3.Gezgin Kitap Kardeşliği ile Blog Turu 'Aleve Dokunmak'-Kitap Yorumu+Alman Ed. Ülkemizde ki Örnekleri

09:31

Kitabın Adı : Aleve Dokunmak
Orijinal Adı: Touch The Flame

Yazarı: Zoran Drvenkar
Yayınevi: ON8
Sayfa Sayısı:248


Goodreads | Kitap Sihirbazı
Babasından uzak büyümüş bir oğul, oğlunu terk etmiş bir baba. Belki de son kez görüşecekler. Üstelik, bu ailenin sözü edilmez bir karanlık geçmişi var ki, dalıverdikleri akla zarar kovalamacayı ve havada uçuşan yumrukları açıklamaya yetiyor... Alman edebiyatının özgün sesi Zoran Drvenkar, yine zamanı akışına yabancılaştırırken soruyor; İki yabancının birbirini tanımak için kaç güne, kaç kilometreye ihtiyacı var?                                                                                                                           


Gezgin Kitap Kardeşliği hız kesmeden turlarına devam ediyor. Gezginler olarak 3.turumuzda ON8 Yayınları'ndan çıkarn 'Aleve Dokunmak' kitabını okuduk ve inceledik. Bugün de sizlerle kendi yorumumu ve Alman edebiyatının ülkemizde ki örneklerini paylaşacağım.

Önce yorumla başlayalım. Daha önce hiç Alman edebiyatına ait bir kitap okumamıştım. O yüzden benim içinde bir ilk ve güzel bir tecrübe oldu.


Kitabın dili oldukça güzeldi. Normalde geniş zamanla yazılan eserleri çok ilginç bulmam. Bu bir tek distopyalar için geçerli değildir. 
Ancak bu kitap geniş zamanla yazılmış olmasına rağmen, dili beni büyüledi. Akıcı ve oldukça etkileyiciydi.



Kitap bir baba ve bir oğulun hikayesini anlatıyor. Ama ne hikaye... Luka ve babası yıllardır görüşmüyor. Babası o daha çok küçükken çekip gitmiş ve şimdi yıllar sonra, annesinin isteği üzerine tekrar görüşecekler.

Luka ona ne kadar kızgın olsa da, babasını seviyor. Çünkü onun babası ve onun da Luka'yı sevebilme ihtimaline tutunuyor.

Babası ise tam anlamıyla zavallı bir adam. Zayıf, güçsüz, ezilmiş ve yorgun. Belki de Luka'yı seviyor, aslında kesinlikle seviyor bence ama kendini hiç sevmiyor ki oğlunu sevsin...

Ve birbirlerini tanımak için bir yolculuğa çıkıyorlar. Ancak bu yolculuk bir anda aile sırlarının karanlık işlerine ortak oluyor. Luka ve babasının ilişkisinin zayıf temelleri hem güçleniyor bu yolculuktan sonra hem de tamamen yıkılıyor.

Onca aksiyondan sonra Luka bir daha babasını görmeyeceğini biliyor. Ancak içi bir şekilde rahat. Çünkü artık 'ben babamı tanıdım' diyebilecek.

Kitabın son sayfalarına doğru kendimi güneş gözlüğümün ardından ağlarken buldum. Böyle gözlerimden damla damla bir şeyler aktı yani. Göz yaşı mıydı, orası meçhul :D

Özellikle sonunu çok beğendim. Sonu bize kesin bir dille verilmemişti ama biz ne olduğunu biliyorduk ve o bilinen sonu hayal etmek ok zevkliydi.


 A B C D 


Gelelim Alman edebiyatının günümüzde ki örneklerine....


Alman edebiyatının ülkemizde en çok bilinen örneği, hiç kuşkusuz Hansel ve Gratel'dir. Bir çocuk masalı olarak Grimm kardeşler tarafından yazılmıştır. Ancak benim duyduğuma göre hikayenin orijinali bir çocuk masalı olamayacak kadar iç karartıcı ve korkutucudur.


Bir diğer örnek olarak, Alman yazar Anne Frank'in günlüklerinden yazdığı kitabını verebiliriz.

Anne Frank 12 Haziran 1942 ile 1 Ağustos 1944 arasında günlük tutmuştur.

Mektupları, radyoda sürgün olan Kültür ve Bilim Bakanı Bolkestien'in konuşmasını dinleyene kadar sadece kendisi yazdı. Bolkestein, savaştan sonra Hollanda halkının almanlardan gördüğü zulme şahitlik eden tüm belgelerin toplanıp yayınlanması gerektiğini söylüyordu. Örnek olarak da günlükleri veriyordu. Bu sözler Anne Frank'i çok etkiledi ve savaştansonra bir kitap çıkarmaya karar verdi. Günlükleri bu kitap için temel olacaktı.

Anne Frank Bergen Belsen kampında 1945 yılının Mart ayında 15 yaşında öldü. aileden hayatta kalan tek kişi olan Otto Frank onun günlüğünü yayınladı. Anne Frank'in Hatıra Defteri o zamandan beri dünyada en çok okunan kitaplardan biri oldu. Otuzun üzerinde dile çevrildi ve 16 milyon adet sattı.

Ülkemizde de yayınlandığı ilk yıldan beri aynı ilgiyle okunan, okullarda öğretmenlerin referans kitap olarak tercih ettiği vazgeçilmez kitaplardan biri olan Anne Frank'in Hatıra Defteri'ni gözden geçirilmiş baskısı ile orijinal dilinden yeni çevirisiyle bir kez daha okuyucularla buluşturmaktan onur duyuyoruz.


Bu kitap daha çok ismiyle ilgimi çekti ve hemen girip konusunu okudum. İyi ki de okumuşum :)

Evlilikte yakınlaşma ve yabancılaşma temasını işleyen "Ve O Hiçbir Şey Demedi", romanın iki kahramanının sesleriyle ulaşır okura. Her ikisi de değişimli olarak içsel ve dışsal yaşantılarını anlatırlar. Böylece bu iki kişinin birbirine koşut giden yaşamları ve aslında birbirine ulaşmaya çabalayan bu insanların yalnızlığı açığa çıkar. Küçük bir kiralık odada karısı ve üç çocuğuyla bir arada yaşamanın sıkıntısına katlanamayan Fred Bogner, onlardan ayrılır. Kiliseye ait bir büroda telefoncu olarak çalışmaya başlar. Savaş sonrası Almanya'sının bir büyük kentinde sokakları arşınlar, içer ve oyun makinelerinde zaman öldürür. Karısıyla bir otelde geçirdiği hafta sonundan sonra ise kesin ayrılık kaçınılmaz görünür. Ancak çok geçmeden Bogner sevmekten asla vazgeçemediği karısında yepyeni bir insan bulur. Savaş sonrası Alman edebiyatının en gerçekçi ve en sarsıcı romanlarından biri olan "Ve O Hiçbir Şey Demedi", Alman yazar Heinrich Böll'ü üne kavuşturan roman olarak bilinir.

                                                                     













            Bir sonra ki kitabımız yine ismiyle ve ayrıca kapağının güzel rengiyle dikkatimi çeken bir kitap :)

Juli Zeh'in 2001 yazında çıktığı Bosna yolculuğunun izlenimlerinden oluşan Sessizliğin Gürültüsü, doğanın büyüleyici güzelliğiyle yıkımın iç burkan izlerinin iç içe girdiği, savaşın hayaletinin hâlâ her yerde kol gezdiği bir ülkeyi yalın bir şiirsellikle anlatan etkileyici bir kitap. Gezi boyunca yaşadıklarını derin bir duyarlılık ve ince bir mizah anlayışıyla aktarırken bir yandan da savaşın doğasını, sebep ve sonuçlarını sorgulayan Zeh'in akıcı anlatısı, küçük öykülerden örülü bir roman tadında.

YAZAR HAKKINDA: Juli Zeh 1974'te Bonn'da doğdu, Passau ve Leipzig'de hukuk eğitimini sürdürürken bir yandan da Leipzig'deki Alman Dili ve Edebiyatı Enstitüsü'nde öğrenim gördü. Ayrıca Avrupa Hakları ve İnsan Hakları konularında eğitim aldı, bir süre New York, Krakow, Zagreb ve Saraybosna'da bulundu.

Aleve Dokunmak kitabını satın almak için hemen şimdi kitapsihirbazı.com'a tıklayın :)




Elif Yılmaz











You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook