Fangirl-Kitap Yorumu

05:08

Kitabın Adı: Fangirl
Orijinal Adı: Fangirl
Yazarı: Rainbow Rowell
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
*****
Gerçek ve düş arasında sıkışmış hayalperest bir genç kız...
Bir elmanın iki yarısıyken farklı hayatlara savrulan iki kardeş


Cath bir Simon Snow hayranıdır.
Öyle ya, tüm dünya Simon Snow hayranıdır...
Ancak bu Cath için bir hayat felsefesidir ve o takipçi olma konusunda çok iyidir. İkiz kız kardeşi Wren'le çocukluklarından beri Simon Snow kitaplarını defalarca okumaktan, hayran kurgusu yazmaya kadar, kendilerini seriye adamış, annelerini kaybetmelerini de ancak bu şekilde atlatabilmişlerdir. Büyüdükçe Wren'in hayranlığı azalsa da Cath'in vazgeçmeye niyeti yoktur.

Üniversiteye gidecekleri sırada Wren, onunla aynı odada kalmak istemediğini söyleyince Cath kendi rahat dünyasının tamamen dışında, bir başına kalır. Son derece utangaç olan Cath, kendini yazdığı hayran kurgusuna kaptırmıştır. Hikâyesinde her zaman ne diyeceğini gayet iyi bilmekte ve gerçek hayatta hiç tecrübe etmediği romantizmi öyküsüne yansıtabilmektedir. Wren elinden tutmadan da Cath her şeyin üstesinden gelebilecek midir? Kendi hayatına başlamaya gerçekten hazır mıdır? Ya kendi hikâyelerini yazmaya?..
En önemlisi de Simon Snow sevdasını geride bırakma pahasına yola devam etmeyi istemekte midir?



Yeni bir kitap yorumundan herkese selamlar olsun :D
Yine bir Rainbow Rowell kitabıyla karşınızdayım. Bu arada hatunun adı çok güzel değil mi yahu! :D
(Update: 31.03.2014 tarihinde yorumu yayınlanan bu kitabın turu Haziran 2016 tarihinde Gezgin Kitap Kardeşliği tarafından gerçekleştirilmektedir.)

Bu kitap ekstra ilginç bir kitaptı ve emin olmamakla birlikte anlatılan hikayenin gerçek olduğunu düşünüyorum.

O zaman kısaca konuyu anlatarak yorumuma başlayabilirim :D


Cath bir Simon Snow fanıdır. Hani şu çatlak fangirl dediklerimizden. (O ben oluyorum)
Biliyorsunuz günümüzde bir çok fangirl internette fan fiction denilen ve hayran kurgusu olarak da bilinen hikayeler yazıyor; ancak bunlardan, en azından beni görüşüme göre, sadece bazıları bu işi 'yazarlık' olarak görüyor. Yani gerçekten yazmayı sevdiği için yazıyor.

Cath bir yazar. Gerçekten harika yazan, çok yaratıcı bir yazar. Bir Simon Snow hayran hikayesi yazmaya çalışıyor ve kendine bu hikayenin içinde bir dünya kuruyor. Simon Snow onun her şeyi oluyor. 
Okuyucuları onun kitabın gerçek yazarından daha iyi yazdığını söylüyor.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim Simon Snow, gerçek bir kitap kahramanı. Yani bu kitap uydurma değil. Öyle bir kitap var. Ve Cath'in yazdığı hikaye, kitap da söylediğine göre internette öyle bir hikaye de var. İşte bu yüzden olayların gerçek olduğunu düşünüyorum.
(Update: Bu hikayenin de aslında Rainbow Rowell'a ait olduğu ortaya çıktı. Bkz: Carry On)

Her neyse, Cath ve ikiz kardeşi üniversiteye başlıyor ve Cath hayatında ilk defa kız kardeşinden ayrılıyor. Hayatını ondan ayrı yaşamaya başlıyor. Cath ve kız kardeşi aynı okulda olsalar da ayrı odalarda kalıyorlar ve bu Cath'i daha da çok geriyor. Onu resmen kurduğu hayali dünyanın içine sürüklüyor. 

Ta ki yeni o da arkadaşı Reagen ve onun arkadaşı Levi ile tanışana kadar.


Levi çok sevimli, çok sempatik bir karakter. Reagen ise onun aksine daha karanlık bir tip; fakat genelde böyle karakterler en yakın arkadaşlardır. Dışarıya sert gözüküp içten iyi olan tipler.

Cath kendini keşfetmek üzere çıktığı bu yolculukta onun çok iyiliğini görüyor. Ve Levi'nin...
Cath Simon Snow'dan başka bir şey yazmaya odaklanamadığını, kendini ona çok kaptırdığını ve hayatının onsuz olamayacağını anladığında yazarlıktan bile vazgeçecek duruma geliyor. Onda harika eserler ortaya koyacak potansiyel var ama onu içine hapsolduğu dünyadan dışarı çıkaracak bir ele ihtiyacı var.

Bence Levi tam da bu nokta da ona yardımcı oluyor.
Cath'in ona ödevlerinde yardım etmesi, ona hikayesini okuması, aralarında ki ilişkinin yolunu hazırlıyor.

Levi okuduğum en sempatik karakter demiştim değil mi?
Hep üniversiteli erkekler böyle nerede akşam orada sabah, gelsin kızlar gitsin içkiler tarzı tipler olarak yazılır ve bu bana asla gerçekçi gelmez.

Levi öyle değil. Gayet efendi bir çocuk. Askerliğini de yapmışsa yarın gelip istesin yani öyle bir tip :D


Ben her zaman bir kapı kapanmadan diğerinin açılmayacağına inanırım. Tabii mecazi anlamda. Yoksa mesela biz kardeşimle oda kapılarımızı aynı anda açabiliyoruz :P

Cath'in tek ihtiyacı olan inanacak başka bir şeydi. Çocukluğunda yaşadığı aile dramaları (yine ailevi problemleri olan bir kız!) onu bu duruma sürüklemiş olabilir ama bir şekilde kendine inancı ve güveni yok Cath'in. Bu nedenle girdiği bu yeni hayatta bu güveni ve inancı kazanması ona Simon Snow takıntısından da kurtulmasında yardımcı oluyor.

Bir yazar olarak Cath'in hissettiği çoğu şeyi anlayabildim. Yazmak gerçekten de kendinize bir süre sonra hayali bir dünya kurmanıza sebep oluyor. Özellikle uzun süre devam eden hikayeler. Onlarla yatıp onlarla kalkıyorsunuz. Bölüm yetişmezse üzülüyorsunuz. Okuyucularımı bekletmemek için sabaha kadar hikaye yazdığım çok oldu.

Sürekli odamda oturup yazı yazana bir tipe dönüştüm ama sırf bu işi sevdiğim için. Bu yüzden tek bir karaktere bağlanıp onu takıntı haline getirmeniz mümkün. Çünkü çoğu sorunumuzdan o karakterler sayesinde kaçabiliyoruz. Benim yazmaya başlamamın temel sebebi buydu. Sorunlardan kaçabileceğim bir yoldu. 

Ne sorunun vardı sevgili Okur-Yazar? Sormayın ya geçen yine Obama geldi ben bu Amerika'yı yönetemiyorum dedi. Tüm dünyanın yükü benim omuzlarımda :P

Dediğim gibi Cath'inki sadece geçmişini silmek için geleceği olarak gördüğü şeyi kullanmaktı. Bir şekilde kafasını Simon Snow'a takarsa asla geriye dönüp bakmayacağını düşündü; ancak her hikayenin bir sonu vardır ve biz yazarlar önünde sonunda bebeğimiz gibi sevdiğimiz karakterlerimize veda etmek zorundayızdır.

Cath kendi vedasını etmeyi başardı mı? Hepsi bu kitapta :D


Ben Eleanor&Park'ı daha çok sevmiştim açıkçası. Bu kitabı herkes o kadar çok övdü ki kitabı okuduğumda biraz hayal kırıklığına uğradım. Ben daha heyecanlı, çıldırtıcı bir şey bekliyordum. Eleanor&Park öyleydi. Elimden bırakamamış hatta yolda yürürken bile okumuştum :D

Bu demek değil ki Fangirl kötü... Fangirl güzel; ama tabii bi Eleanor&Park değil :P

Kitabın aralarında Simon Snow'un orijinal kitabı ve Cath'in yazdığı hikayelerden kesitler verilmişti. O kesitler biraz kafamın karışmasına sebep olsa da, yine de kitaba hoş bir hava katmıştı bana kalırsa.

Ve şimdi de Simon Snow'un hikayesini merak ediyorum. Ne doymak bilmez bir insanım böyle? Gidip okuyayım bari :P

Eh, bir sonraki yorumda görüşmek üzere diyelim mi o halde?

O zamana kadar...






You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook