The Proposition-Kitap Yorumu

04:39

With her thirtieth birthday looming, Emma Harrison finds her biological clock clanging and the elusive knight in shining armor yet to appear. She’s running out of options, especially after her gay best friend backs out from being her sperm donor. Of course, there’s always a sperm bank, but Emma fears a donor mix-up might impregnate her with the spawn of Satan.

Resident company womanizer, Aidan Fitzgerald, is used to always getting what he wants, especially in the bedroom. When Emma spurns his advances at the company Christmas party, he's determined to have her no matter what it takes. After Aidan learns of Emma's predicament, he is quick to offer a proposition that will benefit them both. He will father Emma's child, but she must conceive it with him naturally. Not one for hook-ups or casual sex, Emma is reluctant to take him up on his offer, but his charm, coupled with her intense desire for motherhood, wins out.

Soon their baby-making sessions become more than just physical. Aidan can't seem to walk away from her while Emma begins to wonder if Aidan could be the one. But can Aidan leave his past behind to become the man Emma needs him to be?

Kitabın adı: The Proposition
Yazarı: Katie Ashley
Sayfa sayısı: 232 (Epub)



*Spoiler İçerir*

Emma önce nişanlısını ardından da annesini kaybetmiştir. Tüm bu kayıpların acısıyla yaşamaya çalışırken bir de fark eder ki biyolojik saati öylece durup onu beklemiyordur. Emma bir bebek istiyordur ancak hayatında bebeğinin babası olabilecek kimse yoktur. Zaten nişanlısının ölümünün ardından hayatında birini isteyip istemediğine de emin değildir. Bu nedenle suni döllenmeyle hamile kalmak ister ve bu yüzden gay arkadaşıyla bir anlaşma yapar. Ancak arkadaşı son anda vazgeçince zavallı Emma öylece eli böğründe kalır ve ne yapacağını bilemez. Tek istediği kendi canından kanından bir bebektir ama ona nasıl sahip olacağını artık bilmiyordur.

“Have you ever wanted something so bad you think you’d die if you don’t have it? That the mere thought of it keeps you up at night. You can’t sleep, you can’t eat, you can’t drink. You are so consumed by that desire nothing else matters, and you’re not sure life is worth living if you can’t have it.”


Aiden her kitabın olmazsa olmazı ve bizim olmazsa nefes alamayacağımız, yokluğundan verem olacağımız kötü çocuğu. Aiden, her gece farklı kadınlarla takılan, asla ciddi ilişkiler yaşamayan bir arkadaşımız. Kendisi Emma’yla aynı şirkette çalışıyor. Bir gün kulak misafiri olduğu bir konuşmada Emma’nın bebek istediğini ancak gay arkadaşının onu yarı yolda bıraktığını öğreniyor. Böylece Aiden aklında hain planlar oluşturmaya başlıyor.

"How much plainer can I make it for you? You were so damn sexy in that green dress. Your hair was down and fell in waves around your shoulders. And you kept giving me those innocent little smiles from across the room. I’ve never wanted to fuck someone so much as I wanted to you."

Zaten yeni yıl partisinde Emma’yı gözüne kestiren ancak açık bir şekilde reddedilen Aiden, planını yapıyor ve Emma’ya bir teklifte bulunuyor.

"Is this one of those contracts like in that kinky book where we outline what we're willing to do or not do during sex? Like our hard limits and safe words?"
"Here’s my proposition. I offer to father your child, and you in turn, promise to conceive it with me naturally."
Aiden ona bebeğinin babası olmayı ancak bunu doğal yollarla yapmayı teklif ediyor. Emma en başta biraz tereddüt ediyor ancak daha sonra başka seçeneği olmadığını fark ediyor. Arkadaşlarının da desteğiyle (ne biçim arkadaşları var bu kızı  ya) Aiden’ın teklifini kabul ediyor.



Aiden ve Emma bu işe sadece bebek yapmak amacıyla başlıyorlar ancak zaman geçtikçe ikisi de birbirinden etkileniyor ve en sonunda aralarında ki şey gerçek bir ilişkiye dönüşüyor. Üzerine bir de Emma hamile kalınca her şey gayet yolunda gidiyor.

Bu her şeyin yolunda gittiği kısımlar bana göre kitabın sıkıcı kısımlarıydı. Ne bileyim bir olmamıştı sanki. Ne çok romantiklerdi ne de böyle birbirlerine karşı soğuklardı.

Kitap kötü değildi ama bu kısımlar beni biraz sıktı anlayacağınız.
                                    

Emma, o kadar acıya rağmen kendisini Aiden’a açmasına ve ona, onu sevdiğini itiraf etmesine rağmen  Aiden bir türlü itiraf edemiyor. Kendi biliyor onu sevdiğini ama bir türlü kıza söyleyemiyor. Aslında biraz korkak bir arkadaş bu Aiden. Geçmişte de bir ilişkisini böyle mahvetmiş tabi bu da onu mahvetmiş. Emma tamam diyor. Ben seviyorum, sen yanımda olsan da yeter. Ancak o işler öyle olmuyor Emma hanım. Kitap sıkıcıydı demiştim ya işte o sıkıcı kitap son 20 30 sayfada filan herhalde bir heyecanlanıyor ki sormayın.


Aiden korkularına yenik düşüp en yanlış zamanda en yanlış şeyi yapıyor ve sonuçları onun için çok ağır oluyor. Eh, kitap böyle bitince bizim içinde oldukça ağır oluyor.

Kitap tek bir karakterin bakış açısıyla değil ilahi bakış açısıyla yazılmıştı. Bu tür bir kitabın ilk defa böyle yazıldığını görüyorum. Kötü mü olmuştu? Hayır ama o sıkıldığım yerleri mesela Emma’nın ağzından ya da Aiden’ın ağzından okusaydım belki daha az sıkılabilirdim.

Kitap dediğim gibi kötü değildi ama o kadar güzelde değildi. Bu konu çok klasik bir konu olduğundan kurgulanması doğal olarak çok önemliydi ancak çoğu zaman kurgu beni sarmadı. Bu kitap da başını okurken ‘off ikiyi okumam ben yaaa’ dediğiniz ve sonu heyecanlı bittiği için ikinci kitabı okumak zorunda kaldığımız kitaplardandı. Bu kesinlikle çok sıkıcı bir durum evet ama kader. Biz de mecbur okuduk tabi ki :D İkinci kitabın yorumu yakında gelecek :)







You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook