Ölümcül Oyuncaklar #1 'Kemikler Şehri'- Kitap Yorumu

04:35


Vampirler, kurt adamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak daha birçok şey.
Ölümcül Oyuncaklar hafızanıza kazınacak!
On beş yaşındaki Clary Fray, New York’ta Pandemonium Kulüp’e doğru yola çıktığında bir cinayete tanıklık edeceği hiç aklına gelmezdi. Hele ki, bu cinayetin daha önce hiç görmediği acayip silahlara sahip tuhaf dövmeli üç genç tarafından işleneceğini hayatta düşünemezdi! Clary, polisi arayabileceğini biliyordu fakat ceset bir anda ortadan yok olunca ve canileri Clary’den başka kimse göremediği için durumu açıklamak pek kolay olmayacaktı! Clary’nin onları görebilmesine çok şaşıran katiller kendilerini Gölge avcıları olarak tanıtacaktı. Yani, dünyayı şeytanlardan arındırmaya ant içmiş gizli bir kabile!


Filmin çıktığını duyar duymaz hemen kitabı raftan aldım ve kendimi paralamama sebep olan bir hızla bitirdim.
UYARI!!!
Bu kitabı kalp rahatsızlığı olanlar okumasın. Ya Jace’in mükemmelliği ya da kitapta ki çarpıcı olaylar yüzünden kalp krizi geçirebilirsiniz.





Öncelikle kitabın beğendiğim özelliklerinden bahsetmek istiyorum.
Jace, Jace’in ukala tavırları, mükemmel cevapları, kendini beğenmişliği, nefes alışı, oturuşu, kalkışı, Jace’in yaşıyo olduğu gerçeği.
Beğenmediğim özellikleri;
Jace sadece bir kitap karakteri :(

Biliyorum, yine biraz fazla aşık oldum :D
Kitap farklı dünyalar arasında geçiyor. İblisler ve onları avlayan iblis avcıları ya da bir diğer isimleriyle gölge avcıları.

Clary Fray okuduğum karakterler arasında en az sorunlu olanı. Hatta kitap bittiğinde kendimi kıza acırken buldum.
Sadece biraz saf o kadar. Yapacak bir şey yok. Allah onu böyle yaratmış sonuçta :D
Sadece, kafasına estiğinde birilerine vurmasa daha mutlu olabilirdim. JACE’E BİLE VURDU!!!
Kitabın içine girip ağzını burnunu dağıtasım geldi orada ama dur dedim Elif, değmez.

JACE :D:D:D:D
Ya Adrian Ivashkov’dan sonra gördüğüm en harika ukala karakter Jace sanırım. Hatta bence Adrian’ı geçti :D
Bir cevaplar bir cevaplar, dakikalarca gülüyorum o konuşmaya başlayınca.
Bu aralar psikolojim hiç iyi değil okuduğum her şeye gülüyorum :D
Kitapta her şey en ince ayrıntısına kadar kurgulanmış ve okumayı sevdiğimiz bütün fantastik karakterler bir araya getirilmiş.
Vampirler, kurt adamlar, periler, cadılar…
Başlarda kitap oldukça hareketliydi her an farklı bir olay oluyordu ama ortalara doğru bir duraksadı. Olay olmamaya başladı sonra bir anda öyle bir heyecanlı oldu ki… Son 100 sayfada sinir krizi geçirmeye başladım resmen.
Dear çok sevgili yazarımız Cassandra Clare;
Senin bizim canımıza kastın mı var? O nasıl bir son? O kitap öyle mi bitirilir?
Eğer diğer kitaplarla ilgili spoiler almasaydım kitabı fırlatıp atıyordum bu ne saçma iş diye :D
Kitapta en sevdiğim karakter sanırım Isabelle’di. Okurken onun içinde ki kırılgan kızı hissettim.
Güçlü, sert bir kız gibi görünüyor ama aslında içinde öyle değil. Jace niye Clary’le ilgileniyor hiç anlamıyorum zaten. Isabelle daha güzel. Üstelik ikisiyle olmakta onun için aynı kapıya çıkıyor değişen bir şey yok :D
Herkes Izzy’nin Simon’dan sıkılacağını söylüyor ama ben öyle düşünmüyorum. Bence Simon, Clary’den umudu kesecek ve Isabelle’le olacak. Üstelik birlikte çok tatlı olabilirler. Bu biraz zaman alabilir ama Simon’ın Isabelle’e aşık olacağına eminim.

*SPOILER*

Benim için her şey Clary ve Jace’in yakınlaşmasıyla başladı. Tamam dedim. Bunlar aşık oluyo.
Her şey gayet güzel gidiyordu. Ta ki o acı sayfaya kadar.



Önce “Valentine senin baban” dedi Luke, Clary’e
Hiç şaşırmadım, diye geçirdim içimden. Zaten çok belliydi.
Clary büyük bir şok yaşadı ama toparlanmalıydı. Çünkü Jace’i bulması gerekiyordu. Jace’in ona ihtiyacı vardı. Hızlı bir şekilde Jace’i bulmak için harekete geçti ve sonunda onu buldu.
“Babam ölmemiş Clary” dedi Jace yüzünde heyecan dolu bir gülümsemeyle “O yaşıyor”
İşte tam o anda girdi içeri alçak adam “Baba” dedi Jace ona bakarak.
Clary, Jace’in babasını görmek için başını çevirdi ve karşısında Valentine’i gördü.
OH YOOO!!! Cassandra bize korkunç bir şaka yapıyor olmalıydı.
Sayfayı tekrar okudum yanlış anlamış olmayı dileyerek ancak  doğru anlamıştım. O Valantine’di. Jace’in babası.
“Jonathan” dedi Jace’e Valentine. Bu Clary’nin ağabeyinin ismiydi.
“Siz kardeşsiniz”
İşte o an dünyam başıma yıkıldı. Nefesim kesilmişti. Onlar kardeş olamazdı. Jace ne güzel aşık oluyordu Clary’e.
Falında ‘yanlış kişiye aşık olacaksın’ diye çıkmıştı ama bu baya bir yanlış kişiydi.

İşte böyle psikolojimi bozdu Clary ve Jace’in kardeş çıkması :(



‘Şimdi tişörtünden bir parça koparıp yarama mı saracaksın?’ diye sordu Clary, şakacı bir tavırla. Kan görmekten nefret ederdi, özellikle kendisininkini.
‘Giysilerimi parçalamamı istiyorsan, sadece söylemen yeterli” Jace elini cebine atıp stelini çıkardı. “Bundan çok daha az acısız olur”


Bu benim en sevdiğim repliklerden biri :D Öyle soruya böyle cevap :D
------------------------------
‘Ona öyle deme. Porsuğa filan benzemiyor’
‘Haklı olabilirsin” dedi Jace “Ben de daha önce çekici bir-iki porsuk görmüştüm. O daha çok sıçana benziyor’
----------------------------------------
‘Haydi bakalım gençler. Yatak odamda biriyle koklaşabilecek tek kişi muhteşem kendimim’
‘Koklaşmak mı?’ dedi Clary, bu kelimeyi ilk kez duyarak
‘Muhteşem mi?’ diye tekrarladı Jace, sadece iğrençleşmek için.



Film trailerını izlemek isteyenler için. Film sinemalarda gösterime girdi. Ben bugün izleyeceğim :)





You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook