Kör Talih-Kitap Yorumu





Kitabın Adı : Kör Talih
Yazarı: Müjde Aklanoğlu
Seri İsmi: Talih Serisi
Seri Sıralaması: 1
Türü: Romantik Komedi
Yayınevi: Parola Yayınları
Sayfa Sayısı: 720
Büyük holdinglerin karizmatik başkanı, sınırsız servetin despot sahibi: Arda Mertoğlu! Topluma mal olmuş eşsiz bir Ceo, kadınların yüreğine taht kurmuş pervasız bir kral, çalışanlarının iyilik timsali sert görünümlü müsamahasız patronu...

Ama işler hiç ummadığı anda tersine döndü! Ufacık bir kız; es kaza hayatına sürpriz bir giriş yaptı, yaşamının tüm merkezine bir kraliçe idamesinde izinsizce oturarak, yüreğindeki yasak toprakları savaşmadan teslim aldı. Ve tüm dengeler altüst olurken, terazinin kantarı kaçtı. Evet, Arda patavatsız oldu, Hazal düşünceli… 

Arda milyarla banyo yapıyordu; Hazal babası para vermezse meteliğe kurşun değil, kurusıkı bile atamıyordu. Asiydi ama gurursuz değil… Tamam, mahalle arası, edep yuvası, her çetrefilli işin olduğu arka mahalle bir ortamda büyümüş, ünlüleri televizyonda görüp, beyaz atlı prensle ilgili hayaller bile kurmamıştı. Keza asosyal hayatında, masalların gerçekleşmeyeceğini bilen ender genç kızlardandı.

Okulunun birincisi, babasının şamar oğlanı, abisinin bezelye beyinlisi, annesinin biricik kuzusu, ailenin dil yumağı, asi bebeciği…

Çirkin ördek yavrusu: Hazal…
O, daracık kaderin çemberinden inadına geçmek isteyince, isteklerinin arasında sıkışıp kalarak, Kör bir Talih'e denk geldi!


Çok uzun zamandır istiyordum Müjde Aklanoğlu'nun kitaplarını okumayı. Çünkü arka arkaya çıkan kitapları kısa zamanda çok büyük başarı elde etti ve bu da bende merak uyandırdı :) Aslında fuardan tüm kitaplarını alacaktım yazarın ama Parola Yayınları'nın standına ulaşana kadar elim kolum dolmuş cüzdanım boşalmıştı :D Yani 3 kitabı da alsaydım ciddi hayati tehlikem vardı. Celladımın adı: Anne! :D Ama tabi bir tanesini mutlaka almam gerekiyordu. Ben de Kör Talihi aldım. Okudum. Beğendim.


Kitap oldukça dramatik bir sahneyle başlıyor ve siz hemen kendinize nefret edecek birini buluyorsunuz. Ardından hikaye 1 yıl öncesine dönüyor ve o noktaya nasıl geldiklerini anlatmaya başlıyor.

Hazal için kötü bir gün... Oturmuş deniz kenarında söyleniyor, bağırıyor çağırıyor. Yanında da huzur bulmak isteyen bir adamcağız. Bu adamcağızın şöyle bir sorunu var. Kör. Bastonuma uzanayım derken tutuveriyor Hazal'ın çırpı bacaklarını. Bizimki hemen olay çıkarıyor tabi. Derken derken kader bu adamcağızı yani Arda'yı ve Hazal'ı birbirine yazıyor.

Arda büyük bir şirketin, yakışıklı, kontrol manyağı, sert, mesafeli, zeki, çevik, ahlaklı sahibi. Hazal ise zeki ama melek yüzünün altındaki şeytanı kullanmayı beceremeyecek kadar saf bir üniversite öğrencisi. Evet, yine kız karaktere gıcık kaptım. Ama bu sefer cidden kendi kaşındı. Oysa en başlarda ne kadar da sevmiştim...

Hazal hiç beklemediği bir anda kendini Arda'nın sağ kolu olarak buluyor. Onun hayatının bir parçası oluyor ve tabi ki ateşle barut bir arada durmuyor.

Açıkçası ikinci kitabın çıkmasını büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum çünkü kitabın başladığı yere nasıl döneceği hala bir merak konusu. Ayrıca çok heyecanlı bulmasam da çok sinirlendiğim bir yerde bitti kitap. Ben sabahlara kadar o kitabı okuyayım, uykusuz uykusuz okullara gideyim, Hazal Hanım kalkıp sinirimi bozsun. Yazar izin verirse Hazal'ı tenhada kıstırıp kızılcık sopasıyla dövmek istiyorum.

Hazal'da ciddi bir aşağılık kompleksi var bence. Kitap boyunca yedi bitirdi beni. Ve bir noktada ona olan tüm sempatimi yerle bir etti. Dedim ya iyi gidiyordu aslında ama aşağılık kompleksi, 'Ben sana laik değilim' 'sorun sen de değil ben de' tavırlarıyla aramızdaki her şeyi bitirdi. Hele bir de o 'Evlenmeden olmaz ama benimle evlenemezsin' tavırları... Evet, bu da aşağılık kompleksi yüzünden.

Arda da bir yerden sonra sinirlerimi bozmadı değil. Şimdi açık açık söylüyorum. Kör topal ama her türlü gideri var :D Öyle gözünün görmediğine de bakmayın hani. Gönül gözü baya bi açık Arda'nın. Maşallah hayatına girip çıkan hiiiiççç belli değil. Erkektir yapar dedim bağrıma bastım ama o ne yaptı? Hödüğün teki çıktı. Arkadaşım öküzlüğün de bir sınırı var demi? Sürekli bir emir vermeler, kıza bağırmalar, afralar, tafralar. Bana siz deme diyorsun ama o kasıntı patron tavrından da hiç ödün vermiyorsun, o ne olacak peki?

Yani kitap hep Arda ve Hazal'ın atışmalarıyla geçti. Ancak bu kitabı güzel kılan şeydi. O atışmaları okumak oldukça eğlenceliydi benim için. İki inatçı keçi buluşmuş bir köprüde...

Kitap 720 sayfa ve seri kitabı... Yazarı ayakta alkışlıyor, ceketimi ilikliyor ve önünde eğiliyorum. Sabır gerektirir bu kadar sayfa yazmak. Şahsen ben 250'den sonra sinir krizi geçirmeye başlıyorum yazarken :D İkinci kitabın ne zaman çıkacağından tam olarak emin olmamakla birlikte, sabırsızlıkla bekliyorum kendisini. Çok merak ediyorum bu işin sonu ne olacak? Hazal gidip köprüden atlasa? Mesela yani. Sadece bir öneriydi :P

Müjde Aklanoğlu'nun diğer kitaplarını da en yakın zamanda almak istesem de, evdeki kitaplar biraz azalmadan alamazmışım gibi duruyor. Kitaptan önce tüm paramı kıyafete bayılmalıyım ki annem rahat etsin. Bu annemde bir tuhaf ha. Para harcıyorum diye değil, parayı kıyafet yerine kitaba harcıyorum diye kızıyor. Küçükkende kitap okumuyorum, yazı ödevlerimi yapmıyorum diye kızıyordu... 


















Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.