İskender-Kitap Yorumu

02:35


Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe... Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece...



İskender’i okumaya karar vermem tamamen okuma şenliği sayesinde oldu.
Kitabı okuma listeme aldım ve okumaya başladım.
Daha önce iki arkadaşım okuduğu için sonunu biliyordum ama yine de okudum.
Zaten ben sonunu bilmediğim kitabı okuyamıyorum :D



Kitap temelde İskender’in nasıl hapse düştüğünü ve annesini neden öldürdüğünü anlatıyor.
Yalnız kitapla ilgili şöyle bir noktaya değinmek istiyorum. Kitap, İskender hariç herkesi anlatıyor neredeyse.
Kitapta İskender’in tüm ailesinin hayatı tek tek anlatılıyor çünkü olaylar birbirine bağlantılı ancak İskender’in hayatı, ailesinin hayatını nazaran daha az.
Bence kitabın ana karakterleri Pembe ve Cemile ama tabi yazarın bileceği iş bu :D

Toprak ailesinin başına gelmeyen kalmıyor.
Babaları kumarbaz ama ağzına içki sürmüyor. Neden? Babası alkolikmiş. İroniye bakar mısınız? Bu iki babayı da evire çevire dövesim geldi kitabı okurken.
Anneleriyle bir aşk evliliği yok aralarında. Adem, yani babaları, aslında Pembe’nin kardeşi Cemile’ye aşıkmış ama babası Cemile’yi vermeyince Adem’e inadından Pembe’yle evlenmiş.

 Cemile ve Adem’in hikayesini okurken nasıl içim gitti. Sonra bir baktım adam Pembe’yle evleniyor. ‘Yuh sana Adem’ dedim. Nasıl da kolay vazgeçti aşkında.

Pembe’yle evlendikten sonra İstanbul’a gidiyorlar. İki çocukları oluyor orada. İskender ve Esma.
Pembe üçüncü çocuğuna hamileyken Londra’ya taşınıyorlar. Üçüncü çocukları Yunus orada doğuyor.
Adem bütün maaşını kumara yatırıyor, Pembe eve bakıyor.
Çocuklar da tabi kendi halinde.
Yunus sokaklarında ki eski, yıkık bir evde yaşayan işgalcilerle takılmaya başlıyor. İçlerinden bir kadına da aşık oluyor bizim ufaklık. Adına Tobiko diyor.
Bunu anlatıyorum çünkü Tobiko küçücük çocuğu pat diye öpünce ne yapacağımı bilemedim bir an :D
Tobiko’yu bırakmıyor hiç Yunus. O gittikten sonra bile onu arıyor ve gün geliyor nasıl Yunus, Tobiko’ya yardım ettiyse Tobiko’da, Yunus’a yardım ediyor.

Adem’le Pembe’nin evliliği bitmiş durumda. Sadece evliler ama karı-koca değiller.
Yunus kumardan sonra bir de bir kadın buluyor kendine. Roksana.
Eve gitmiyor onunla yaşıyor.
Bu Roksana’da ayrı bir psikopattı. Bu kadının gerçek adı Elena ve aslında Rus değil Bulgar.
Evden kaçıyor. Ardından iş arıyor. Onu iş bulması için bir yere yönlendiriyorlar. İş başvurusuna gittiği adam ‘eteğini aç’ diyor, bizimki de açıyor. O eteği açıyorsan sormayacaksın ben neden kötü yola düştüm diye.

Pembe’de biriyle tanışıyor. Elias. Elias kitapta en sevdiğim karakterlerden biri. Pembe’ye sabırla yaklaşıyor. Onu incitmekten, kaçırmaktan korkuyor. Çünkü evli bir kadın Pembe. Çocukları da var.
İlk önce Yunus görüyor onları ve kimseye söylemiyor.
Sır olarak saklamaya karar veriyor bunu.

Gelelim İskender’e.
İskender için söyleyebileceğim şey sanırım bad boy Türkiye şubesi olduğu :D
Londra’da ki ırkçıların peşinden gidiyor. Boks yapıyor. Bütün kızlar onun peşinde. Herkes ondan korkuyor.
Bir gün yemekhanede iki üç tane serseri bir kızın çantasında ki pedleri alıp dalga geçmeye başlıyorlar. Çanta zavallı Kate’e ait. Kız sesini çıkaramıyor ama söyleyecekler çantanın onun olduğunu. Nasıl korkuyor rezil olacağım diye.
İskender ortaya çıkıyor, çanta kız kardeşimin diyor, geri çekiliyor tabi serseriler.
Bu kısım da Kate ve ben aşık oluyoruz :D
Teşekkür ediyor Kate, İskender’e sonra da peşine takılıyor.


İlk randevularında öpüşüyorlar, iki ay sonra da kız hamile kalıyor ve 15 yaşındalar.
Ne diyelim. Hayırlısı. Allah analı babalı büyütsün.

Kate bebeğini babasıyla birlikte büyütmek istiyor. Gel, annemle ve benimle yaşa diyor.
İskender belki bu teklifi kabul edebilirdi. Tabi başına bela açmasaydı.

İskender’in işgüzar amcası annesini Elias’la görüp, İskender’e söylüyor.
İskender deliriyor tabi. Annesini takip ediyor. Elias’ı görüyor.
En sonunda İskender annesini öldürüyor ve ‘namusunu temizliyor’
Ona bu aklı veren amcası da ‘ben öyle bir şey demedim’ diyor.
Kitabın sonunu yine söylemiyor ve burada anlatmayı bitiriyorum :D



Kitap İskender’in hapisten çıkmasıyla başlıyor ve sonra geçmişe dönüp olaylar anlatılıyor.
Herkesin duygularına tek tek yer verilmesi güzel. Hem okuyan hem de yazan bir olarak biliyorum ki okuyucular çoğu karakterin düşüncelerini merak ediyor.
Kitap zaten ilahi bakış açısıyla yazılmış ama iç içe değil. Düz bir olay çizgisi üzerinde gitmiyor.
Biraz oradan biraz buradan.
Kitabı diğer kitaplara göre daha dikkatli okumam gerekti çünkü kafanız çok çabuk karışabiliyor.
Güzel bir kitaptı. Ben çok fazla Elif Şafak okumam ama gayet güzel yazmış yazar.
Ben beğendim. Size de öneririm :D





You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook