Trust In Me-Kitap Yorumu

06:28


It’s Wait for You as you’ve never seen it. Trust in Me lets you in on Cam’s side of the #1 New York Times Bestselling story.

Cameron Hamilton is used to getting what he wants, especially when it comes to women. But when Avery Morgansten comes crashing into his life – literally – he finally meets the one person who can resist his soulful baby blues. But Cam’s not ready to give up. He can’t get the feisty and intriguing girl out of his head.

Avery has secrets, secrets that keep her from admitting the feelings Cam knows she has for him. Will persistence (and some delicious homemade cookies) help him break down her barriers and gain her trust? Or will he be shut out of Avery's life, losing his first real shot at the kind of love that lasts forever?


‘Trust in Me’ Jennifer L. Armentrout’un ‘J.Lynn’ imzasıyla yazdığı ‘Wait For Me’ adlı kitabının novellası. Trust in Me’de, Wait For You’da Avery’nin ağzından anlatılan olaylar Cam’in ağzından anlatılıyor. Ağzını yerim onun ya nasıl tatlı, nasıl tatlı anlatamam ya :D



Olaylar aynı şekilde Cam ve Avery’in tanıştığı günle başlıyor. Avery, Cam’e çarpıyor ve birbirlerine çarpılıyorlar :D (ıyyy hayat enerjimi yedim resmen kendi kendime :D)


Ben kitapların bir de erkek karakterin ağzından anlatılmasını çok seviyorum. Çünkü ne kadar dışardan öyle olmasa da, erkekler içlerinde çoğu duyguyu daha yoğun yaşıyor. Kadın karakterin bakış açısından aşık olduğunu karaktere kendi bakış açısından tekrar tekrar daha çok aşık oluyorsunuz. İşte Trust in me’de de aynen böyle oldu. Cameron Hamilton beni benden aldı :D

Bu kitapta Cameron’ın neyi neden yaptığını daha iyi anlıyoruz. Kurabiye getirişi, kahvaltı hazırlaması, Avery’den uzak durduğu zamanlar… bunların hepsinin açıklaması bize bir bir veriliyor. Ben kurabiye olayını çok başka bir şey bekliyordum ama değilmiş :D
Birinci kitabın yorumunda da dediğim gibi Cameron’ın başından geçen o ‘trajik’ olay aslında o kadar da ‘trajik’ değilmiş. Bence yapması gerekeni yapmış. Ben olsam öldürmeden bırakmazdım. Yine iyi durmuş. O yüzden bu olayı çok abarttığını düşünüyorum. Bilmiyorum. Ayrıca hala Avery’nin bencil, ağlak, sinir bozucu biri olduğunu ve Cameron’ı hak etmediğini düşünüyorum. Zaten kendine acıyıp duran karakterlerden oldum olası nefret etmişimdir.


Ben geçen kitapta bu muhabbetin geçtiğini hatırlamıyorum ama bu kitapta Cam’in, Avery’e ‘Sweetheart’ dışında taktığı bir lakapla tanıştık. ‘Shortcake’. Bunu sadece iç sesiyle düşünürken kullanıyor. Avery ona ilk çarptığı gün üzerine kızıl saçlarıyla Strawberry Shortcake’in geldiğini düşünmüş. Resmen yaratıcılıkta sınır tanımıyor yani :D
Ayrıca kitapta Cameron’ın arkadaşlarıyla özellikle Jase’le olan ilişkisine de şahit olduk. Serinin ikinci kitabı ‘Believe in Me’ de yazar Jase ve Cameron’ın kız kardeşi arasında ki aşkı anlatacak. Bu nedenle Cameron’la olan ilişkisini de bize güzelce anlatmış. Ayrıca… Jase ve Teressa’yı da birkaç sefer aynı sahnede görme şansına eriştik.


Cameron, Avery’nin içinde bulunduğu durumdan kurtulmasının tek yolu. Cam’in onu sevmesine izin verdiği sürece her şey iyi olacak. Benim düşünceme göre o önce kendini sevmeyi sonra da Cam’i sevmeyi öğrenecek. Zaten de öyle oluyor. Cam’le arasında ki duvarları yıktığı anda her şey yoluna giriyor. Avery zincirlerini kırıyor ve kendini Cam’e bırakıyor. Sonunda ona güvenmeyi öğreniyor.










You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook