun zamandır vampirli, kurt adamlı filan bir kitap okumadığım için bu kitap bana çok cazip gelmişti. Ben de kitapsihirbazi.com'dan aslında yapmamam gereken bir alışveriş yaptığım sırada bu kitabı da ekledim sepetime.





Laichlain 150 yıldır vampirler tarafından esir tutulan güçlü bir kurt adamdır. İki ırk arasında süregelen savaşta önce babasını kaybetmiştir, ardından da intikam hırsıyla vampirlerin peşine düşen kardeşini kurtaramaya çalışırken esir düşmüştür. 

Kolay değil tam 150 yıl. Tam 150 yıl boyunca en korkunç kabuslarınızın baş kahramanı olan işkenceler çekmiş. Ölmek istemiş belki de ama ölümsüz olduğu için ölememiş.

Ancak bir gün... tüm hayatı boyunca beklediği kadının kokusuyla kendine gelir. Eşinin kokusuyla ve bu onun için dönüm noktası olur.

Laichlain, ne pahasına olursa olsun onu bulacaktır.
"Şimdiye dek alacağı intikamın detaylı düşleriyle ayakta kalmıştı, yüreğindeki gazabı büyütmek elinde kalan son şeydi.
Ta ki o kadın gelene kadar..."

Laichlain, eşinin kokusunu almanın verdiği güç ve o kokuyu kaybetmenin verdiği korkuyla, bağlı olduğu zincirlerle savaşır. Onlardan kurtulmak için her şeyi yapar ve sonunda, büyük ödüle giden yolda özgür kalır. 


Emma, Laichlain özgür kaldığı sırada Paris'tedir. Günlerdir kan içemediği için bitkin düşmüş haldedir. Laichlain ise bacağını kaybetmiştir ve onun iyileşmesini bile beklemeden, büyük bir açlık ve öfkeyle eşinin peşine düşmüştür. Tek istediği onu bulmaktır.

Ancak onu bulduğunda kaderin onunla bir oyun oynadığını anlar. Çünkü eşi bir vampirdir. Daha doğrusu bir valkyriedir. O da bir çeşit vampir ve cadı karışımı bir şey. Her neyse.

Laichlain doğal olarak Emma'yı görünce şok olur ama sonuçta Emma onun eşidir ve bunu değiştirmek için selinden hiç bir şey gelmez.
"Sana dokunmak istiyorum. Seni öğrenmek. Ve senin ellerinin de benim üzerimde olmasını istiyorum."


Laichlain, Emma'yı buldu bulmasına ama bu adam bir tuhaf. Ne bir kur yapmak var ne başka bir şey. Adamın acelesi var. İşini halledip kaçacak sanki. Hayır öyle bir hali var ki sanırsın dolunayda kızı yatağa atıp ertesi sabah masanın üzerine 100 dolar bırakıp gidecek.

Tamam, Allah için adamın 'öp beni kadın!' diyen halleri çok seksi ama olaya biraz fazla mı hızlı girdi? 150 yıl yaramamış bu arkadaşa. Ehi sonuçta bu saldırgan ve hayvansal tavırlarının cezasını çeken Emma oluyor.

O da öyle ürkek öyle savunmasız ki dersiniz bu nasıl vampir. 

Laichlain 150 yıl öncesinin kurallarıyla Emma'ya sahip olmaya, onu kraliçesi yapmaya çalışıyor ancak her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor. Emma'ya zaman vermesi, birbirlerini tanımalarına müsaade etmesi gerektiğini anladığında iş işten geçmiş oluyor ama ne demişler, geç olsun da güç olmasın.

Laichlain tekrar Emma'nın kalbini kazanmak için her şeyi yapıyor. Kızı giydiriyor, yatağına yatırıyor, duşunu aldırıyor hatta kendi kanıyla besliyor ama yok anacım bir türlü yaranamıyor oğlan buna. Yemediği yumruk kalmıyor kızdan. Buu adam da kurt adam Emma. Yeter ama ya. Sabrını zorlarsan karışmam bak sonra...


Kitap boyunca Emma'nın istemem yan cebime koy. Bugün olmaz yarın gel. Ay yok başım ağrıyor. Bak ama elleme tavırlarına sinir oldum. Önce adamı baştan çıkarıyor sonra git gelme istemem diyor. Böyle bir ruh hastası kız. 

Belli yani birbirinizin eşisiniz ne naz yapıyorsun daha?



Ben kitabın sonu Emma'nın Laichlain'i kabullenmesiyle ve ona aşık olup mutlu mesut yaşamalarıyla biter diye düşünmüştüm ama kitap zaten başından beri çok farklı bir olay örgüsü takip etti ve bu da hoşuma gitti. Artık kitap okurken bir sonra ki olayın ne olacağını tahmin edebiliyorum ve bu haliyle pek de hoş olmuyor. Ancak bu kitap farklıydı ve okurken çok ama çok zevk aldım.

Emma'nın beni verem eden tavırları ve Laichlain'e duyduğum aşkla bu kitabında sonuna geldim ve keşke hiç bitmeseydi dedim.

Mutlaka ama mutlaka bu kitabı okumalısınız. Benden tam puan aldı :D

A B C D E
             Bu kitaba sahip olmak için hemen kitapsihirbazi.com'a tıklayın! 

Elif Yılmaz

You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook