Kanbağı Serisi #2 'Altın Zambak'-Kitap Yorumu

00:15


Aşk, Sydney’i çağırıyordu.
Kalbine mi, yoksa ait olduğu dünyaya mı?
İhanet edecekti?

Sydney Sage bir Simyacı. Büyüyle uğraşan, insan ve vampir dünyaları arasında köprü görevi gören bir grubun üyesi. Simyacıların asıl görevi vampirlerin sırlarını korumak. Bir de insanların hayatlarını.

Sydney’in en büyük hayali üniversiteye gitmekti, ama onun yerine, kendini Palm Springs, California’da ki gösterişli bir yatılı okulda buldu. Moroi Prensesi Jill Dragomir’i, Moroi Sarayını iç savaşa sürüklemek isteyen saldırganlardan korumakla görevlendirilmişti. Eski hataları yüzünden bir zamanlar gözden düşen Sydney, artık sadakati ve itaatkarlığıyla herkese örnek gösterilen bir Simyacıydı. 

Ancak Sydney, Jill, Eddie ve özellikle de Adrian’la yakınlaştıkça, eski Simyacı inançlarını, aile kavramını ve gerçek aidiyet duygusunu sorgulamaya başlayacaktı. 

Ona her konuda uyan, hoş, akıllı Brayden’la yakınlaşması da zaten karışık olan aklını iyice karıştıracaktı. 

Brayden ne kadar kusursuz görünse de, Sydney, kalbinde başka birinin olduğunu hissetmeye başlamıştı. Hem de ona yasak biri.

Şok edici bir sır bütün vampir dünyasını altüst etmek üzereyken Sydney’in sadakati her zamankinden zor bir sınavdan geçecekti.

Sydney hayatı boyunca ona öğretilen ilkelere ve kanunlara mı uyacaktı, yoksa içgüdülerinin sesine mi kulak verecekti?

Simyacılara mı güvenecekti, yoksa kalbine mi?


Kanbağı serisi, ikinci kitabı “Altın Zambak” ile devam ediyor.



Sydney hala Palm Springs’de Jill’i koruyordur. Birinci kitapta ki Sydney ile ikinci kitapta ki Sydney arasında bir fark vardır ancak. Sydney artık vampirlerden o kadar da nefret etmiyordur. Aralarına yeni katılan koruyucu dhampir Angeline ile birlikte bir kişi büyüyen gruplarında ki her vampire ayrı ayrı değer veriyordur. Özellikle Adrian’la bu kitapta araları daha iyidir. Birlikte dövüş dersi almalar filan baya kanka oluyorlar yani.

Sydney hala onlara yakın olmaya korkuyor çünkü bunun tehlikeli olduğunu biliyor. Rose’la yaşadığı gibi bir olayı bir kez daha yaşarsa başının ciddi belaya gireceğini biliyor. Ancak birinci kitaba göre daha rahat. Keith’in gidişinin ardından Palm Spring bölgesinde ki simyacı haraketleri onun kontrolüne geçiyor. Tek yapması gereken şey üstlerine rapor vermek onun dışında fazla karışan eden yok. Bu kız da saf ha. Oturup ders çalışıyor. Mal git dağıt. Parti ve dağıtmak dendi mi akla ilk gelen kişi Adrian Ivashkov’la takılıyorsun hala tarih öğretmeninle proje hazırlama, ekstra not alma peşindesin. Bu kafayla evde kalırsın Sydney demedi deme.


Birinci kitap Dimitri Belikov’un gelmesiyle bitmişti. Şimdi, burada şöyle bir yorum yapmak istiyorum. Ben tam bir Dimitri aşığıyımdır. Böyle o sert duruşu, akıllı lafları filan acayip seksi bir şey yani öyle hastayım ama, ama… şöyle bir şey var ki Dimitri, Rose’la Dimitri. Yani esasın da benim aşık olduğum adam Rose’a aşık olan ve onun yanında tanıdığımız, eğitmen, koruyucu dhampir Dimitri Belikov. Tek başınayken ve Adrian’la birlikte onun evinde yaşarken tanıdığım Dimitri bana açıkçası pek bir şey ifade etmedi. (Bu arada ikisi tek yaşamıyorlar ha sakın öyle düşünmeyin olur mu öyle şey. İkisi de sağ çıkamaz o evden sonra :D Yanlarında biri daha var)

Kitapla ilgili son dedikoduları anlatmadan önce biraz daha içerik konuşalım istiyorum. Biz Vampir Akademisi serisinde. 4 elementi kullanan moroilar dışında bir de 5.element olarak ruhu kullanan moroiları, güçlü dhampir koruyucuları, gölge tarafından öpülmüş vampirleri, strogoiları ve simyacıları tanımıştık. Kanbağı sersinden yeni türler, tarikatlar ve topluluklar tanımaya başlıyoruz. *Spoiler* Bu kitapta tüm bu saydıklarımın yanı sıra cadıları ve vampir avcılarını tanımaya başlıyoruz. VA serisinin ilk kitabının başından beri nerde bu avcılar diye merak ediyordum. Buradalarmış :D *Spoiler Bitti* Kitapta çoğunlukla bu yeni türlerin tanıtılmasını amaçlayan olayların etrafında gelişmişti. *Spoiler* özellikle vampir avcılarının sebep olduğu sorunlar ele alınmıştı. Cadılarla ilgili konular ise bunun yanında ek olarak anlatılmıştı. *Spoiler Bitti*
Kitap yavaş yavaş o moroi-dhampir-strogoi çizgisinden çıkıp başka bir tarafa yönelmeye başlamıştı ve bu gidişata bakarsak kitap bir yerden sonra vampirlerle ilgili olmaktan çıkacak gibi duruyor. Vampirler sadece Sydney’in Palm Springs’de olma sebebi olarak kalacak ve bu yeni türler *Spoiler* özellikle cadılar *Spoiler Bitti* arasında geçecek.


Şimdi biraz dedikodu yapalım. Çok büyük bir spoiler olmadığı için rahatlıkla söyleyeceğim bir olay bu ancak ben küçücük, mini minnacık bir spoiler bile istemiyorum diyorsanız uyarı yapayım. SPOILER :D

Evde kalır dediğimiz Sydney’in bir sevgilisi oluyor. Ya arkadaş o kız o meymenetsiz suratı ve fazla bilmiş, soğuk tavırlarıyla iyi kötü bir sevgili buluyor benim göz ucuyla baktığım biri bile yok. Bana kaderimin bir oyunu musun Sydney? :D Her neyse, Sydney arkadaşı Trey’in yardımıyla da gidiyor kendine, kendi gibi inek, tarihten anlayan böyle sürekli mitolojiden filan bahseden saçma sapan bir tip buluyor. Brayden. :D

Sydney’in sevgili arkadaşı Adrian ise Brayden’ın adını bir türlü doğru söyleyemiyor. Aslında söyleyemiyor değil SÖYLEMİYOR :D Bu olayın bir örneğini Onyx’de Katy ve Deamon arasında okumuştuk ama ben önce burada okudum ve üzgünüm Deamon ama Adrian seni her zaman yener :D
Bak yine konudan şaştım :D Neyse, Sydney birini buluyor bulmasına ama vampir grubunun işleriyle o kadar meşgul ki çocuğu elinden kaçırıyor. Bence iyi ki de kaçırıyor. O ne itici bir tipti öyle. Yok neymiş kızı sokak ortasında öptüğü için üzgünmüş de, bu uygunsuzmuş ama kendini tutamamış da. Mal mısın? Çok ciddiyim bir bunu cevapla Brayden. :D Sevgilin lan :D Bir de kırmızı elbise muhabbeti var. Neyse daha fazla anlatmayım. Okuyun kendiniz öğrenin :D

*Spoiler*
Ama bu Brayden’ın kitaba bir yararı olduysa o da Adrian’a olmuştur. Her zaman yanında olan ve ona destek olan Sydney’den etkilenmeye başladığını fark etmesine biraz da bu olay sebep oluyor.

*Spoiler Bitti*

Kitabın sonunu okumadan önce mola vermenizi öneriyorum. Kalp rahatsızlığınız varsa bence hiç okumayın zaten. Boş verin ya okuyup ne yapacaksınız? Kitabın sonunda çok çarpıcı gelişmeler oluyor ve o gelişmelerle birlikte siz de ilk defa Sydney Sage’den nefret etmeye başlıyorsunuz. Ya o andan beri Sydney’den, Alex’den (Melez Sözleşmeleri) bile çok nefret ediyorum. O derece. Biliyorsunuz bir Alex bir Zoey Kızılkuş benim için. İkisini öldürmeden bu dünyadan göçmeyeceğim diyordum ama olanlardan sonra listeye Sydney’de eklendi.
Çok merak ettiniz değil mi? Okuyun öğrenin :D *Evil Laugh* :D

Kitap bittikten sonra Sydney’e yapmak istediğim şey şu tarz bir şeydi.


Ardından kendimi şu şekilde hissetmeye başladım.


Ben bu seriyi çok önceden okumuştum ancak The Fiery Heart çıkınca yorum yazmaya karar verdim. Ben ikinci kitabı bitirdiğimde daha üçüncü kitap çıkmamıştı ve çıkmasına neredeyse bir yıl vardı. Ondan sonra ruh halim şöyle bir hal aldı.

Neyse ki kitabıma kavuştum ve okudum :D Mavi Büyü için daha ayrıntılı bir yorum yazacağım. Bir sonra ki kitabın yorumuna kadar esen kalın. Görüşmek üzere :D






You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook