Ölümcül Oyuncaklar #3 'Camlar Şehri'- Kitap Yorumu

10:21


Vampirler, kurt adamlar, periler ve gerçek ask.
Soluğunuzu kesecek bir gerilim ve heyecan.
‘Ölümcül Oyuncaklar’da aksiyon tam gaz!

Clary, annesinin ölümüne sebep olan iksirin peşindeydi ve ona ulaşmak için de bir an önce Camlar Şehrine gitmesi gerekiyordu. Kendisini sağlam bir ölüm kalım savaşının içinde bulmasıysa an meselesiydi. Kurtadamlar, vampirler ve periler, ortalığı birbirine katmak için Camlar Şehrinde biraraya gelmişti. Clarynin tek bir kozu vardı. Sahip olduğu güçler! Fakat bu aynı zamanda büyük bir risk ve sorumluluk demekti. Çünkü ya herkesi kurtaracak ya da her şeyi yok edecekti. 

Clary’nin yolculuğunda ona ihanet ve onur eşlik etti. 
Kah kazandı, kah kaybetti. 
Olsun! 
Camlar Şehri için değerdi!


Baştan uyarıyorum bu yorum çok aşırı olmasa da yer yer spoiler içeriyor. Zaten aşırıya kaçtığım yerlerde uyarıyorum.

Clary annesini uyandırmanın yolunu bulmak üzere İdris’e gitmek ve Ragron Fell’i bulmak istiyor ancak Jace, Clary’nin İdris’e gitmesini istemiyor. Çünkü Valentine’ın yeni hedefi İdris ve Jace onun tehlikede olmasını istemiyor. Çok ilgili abi ya kendisi…


Jace İdris’e Clary’den gizli gidiyor ve orada olanlar oluyor. Clary tabi kafasına koyduğunu yapan sinir bozucu bir tip olduğu için durmuyor yerinde. Mühür çizme yeteneğini kullanarak kendine bir geçit açıyor ve Jace’in peşinden İdris’e gidiyor.
Şöyle de bir durum var Jace, Clary’i gördüğüne hiç memnun olmuyor. Kızla baya ağır konuşuyor.

‘ “Sen bizim için bir felaketsin, Clary! Sen bir sıradansın ve daima öyle kalacaksın. Asla bir Gölge Avcısı olamayacaksın. Bizim gibi düşünmeyi, herkesin iyiliğini düşünmeyi bilmiyorsun. Sen sadece kendini düşünüyorsun! Ama şu anda bir savaş sürüyor veya başlayacak ve bizden birini öldürmeyesin diye senin peşinden koşturmaya ne zamanım ne de isteğim var!” ‘

Ben okuyunca şöyle birkaç saniye durup sayfaya bakmıştım. Jace ne yaptın koçum, diye geçirmedim değil içimden. Ancak Jace bunları Clary’e mi söylüyor yoksa kendine mi belli değil? Küller Şehrin’de kendine öyle acıdı öyle acıdı ki yani herkesin ölümüne sebep olma potansiyeli taşıdığını düşündüğünden yüzde yüz eminiz artık. Ancak öyle değil. Sen haklısın bebeğim. Clary sorunlu, mal, pis, eee :D (eee ne ya kaç yaşındayım acaba? :D)
Zaten o ortaya çıktığından beri başlarına gelmeyen kalmadı. Tamam Valentine yine saldıracaktı ama Clary olmasaydı olaylara bu kadar dahil olmazlardı. Kız ne zaman ortaya çıksa başlarına bir şey geliyor.
Ancak Clary, Jace’in bu laflarının altında kalmıyor.

‘ “Bana Valentine’ın baban olduğunu ilk söylediğinde inanmamıştım,” dedi. “Sadece doğru olmasını istemediğim için değil, sen ona benzemediğin için. Ona benzer hiçbir şeyin olmadığını düşünmüştüm ama yanılmışım. Benziyorsun.”

Bir de ortalarda Sebastian diye bir tip dolanıyor ama onun ne ayak olduğunu en başta çözemedim.
Böyle bir artist artist tavırlar filan. Jace gibi bende ondan hiç hoşlanmadım.
Jace ve Clary kavga ettikleri gün Sebastian, Clary’nin peşinden gidince iyice bir kıllandım çocuktan.
Bir de böyle her şeyi sormuyor mu ne sinir çocuk ya dedim. Hani kitaplar yakışıklı baş role rakip çıkan kıl erkekler vardır ya. Aşırı romantik ve hassa olurlar, hah işte dedim kesin Sebastian’da bunlardan, bir aşk üçgeni bekliyor bizi ama başka bir olayı daha var çocuğun hissediyorum yani.

*Spoiler*

Bence bu Clary dudak tiryakisi. Kızın her gördüğünü öpmek gibi bir özelliği var. Kim olduğu önemli değil dudak gördü mü yapışıyor. Manyak mıdır nedir? Hayır en son gelip beni öpecek diye korkuyorum. Iyy :D

*Spoiler Bitti*

Jace ve Clary arasında ki olaylar bir öyle bir böyle beni çok gerdi açıkçası. Karar verin artık iyi misiniz kötü mü? Bir ara kitabın içine dalıp ikisini de dövmeye karar verdim ama sonra baktım olmuyor. Keşke bende Clary gibi run çizebilseydim. Zaten niye böyle mükemmel yetenekler öyle salak kızlara verilir anlamıyorum. Ancak daha sonra Clary’nin bu yeteneği sayesinde oldukça büyük başarılar elde edecekler. O yüzden sakin ruh halimi koruyacağım. Ne diyelim. Bozuk saat bile günde iki gere doğru gösterirmiş :D


Jace bu kitapta yine kendine acıyıp durdu. Ancak bu kitapta ona daha çok hak verdim. *Spoiler* Hele ki Valentine’ın, Jocelyn hamileyken ona iblis kanı içeren şeyler vererek OĞULLARININ(Burada ki '-lar' eki Jocelyn ve Valentine'i simgeliyor. Beni yanlış anlaşılmalar yüzünden darp etmeyin lütfen :D) üzerinde deney yaptığını öğrendikten sonra iyice depresyona girdi *Spoiler Bitti*
Bir canavar olduğunu düşünmek onu iyice dağıttı. Clary’e olan hislerini bu şekilde açıkladı ve Clary doğal olarak buna kızdı.

Burada sevmediğim bir noktaya daha geliyoruz. Bunu ikinci kitapta da belirtmiştim. Tamam, Jace’i anlıyorum dedim ama kendinden nefret edecek nedenler arayıp durması, kendine acıması ve kendisini bir hiç olarak adlandırması, boğucu, yorucu ve sinir bozucuydu. Ya zaten kitap baya uzundu. Bir de bütün kitap boyunca Jace’in depresyonuyla uğraştık. Jace, bebeğim, sen bir hiç değilsin. Sen benim her şeyimsin :D



Biraz da işin savaş kısmına değinelim. Valentine ölümcül oyuncakları ele geçirdi ve Alicante’ye saldırdı. Millet savaşırken o da gidip Melek Raziel’ı çağıracak. Olur zaten Melek senin asker arkadaşın. Gelecek, sohbet edeceksiniz ondan sonra 'Sen iste yeter koçum' deyip dileğini gerçekleştirecek.

Burada olay benim ikinci kitapta yaptığım tespite geliyor. Valentine, Tanrı olmak istiyor ve olmadığı için de öfkeli. Meleği çağırıyor çağırmasına ama ondan sonra işler karışıyor.

Bu yorum da yeteri kadar spoiler verdim sanırım. Daha fazlası için okuyup öğrenmeniz gerek ancak şöyle bir spoiler verebilirim ki Jace ve Clary için işler sonunda yoluna giriyor :)

(Ayy nasıl tatlı bir şeysin sen ya :D Gel beni öp diyor resmen :D Eh, madem öyle istiyorsun Jamie :D)

Son olarak şunu eklemek istiyorum. Kitabın sevmediğim bir yönü bu. Oku oku bitmedi :D Benim için bile çok uzundu. Şehirde ki savaş ve Valentine sorununa kafayı takmış durumdaydılar. Bir yerden sonra sıkmaya başladı bu olay ama kitabı büsbütün kötü gösterdi mi? Tabi ki de hayır :D

*ALINTILAR*


‘ “Rol filan yok,” dedi Jace, mutlak bir netlikle. “Seni seviyorum ve ölene kadar da seveceğim. Ölümden sonra varlığım devam edecekse, o zaman da seveceğim.”


“Clary, seni ilk gördüğüm andan beri sana aitim… Sadece seninle uyumak ve seninle uyanmak istiyorum. Sadece bir kere, hayatımda sadece bir kere”

‘ “Bir isteğin varsa, Gölge Avcısı, hemen söyle,” Melek duraksadı ve “bir cin olmadığımı hatırla. İsteğini akıllıca seç”
“Jace” '


‘ “Sen ağabeyim değilsin,” dedi Clary, nefes nefese, sanki bu sözleri ağzından yeterince hızlı çıkaramıyormuş gibi. “Bunu biliyorsun değil mi?” Jace toprak ve kanın arasında görünen yüzüyle hafifçe sırttı. “Evet, sevgilim,” dedi. “Biliyorum.” '





You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook