Beni Seç-Kitap Yorumu

05:56


Bir prens nasıl tavlanır? 

Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var: SEÇİM. Kıyasıya bir mücadeleyle geçen Seçimi kazanmanıntek yolu Prens Maxonı kendine âşık etmek. 

America içinse Seçim, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspeni arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı. 

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak. 

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır? 


Her şey bir sabah Singer ailesine gelen o mektupla başlıyor.
Prens evlenecek ve bu yüzden ülke genelinde bir seçim düzenlenecek. 35 kızdan en iyi olanın kazanacağı bir seçim.
America Singer seçime katılmaya hak kazandı ancak bunu istemiyor. Çünkü aşık. Bir altıya Aspen onun tek aşkıydı. Ve ondan ayrıldığında bile hep taçla, prensle arasında bir engel olarak kaldı.




America Singer saraydan ona gelen mektubu kabul etmemeye niyetli. O Aspen’e aşık çünkü. Prensle evlenemez.
Açıkçası kitabın başlarında Aspen için deli oluyordum. Dedim ya başlarında. Daha prensle tanışmamıştım çünkü :D
America, Aspen’e seçime katılmayacağını söylüyor ancak Aspen onun seçime katılmasını istiyor. Yaşadıkları ülke Illea sıkı bir kast sistemiyle yönetiliyor. America bir 5 yani bir müzisyen. Aspen ise 6, bir hizmetçi. Aspen ona o kadar aşık ki sevdiği kızın iyi bir hayata sahip olmasını istiyor ve sırf seçime katılması için onu terk ediyor :(
America başvuru yapıyor tabi ki ama kabul edileceğinden umutlu değil. Bu yüzden seçimin bir üyesi olduğunu haber aldığı mektup geldiğinde kırık kalbi daha çok sızlıyor.
Buralar America üzülme aptallığını yaptığım kısımlar ama bunlar sadece aptallıktı. America gibi.
America saraya gidiyor ve daha ilk geceden kriz geçiriyor. Hayır, terk edilmişsin, fakir hayatından çıkıp saraya gitmişsin tadını çıkar. Ayrılık acını unutmak için bir şeyler yap. Yok. İlla acı çektirecek kendine mazoşist.
Kendini nefes alamayarak dışarı atıyor ve prensle orada tanışıyor.
Prens Maxon bir kez ‘tatlım’ diyor ve kalbimi sonsuza kadar çalıyor.

“İyi misin tatlım?” diye sordu
“Ben senin tatlın değilim”


Kız haklı bir yerde. Hiç de tatlı değil. Ben tatlıyım, Maxon tatlı hatta Aspen bile tatlı ama America ı-ıh!
O günden sonra America ve Maxon için her şey farklı oluyor. Bir sonra ki konuşmalarında bir anlaşma yapıyorlar. America ona kadınlara nasıl davranması gerektiği konusunda yardım edecek çünkü bu konuda oldukça bilgisiz. (ama ben onu her haliyle seviyorum) Maxon’da onu tutabildiği kadar orada tutacak.
America’nın aklı fikri yemeklerde.
Bu seriyi Açlık Oyunları serisiyle kıyaslayanlar var. Haksız sayılmazlar ama Katniss böyle değildi. Bir kere America kadar aç değildi. Ayrıca biraz zekiydi. America beynini ya yemiş ya da o çok sevdiği kot pantolonun cebinde saklıyor.
America ve Maxon arkadaş oluyorlar. Birbirlerine yardım ediyorlar. Hatta kendilerine özel bir şifreleri bile var. Kulaklarını çekiyorlar.


Aralarında bir arkadaşlık ilişkisi var evet ama Maxon o kadar harika ki ona karşı koymak imkansız. İlk adımı o atmış olabilir ama yine de America’nın ona karşı bir çekim hissettiği su götürmez bir gerçek.

Neye baktığını sormak için döndüğümde, beni öpecek kadar yakında olduğunu görünce şaşırdım.
Bunu yapınca daha da şaşırdım.


Ve daha sonra America’nın ağzından çıkan tek bir ‘mümkün’ kelimesiyle bile havalara uçuyorum.
Her şey yolunda gidiyor. America ve Mazon mutlu filan derken ne oluyor? Saraya yeni bir asker geliyor.
America kadar adisini görmedim ben ya nasıl yapar bunu Maxon’a ya?
Tamam acısı var anlıyorum ama bu…
Olanlar hakkında bilgi vermek istemiyorum ama size bir tek şunu söyleyebilirim saraya gelen o asker, taç ve Maxon’la hep arasında olacak kişi.
Çünkü America onu evi gibi görüyor.

Şimdi America bir karar vermek zorunda mı evi mi taç mı?


Kitabın sonu biraz eksik gibiydi.
Kitap bittiğinde ‘Böyle son mu olur ya? Eksik bu. Gidip paramı geri isteyeceğim’ demiştim.
Devamı var gibi bitti çünkü. Devamı var evet. Bir sonra ki kitapta!
Yani orası biraz canımı sıkmıştı.
Onun dışında kapağına aşık olmuştum. ‘Beni seç’ diyordu kapağı. Espriyi anladınız mı? :D
O elbiseyi diktirmemek için kendimle sıkı bir savaş verdim. Daha doğrusu verdik. Kitabı benden sonra sırayla bütün arkadaşlarım okudu çünkü :D
Bulaşıcı hastalık gibi bu kitap. Bütün arkadaşlarıma bulaştı. Topluca Maxon’a aşık olduk.
Yazarın anlatımı da çok güzeldi. Sadece…kitap benim bakış açımdan olsa daha harika olabilirdi. Mesela America’dan ne kadar nefret ettiğimi daha iyi anlardınız :D
Beni Seç biter bitmez Elit’i beklemeye başladım ve çıkar çıkmaz Kobo’dan indirip İngilizce olarak okudum.
Kitaba doyamadım diyebilirim.
Ama her güzel şeyin bir sonu vardı ve bu güzel şeyde bitti.





You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook