GKK Blog Turları || Kitap Yorumu 'Armegednon'


Kitabın Adı: Armageddon
Yazarı: Eduardo Spohr
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 704

*****

Kıyamet Yaklaşıyor Ve İnsanların Kaderini Meleklerin Savaşı Belirleyecek

Yıllar yıllar önce, gökyüzündeki yıldızların sayısı kadar çok uzun bir zaman evvel cennetin krallığında büyük bir isyan patlak verir. Adaletin ve özgürlüğün savunucusu bir grup melek, güçlü başmeleklerin tiranlığına karşı ayaklanır ve kendilerini ezen bu gaddar düzene savaş açar. Ancak başmelekler isyanı bastırır ve asiler de cennetten kovularak Kıyamet Günü gelene kadar ölümlüler arasında yaşamak üzere yeryüzüne sürgün edilirler. Ama orada da güvende değillerdir. Kara kanatlı bir melek onları takip etmekte ve hepsini tek tek avlamaktadır. 

Ama bin yıllar sonra kıyamet alametleri birbiri ardına ortaya çıkmaya başlar: Uykudan uyanma vakti gelmiştir; Mahşer Günü yaklaşmaktadır. Karanlık Melek Lucifer, tüm asilerin gökyüzünden kovulmasından sonra geriye kalan tek meleği, isyankârların lideri Ablon'u görüşmeye davet eder ve ondan cennet ile cehennemin son mücadelesinde, Armageddon Savaşı'nda kendisiyle birlikte savaşmasını ister. Bu savaş sadece dünyanın değil, evrenin de kaderini belirleyecektir. 

Babil'in harabelerinden Roma İmparatorluğu'nun en görkemli günlerine; Çin'in ucu bucağı görünmeyen ovalarından Ortaçağ İngilteresi'nin şatolarına kadar birçok yeri kendine mesken seçen Armageddon, sizi sadece insanlık tarihinde bir yolculuğa çıkarmıyor, aynı zamanda bitene kadar elinizden bırakamayacağınız destansı bir hikâye anlatıyor. Büyü, aşk, gerilim ve kahramanca çarpışmalarla dolu bir macera...


Yepyeni bir turdan herkese selamlar olsun! :D Bu turda Pegasus Yayınları'nın yenilerinden Armageddon ile karşınızdayız :D

Konuyu fazla uzatmadan hemen yoruma gireceğim bugün ve sizlere bu kitapta en çok neyin hoşuma gittiğini anlatacağım.
Melekler arası savaşı ve karmaşayı anlatırken sık sık dini tasvirler kullanılmış olması. Yani bunu açık açık yapmıyor ama üstü kapalı da olsa pek çok gönderme var. Şimdi size hepsinden tek tek bahsedeceğim :D

Kitabımız melekler üzerine fantastik bir kitap. Daha doğrusu düşmüş melekler...
İlk dini gönderme dünyanın yaratılışı hakkında o meşhur hikaye ile başlıyor. Tanrı dünyayı yedi günde yarattı diyor bu hikaye. Daha sonra, tahminimce genel olarak Orta Çağ'dan sonra pek çok insan Tanrı'nın o son yedinci günde, dünyayı yaratması bittikten sonra geri çekildiğine ve onları bir başlarına bıraktığına inanmaya başlıyor. Kitabımızın esas olaylarından biri de bu.

Tanrı dünyayı yedi günde yaratır ve sonra da derin bir  uyku için köşesine çekilir... Kitapta bu yedi gün yedi yüz bin yıl filan herhalde; çünkü o yedinci uyku günü yüzyıllarca sürüyor.
O yüz yıllar da meleklere ve insanlara hiç gelmiyor.

Sonra araya bizim çok iyi bildiğimizi dört büyük melekler giriyor ama daha farklı şekilde. Mikail Tanrı'nın uyumasını fırsat bilerek bir anda iktidarı ele geçiriyor. Melek diye aldanmayın çünkü hiçbir şey güllük gülüstanlık olmuyor. Baş meleklerin prensi iktidarını zulümle sürdürüyor; çünkü esasında Tanrı'nın insanları daha çok sevmesini hazmedemiyor.

Bu dünya ve diğer dünya arasındaki hiyerarşiyi gösteren bir üçgen vardır, bilen, duyan oldu mu hiç? Buna göre en başta Tanrı, sonra melekler, sonra insan, sonra da hayvanlar ve bitkiler gelir. Melekler ve hayvanların arasındaki insan tuhaf bir canlıdır; çünkü yaratılışı bakımından hem biraz hayvandır aslında hem de biraz melek. Çünkü hayvanlar gibi yeryüzünde ilkel iç güdülerimizle yaşıyoruz ama onların aksine, meleklere ait bir özellik olan düşünme gibi yeteneklerimiz de var. Yani insanların genelinde var bu yetenek...

Bu şekilde düşününce bu hayvansı-meleksi yaratığın daha çok sevilmesinin bir kıskançlık algısı oluşturması gayet normal bence. Ne yazık ki bir diğer meleğimiz olan Cebrail böyle düşünmüyor ve bir isyan başlıyor.

Sonra başka bir hikaye geliyor aklıma. Nedeni de şöyle ki; bu isyan sırasında Lucifer araya girip fitne fesatla ortalığı karıştırıyor ve isyancılar yer yüzüne, Lucifer da yer altına gönderiliyor; çünkü isyancılardan farklı olarak o Mikail'in tahtını istiyor. Bu da bana aslında biraz Adem ve Havva'nın kovuluş hikayesini anımsatıyor.

Ardından Lucifer yer altında kendi krallığını kuruyor. Bu aklıma dini bir tasvir getirmiyor ama John Milton'ın Kayıp Cennet adlı kitabını anımsatıyor. Okuyun. İyi kitaptı.

Neyse efenim olay bu değil tabii ki. İsyancılar kovulup dünyaya gelir. Burada yaşamaya başlayanlar zamanla insanlara aşık olur ve sonrası her melek hikayesinde duyduğumuz şeyler.

Ancak bir gün Tanrı uyanmaya başlar; çünkü yedinci gün bitmek üzeredir. Bunu da kıyametin yaklaşması olarak adlandırabiliriz sanırım ki zaten hemen ardından kıyamet alametlerinin de ortaya çıktığını göreceksiniz. Sonra kitabımız tam olarak başlıyor. Bir savaş çıkıyor ve bu o bildiğiniz savaşlardan değil...

Sonuç olarak güzel bir kitap çıkıyor ortaya. Bence kalınlığından korkup almamazlık yapmayın. Okumanızı ben deniz Okur Yazar tavsiye ediyorum.
Bir sonraki yoruma kadar şimdilik hoşçakalın :D


Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.