Ölümcül Oyuncaklar #2 'Küller Şehri'- Kitap Yorumu

08:43


Vampirler, kurt adamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak kadar heyecan! Ölümcül Oyuncaklar can yakmaya devam ediyor!

Komada bir anne ve dünyayı yok etmeye kararlı bir baba… Clary Fray, kurt adamlar, şeytanlar ve gizemli Gölge Avcıları’yla dolu, ürkütücü New York yer altı dünyasına doğru sürükleniyor. Geçmişiyle ilgili öğrendikleri yalnızca başlangıç. Şimdiyse dünyanın kaderi Clary’nin ellerinde. Yeni keşfettiği güçlerini ustaca kullanmayı ve asla kendisinin olmayacak bir erkeğe karşı hislerini dizginlemeyi başarabilecek mi?


Sabreden derviş muradına ermiş.
Sabrettim sabrettim ve sonunda Küller Şehri’ni okudum :)
Nasıl mesudum nasıl mesudum anlatamam :D
Birinci kitap bana kalp krizi geçirten bir yerde bitmişti. Öyle ki o Türk filmlerini aratmayan finalden sonra spoiler almasaydım ikinci kitabı okur muydum, bilmiyorum. Öyle sinir olmuştum yani.

Jace ve Clary kardeş olduklarını öğrendikten sonra kendi hayatlarına devam etmeye çalışıyorlar. Jace, Alec ve Isabelle’le iblis avlamaya devam ediyor. Clary ise Luke’un evinde Simon’la takılıp, annesinin uyanmasını bekliyor.
Tam bu nokta da küfür etmeye başlıyorum. Jace kız için orada acı çeksin, kendini iblislerin önüne atsın, bizimki gitsin mutfak köşelerinde Simon’la oynaşsın. Evet yanlış okumadınız. Simon ve Clary.
Bunu çok büyük bir spoiler olarak görebilirsiniz ama değil. Gerçekten değil. Sadece önemsiz bir ayrıntı. Eh, ben kendisini öldürdüğüm zaman Clary’de önemsiz bir ayrıntı olacak.
Zavallı Jace bir de bütün bunlar yetmemiş gibi Maryse Lightwood, yani… manevi annesi tarafından enstitüden kibar bir dille kovuluyor. Neden? O Valentine Morgenstern’in oğlu. Neden? Çünkü ona güvenmiyorlar, çünkü o Valentine’ın ajanı olabilir.
Ya görmüyor musunuz çocuk acı çekiyor? Yıllardır Micheal Wayland olarak bildiği, onu dövse, ona işkence etse bile sevdiği, ölü babasının yaşadığını ve aslında Micheal Wayland değilde Valentine Morganstern olduğunu ve hoşlandığı kızın kız kardeşi olduğunu öğreniyor, siz gidip çocuğu nelerle suçluyorsunuz.

Bir de çok pardon ama siz kimsiniz de kovuyorsunuz onu? Bu dünyaya bir Jace kolay kolay gelmiyor. Ben hala Jace’in karşıma geçip bana kartını uzatacağı ve ‘Jace Wayland Lightwood Morganstern. Yakışıklı, mükemmel Gölge Avcısı’ diyeceği günü bekliyorum :D


Valentine’in oğlu ünvanı Jace’in üzerine yapıştı ve uzun bir sürede çıkacak gibi durmuyor. Kovuluyor, mapuslara düşüyor, taşlanıyor, hor görülüyor  ama yılmıyor, usanmıyor.
Ancak bir kusuru var ki bu kitapta Jace’in, beni benden aldı yani. Çok fazla küçük Emrah havalarına girmişti. Babası tarafından kazık yemiş, sevdiği kız buna abi demiş haklı tamam ama sürekli ben ölsem kimseye bir şey olmaz, ben bir hiçim, acıların çocuğuyum havasındaydı ve bir yerden sonra of Jace yeter dememe sebep oldu. Tamam. Haline gerçekten çok üzüldüm ama her şeyin de bir sınır var.

Clary’i parçalıyordum resmen. Tamam, anladık. Simon’a bir şans vermeye karar verdin ama sen Simon’la olurken Jace’i düşünmeye devam edersen, çocuğu umursamayıp Jace’de Jace diye ölürsen bizim senden çekeceğimiz var. Hayır bir şey değil Jace’e de umut veriyorsun.
Jace’in bu kitapta sevdiğim özelliklerinde biri de Clary’den vazgeçmemiş olduğunu her fırsatta gösteriyor olmasıydı. Onu sevdiğini biliyor ve bunu Clary’e ifade etmekten çekinmiyor çünkü olan hiçbir şey umurunda değil, onun kız kardeşi olması da. Tabi ki Clary katıksız bir mal olduğu için Jace’in işi hiç kolay değil *Spoiler* ve Jace’de bu kitapta acıların çocuğu olduğu için, pes etmemesi imkan dahilinde değil. *Spoiler Bitti*

Simon’da ayrı bir komikti. Kızı kaptın işte sevin ama yok illa ki Jace’le sidik yarıştıracaksın. Eh, haklı tabi. Sonuçta bir Jace değil kendisi ama ben Simon’ı da seviyorum. Onun yeri hep ayrı kalbimde :D

*SPOILER*

Simon biliyorsunuz ki birinci kitapta vampirler tarafından kaçırılmıştı ve bu kitapta o saldırının sonuçları ortaya çıkmaya başlıyor. Zavallı Simon’ın hayatı sonsuza kadar değişiyor

*SPOILER BİTTİ*

Alec de bu kitapta sinir olduğum karakterlerden biriydi. Cinsel tercihlerini saygıyla karşılıyorum ama sürtüklük yapmasına gerek yok. Bana illa ki küfür ettirecek yani. Hala bir Clary çekememezlikler filan.
*Spoiler* Hayır gitmiş orada Magnus’la kırıştırıyor sonra gelmiş bana artistik taslıyor. Havan kime koçum. *Spoiler Bitti*

Bu kitapta başlarında belalar yok mu? Tabi ki var. Valentine takmış kafaya. Güya konseyin geri kafalı tavırlarına son verecek ve dünyayı iblislerden arındırıp, gölge avcısı sayısını arttıracak. Ancak bunu yapış yolu biraz yanlış. Biraz değil baya böyle toptan, baştan sona yanlış. Kendini Tanrı filan sanıyor ve bence Valentine’ın esas karın ağrısı öyle olmamak. En azından bir melek kadar güçlü olmayı hedefliyor bence.
Ancak biri gidip Valentine’a şunu söylemeli ‘Sen Tanrı değilsin ve oymuşsun gibi davranamazsın’
Valentine bu sefer melek Raziel’ın kılıcını çalıyor ve onu kendi işine yarayacak bir şekilde çevirdikten sonra iblisleri yönetmek için kullanmayı planlıyor. Anlamadığım nokta şu. Madem iblisleri dünya üzerinden silmek istiyor o zaman neden aynı zamanda onları yönetmeye çalışıyor? Demek istediğim aslında tam olarak buydu. Valentine onların gitmesini istemiyor. O her şeyi istiyor. Hepsini yönetmeyi istiyor.

Jace’in sürekli Valentine’ın peşinden gitmesi ve ona karşı zaafı olması sinir bozucuydu. Bu kitapta bizim ukala, güçlü, yenilmez Jace’imizi, Valentine’ın bir bakışıyla süt dökmüş kedi moduna giren bir Jace’e çevirmiş yazar ve bu hiç hoşuma gitmedi Cassandra. Hem de hiç!!!




*ALINTILAR*

‘ Alec ona bakıp başını salladı. “Nasıl oluyor da senin üzerine hiç çamur bulaşmıyor? Bunu nasıl başarıyorsun?”
Isabelle düşünceli bir şekilde omuz silkti. “Kalbim temiz. Bu pisliği geri püskürtüyor” ’
------------------------------
‘ “Melek senin görevinin ne olduğunu biliyor,” dedi Luke.
“Kelimeleri yüksek sesle söylemek zorunda değilsin Jonathan.”
….Jace sadece “Bana bu şekilde hitap etme,” dedi “Benim adım bu değil” ’
-------------------------------
‘ “Clary,” dedi “burada ne işin var?”
“Seni bulmak için geldim,” dedi Clary. Çünkü gerçek buydu.
Çocuğun yüzü kasıldı “Gerçekten burada mısın? Ben… ölmedim değil mi?”
“Hayır,” dedi Clary elini onun yanağına kaydırarak “Bayıldın, hepsi bu. Büyük olasılıkla başını vurdun”
Jace elini yanağına götürdü ve Clary’nin elinin üzerine koydu. “Buna değer” dedi
-----------------------------------




You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook