GKK Blog Turları #33 || Bioshock 'Kitap Yorumu'




Kitabın Adı: Bishock: Rapture Şehri
Orijinal Adı: Bioshock: Rapture
Yazarı: John Shirley
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 423
*****
Arka Kapak
II. Dünya Savaşı'nın sonuydu. Franklin D. Roosevelt'in Yeni Düzen'i, Amerika siyasetinin gidişatını değiştirmişti. Vergiler hiç olmadığı kadar yüksekti. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları, tüm dünyaya toplu bir ölüm korkusu saldı. Hükümetlerin gizli ajanlıklarının ve birimlerinin yükselişi, dikkatleri üzerine çekiyordu. Amerika'nın özgürlük anlayışı yok oluyordu ve pek az insan özgürlüklerini kazanmak için savaşmaya hazırdı. 

Ancak bu insanlar arasındaki bir hayalperest, zorlu yollardan gelen bir mülteciyken dünyanın en zengin ve en hayranlık uyandırıcı adamlarından birine dönüştü. İşte o adam: Andrew Ryan! Ve kendisi, insanların hep daha iyisini hak ettiğine inanıyor. Bu yüzden dünya üzerinde bir ütopya yaratıp imkânsızı gerçekleştirmeye kararlı. Öyle bir ütopya ki devletten, sansürden, bilim üzerindeki ahlaki sınırlamalardan uzak, emeklerinizin karşılığını aldığınız bir yer. İşte bu fikirle Rapture ortaya çıktı; denizin altındaki o parıltılı şehir… Ancak bu ütopya büyük bir trajediyle yüzleşti. İşte her şey böyle başladı… her şey böyle son buldu.

"Ben Andrew Ryan ve size bir soru sormak için buradayım: Bir insan kendi alınterinde hak sahibi olamaz mı? Hayır, der Washington'daki adam. O ter, fakirlere aittir. Hayır, der Vatikan'daki adam. O ter, Tanrı'ya aittir. Hayır, der Moskova'daki adam. O ter, herkese aittir. Bu cevapları reddettim. Bunlar yerine, başka bir şeyi seçtim. Ben imkânsızı seçtim. Ben… Rapture'ı seçtim. Sanatçıların sansürden korkmayacağı bir şehir. Biliminsanlarının gereksiz bir ahlakla sınırlandırılmadığı bir şehir. Mükemmelin, değersizler tarafından sınırlanmadığı bir şehir... ve alınterinizle, Rapture sizin de şehriniz olabilir.


Ahhh, yeniden burada olmak ne güzel. Bir süre daha dönemem sanıyordum bloguma. Bu yorumdan sonra sanırım yine bir ara vereceğim. Beni hep bu okul mahvetti zaten -_-
Şaka bir yana sizin sayenizde bu yıl hayatımda çok güzel şeyler oluyor. Sizin destekleriniz sayenizde hayallerimi yaşıyorum ve tüm takipçilerime kocaman sarılıyorum.

Evet, bu tatlış yorumun ardından, sizlere hiç de tatlış olmayan ama tatlış olmayışıyla sizi çarpan bir kitabı taktim etmek istiyorum. 32. tur kitabımız; Bioshock: Rapture Şehri.

32... Hayır, sonra ağlayacağım :P


Steam-punk havasını belirgin bir şekilde taşıyan kitabımız ikinci dünya savaşının sonlarında geçiyor. Andrew Ryan, ideal şehri yaratarak insan hayatına büyük bir iyilik yaptığını düşünüyor. Nükleer savaşın kıyısında bir dünyayı kurtaracağını... Aslında benim gözümde bu Victor Frankenstein'in canavarını yaratmasıyla aynı şey. İkisi de kendi çaplarında insanlık için iyilik yaptıklarını sayıp, insan doğasına tamamen karşı geliyorlar.

Bu kitabın bir de oyunu varmış. Mış'lı geçmiş zaman kullanıyorum çünkü oyunlarla aram o kadar kötü... Mış'lı geçmiş zamanda bir ilişkimiz var kendileriyle.
Her neyse, isteyenler oynayabilir ama konumuz o değil.
Ben yorumumda kitabın konusundan çok, Andrew Ryan'ın kurduğu şehirden, Rapture'dan bahsetmek istiyorum ki bu da aşağı yukarı konudan bahsetmekle aynı şey gibi.


Rapture'da kural yok... En azından insanlara söylenen bu. Aynı kapitalist düzende büyün liderlerin halka herkesin eşit olduklarını söylemesi ama onların da farklı olarak lider olmaları gibi saçma, ironik bir durum bu. Kapitalizmden girdim çünkü bu şehrin sistmeni biraz olsun kavramak ve size de güzelce anlatmak istiyorum.

Kural yok... Asla dışarı çıkmadığınız, bilgi sızdırmadığınız ya da dışarıdan bir şey getirmediğiniz sürece. İsterseniz gidin hırsızlık yapın, kime ne? Mal sahibinin zararının ne önemi var ki?

Yani aslında kuralsız bir toplumda o kadar iyi gelmiyor kulağa? Rapture'a ilk başta alınan sınırlı sayıda 'özel' insan da benim gibi düşünüyor olacak ki sistem de çatırdamalar başlıyor.

Bu gizli şehir, bu ütopya diye planlanan distopya, aslında biraz şimdiki dünyaya benziyor.
Elimde değil! Distopya oldu mu benim gerçek dünya ile mutlaka karşılaştırmam lazım. O yüzden şşt! Yüzüme vurma :P 

Yasalar aksini söylese de gidip hırsızlık yapabilir, adam öldürebilir, hain komplolar kurup uyuşturucu satabilir ve bundan elini kolunu sallayarak kurtulabilirsin. Karşı tarafa ne olduğu kimin umurunda? Yasalar işlemiyor ki! Bunu belli bir düzen için söylemiyorum. Asla amacım belli bir düzeni eleştirmek değil ki blogumda asla bu tarz görüşlere yer vermemeye özen gösteriyorum, amacım sizin olayı kafanızda canlandırmanıza yardımcı olmak.

Yani belki de yazar, bizim çatırdayan dünyamızı almış ve ondan size bağımlılık yaratan bir bilgisayara oyunu ve kitap yaratmıştır?

Böyle konular üzerinde düşünmeye bayılıyorum! Benim için sudoku gibi :D
Eh, umarım size kitap hakkında biraz olsun bilgi verebilmiş ve benim kafamda canlanan resmi size de gösterebilmişimdir. Elimden geldiğince spoilersız bir şekilde yaptığımı umuyorum bunu :D

Hadi koşun ve siz de bu kitabı okuyun! Çünkü birileriyle bu fikirleri tartışmaya çılgınca ihtiyacım var :D

Numara 34'de görüşmek üzere gezginler :P Esen kalın efenim...




Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.