Saplantı-Kitap Yorumu

07:58


Kitabın Adı: Saplantı

Orjinal adı: Obsession
Yazarın adı: Jennifer L. Armentrout
Yayınevi: Dex
Sayfa sayısı: 352

Goodreads | Kitap Sihirbazı


Lux serisiyle tanıdığımız Luxenlerden sonra, Saplantı ile yazarımızı bize bu seferde Arumları tanıttı.
Ben kitabı İngilizce olarak okuyup bitirdim haftasında Türkçesi çıktı. Bu da benim şansım işte :D

Açıkçası kitap güzeldi ancak benim biraz kafam karıştı. Biz dört kitap boyunca Arumları düşman bildik, hain bildik ancak Hunter kesinlikle bir düşman değildi. Aslında dostum olmasını isteyeceğim 100 kitap karakterinden biriydi. Evet 100. Ayran gönüllü olduğum için beni yargılamayın :D

Yoruma başlamadan önce buradan Jenn’e seslenmek istiyorum. Bence senin acil tatile ihtiyacın var. Arka arkaya 500 kitap yazınca kafan karışmış bence :D



Serena’nın en yakın arkadaşı bir Luxen’in orijinal formuna dönüştüğünü şahit olur ve Luxenler onu bu yüzden susturur. Yani işte ipini keser. Adının üstünü çizer. Anladınız siz işte :D Ancak arkadaşı ölmeden önce Serena’ya her şeyi anlatmıştır ve bu yüzden Luxenler şimdi onun peşindedir.

İşte çok sevgili(!) SD olaya tam bu noktada dahil olur. Zaten onlar bir işe de karışmasalar olmaz. SD, Serena’yı koruması için, bir süreliğine, Hunter’ı gönderir. Hunter, Serena’ya uslu durmasını söyler ancak Serena dinlemeyince bu çok yakışıklı Arum ve Serena’nın macerası başlamış olur.

“ ‘Sende kimsin?’
   ‘İnsanları hep böyle mi karşılarsın?’ ”


Jennifer’ın yazış şekline bayılıyorum ben. ‘Ali topu tut’ cümlesini bile evirip çevirip komik bir hale getirebilir yani o derece. Serena ise artı bir komik olmuştu. Şimdi alın Katy’i vurun Deamon’a çarpın Dea’ye öyle saçma sapan bir insan yani :D Küfürbaz, sert, cazgır aboooo (okulda yorum yazan bloggerın acı sonu)

Serena kısaca zor bir kız. Olanlardan sonra da doğal olarak kendi içinde aşılması zor bir savunma mekanizması geliştirmiş. En başlarda bu mekanizmayı Hunter’a karşı da kullanmak istiyor ancak sen kimsin ki ona karşı koymaya çalışıyorsun sorarım sana ey Serena :D

Tabi ki öyle bir şey mümkün değil. Çalışıyor ama başaramıyor. Hunter onu kelimenin tam anlamıyla kendine çekiyor. Baya böyle içine içine :D


Şimdi Hunter dediğimiz muhteşem varlık bildiğiniz üzere bir Arum ve nasıl Luxenlerin doğasında iyileştirmek varsa onun doğasında da yok etmek var. Bunun Serena’yla olan ilişkisinde ki etkenlerinden bahsetmeyeceğim onu okuyup öğrenmeniz gerek :D ama Hunter üzerinde ki etkilerinden bahsedeceğim. Bence o böyle olmak istemiyor ve çoğunlukla insan yanı Arum yanına ağır basıyor. Kitabı okurken yok etme eğiliminin onu içten içe yaraladığını hissettim. Hunter bence  ne Arum olmak için yaratılmış ne de Luxen. O insan olmalıymış ama şans işte yanlış gezegene düşmüş.

Deamon ve Hunter’ın, Köken’de karşılaştıkları bir sahne vardı hatırlarsanız. O sahneyi bir kez de Hunter ve Serena’nın gözünden okuduk ve bu çok eğlenceliydi. Deamon bebeğim kıskandı herhalde ki çıkıp geldi :D :P

Bu nokta da değinmek istediğim nokta Deamon ve Hunter’ın orada olma nedenleri. *Spoiler* İkisi de SD’nin düşmanı olarak oradalar. İkisi de SD’den nefret ediyor ve ona karşı çıkmaya çalışıyorlar.

Kitabın sonunun bağlanmamış olması beni rahatsız etmişti ancak bunun sebebi kesinlikle bu. Luxen Deamon ve Arum Hunter’ın hem kendi türlerine hem de SD’ye karşı vermeleri gereken bir savaş var ve Lux serisinin son kitabı, benim düşünceme göre, aynı zamanda Saplantı’nın da devamı olacak.


Kitap güzeldi ancak Lux serisinden bir tık farklıydı. Lux serisi young adult bir seriyken Saplantı, Jenn’in new adult kitaplarından. Zaten kapağından belli. Ancak içeriğinin de daha çok yetişkinlere yönelik olduğunu belirtmem gerek. Yani Lux serisini okumuş olabilirsiniz ama eğer yaşınız küçükse bu kitabı okumak için etkilenmeyeceğinize emin olmanız gerek :)

*SPOILERS*

“ ‘Seni yok edeceğim ve sonra…’
   ‘Felan filan vesaire. Bunları çok duydum ve hepsi de aynı sonla bitti. Sen konuşursun. Çarpışırız. Ben beslenirim. Sen ölürsün. Mutlu son.’ ”

-----------

“ ‘Emir almaktan hoşlanmam’
   ‘Sana bacaklarını açmanı söylediğim de hoşuna gidiyor ama. Neden o zaman emirlerimi dinleyebiliyorsun da başka zaman dinleyemiyorsun?’ ”

-------------

“ İşler onun için iyi görünmüyordu. Tuhaf, aşina olmadığım bir ağırlık koca bir kaya gibi göğsüme oturmuştu. Bütün bunlara dair ne düşüneceğimi bilemiyordum ancak o yatakta yatarken gözlerimi kapatmadım. Her zaman yaptığım şeyi yaptım.
Onu seyrettim. ”




You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook