Never Too Far-Kitap Yorumu

01:10


He had held a secret that destroyed her world. 

Everything she had known was no longer true. 

Blaire couldn’t stop loving him but she knew she could never forgive him.
Now, she was back home and learning to live again. Moving on with life… until something happened to send her world spinning once again. 
What do you do when the one person you can never trust again is the one that you need to trust so desperately? 

You lie, hide, avoid, and pray that your sins never find you out.


Never Too Far, Too Far serisinin ikinci kitabı.
Birinci kitabın yorumuna buradan ulaşabilirsiniz :)



Blaire, babası ve Nan’le ilgili gerçeği ve birlikte oldukları süre boyunca Rush’ın bunu ondan sakladığını öğrenince, hayal kırıklığına uğramış, çok sinirlenmiş ve son hızla Rosemary Beach’i terk etmiştir.
Alabama’da hayatına tekrar başlamaya çalışan Blaire’in hayatı hamile olduğunu öğrenmesiyle bir kez daha sarsılır.

Blaire’in bir eski sevgilisi var. Cain. Bu çocuk anası hastayken bunu bırakıp gitmiş. Şimdi kız kalbi kırık bir şekilde geri dönünce hemen ‘seni hala seviyorum’ ayaklarına yatıyorum ama geçeceksin onu.

Bethy, Blaire’i ziyarete geldiği sırada, Cain’in, Rush’ı görmek için Rosemary Beach’e gittiğini öğreniyor ve Blaire, Rosemary Beach’e bu şekilde geri dönüyor.


İnadından az daha çatlayacaktı Blaire.
Tekrar Woods’un yanında çalışmaya başlıyor. Blaire’in hamile olduğunu anlayan Woods o ve Bethy’e ev bulmasında yardım ediyor.
Blaire bir şekilde hayatını devam ettirmeye ve ne yapacağını bulur bulmaz Rosemary Beach’i terk edecek bir yol bulmaya çalışıyor.
Kim ne derse desin hamile olduğunu Rush’a söylememeye niyetli çünkü bebeğinin ondan nefret eden, onu ve annesini istemeyen bir ailenin içinde büyümesini istemiyor.

Rush, Blaire’e bir kez daha ‘arkadaş’ olmayı öneriyor ancak bunu ilk önerdiğinde ne kadar başarılı oldukları ortada. KIZ HAMİLE YAHU!!! :D

Blaire direniyor direnmesine ama Rush’la konuştukları, gergin bir anda bir hışımla ‘ben hamileyim’ diyor ve başlıyor Allah ne verdiyse koşmaya.
Sen o adam ben hamileyim demişsin bir kere. Bırakır mı daha seni? Yılan deliğine bile girsen bulur.
Rush bunu tutuyor kolundan durduruyor. Kaçma diyor. Blaire özür dilemeye filan başlıyor. Hamile kaldım da hayatını mahvettim de filan diye. Bu kızı da anlamıyorum. Aşağılık kompleksi filan var herhalde.
Rush’da ona üzgün olmaması gerektiğini ve bu bebeğin, Blaire’i ona geri getirdiğini söylüyor.
Bu noktadan sonra Rush örnek bir baba ve mükemmel bir sevgili olmaya çalışıyor ama onda öyle bir kardeş var ki düşman başına. Nan etrafta olduğu sürece bu pekte mümkün değil.


Rush, Blaire’e ne kadar onu ilk plana koyacağını ve ailesinin onu üzmesine izin vermeyeceğini söylese de öyle olmuyor.
Rush, Nan yüzünden Blaire’ı defalarca üzüyor.
Ben Blaire’ın yerinde olsam çoktan basıp gitmiştim. Sabırlı kızmış.

Kitabı birinci kitap gibi gayet severek okudum ama birinci kitaptan biraz farklıydı. Rush daha romantikti. O kötü çocuk Rush havası yavaş yavaş sönmüştü. En gıcık olduğum şeyde o kötü çocuk havasının, aşık olduğu için kaybolmasıdır. Neyse ki hala Blaire’a ‘Sweet Blaire’ diyor. Yoksa biterdi Rush benim için :D

Kitap bebeğin cinsiyetini öğrenmeleriyle bitiyor ama söyleyemeyeceğim. Sürpriz olsun :D
Rush ve Blaire’ın hikayesi 3.kitap Forever Too Far ile devam ediyor.











You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook