Hissiz-Kitap Yorumu



Kitabın Adı : Hissiz
Yazarı: Lemariz Müjde Albayrak
Sayfa Sayısı: 528
Yayınevi: Postiga Yayınları
Türü: Romantik
Aşkın en derinden, inkâr edildiği yerden ortaya çıkışı! Kendilerini ve birbirlerine duyduğu aşkı çığlık çığlığa ve sessizce inkâr etseler de, aşkları ortalığı yakıp kavuruyor!

Alexander, hissiz, acımasız, yakışıklı, güçlü ve zengin… Daha küçücük bir çocukken öğrendi bütün bu özelliklere sahip olabilmeyi. O hislerini acımasızca rafa kaldırmış, kendi sonuna doğru ilerliyordu. Ama bilmediği, her sonun bir başlangıca gebe olduğuydu. Heaven karşısına çıktığında bütün inançları ters yüz olurken, kendi sonu birdenbire başlangıcı olduğunda ne yapacağını elbette bilemezdi.

Heaven; masum, saf ve kırılgan bir papatya… Cennetten gelen bu sessiz melek, tüm korkularını kendine zırh yaparak kökleri ile tutunduğu topraklarında, Alexander'ın fırtınasına karşı direnirken, bir aşk ateşi yakmak için geldiğinde asla tek bir yananının olmayacağını bilemezdi.Var olmadığını zannettiği kalbi boğulurcasına çırpınırken soluksuz kalarak tekrarladı: "Hissetmiyorum, hissetmiyorum, hissetmiyorum…"

Sınav haftası demiyor ve sizi yorumsuz bırakmıyorum gördüğünüz üzere :D 
Son zamanlarda Türk yazarlara takmış durumdayım. Onlar çıkardıkça ben alıyorum. Onlar çıkarıyor ben alıyorum. Kendi memleketimin nadide yazarları dururken napayım ben yabancı yazarı? :P


Tabi onlar kitap çıkardıkça ben de hayıflanıyorum kendi kendime. Niye internette daha önce görmedim ben yazarları diye. Bundan bir kaç yıl önce internette çok hikaye okurdum ancak Wattpad'in popülerleşmesinden sonra internet hikayelerinin durumu malum... Kurunun yanında yaşta yandı. Ben kadınlara tam anlamıyla hayvan muamelesi yapan, onları döven, tecavüz eden erkeklerden kaçarken meğerse Alexander'ı da gözden kaçırmışım :/ Neyse ki kitabı çıktı da hayatımda ki bu eksiklik de kapanmış oldu. :D

Bu arada, imzamı gösterip havamı atmazsam olmaz. Yazarla bizzat tanışma fırsatı elde edip, bir de imzasını aldım. İşte bazı insanlar böyle şanslı oluyor :P




Efenim kitabımızın adından da anlayacağımız üzere, Alexander hissiz herifin teki... Hissetmez... Hissetmiyor... Hissetmeyecek... .Ne zaman kalbi birazcık atmaya başlasa 'kalpsizim ben' diyor kendi kendine 'şeytanın tekiyim' ve sonra başlıyor... 'Hissetmiyorum. Hissetmiyorum. Hissetmiyorum...'

Yine geçmişi sorunlu bir erkek karakter yani... Okuma tecrübelerimden şunu anladım ki biz kadın ırkı olarak hayat tecrübesi olan erkekleri daha cazip buluyoruz. Acı çekmiş, görmüş geçirmiş olsun istiyoruz nedense. Ama biz saf kalalım hep... Yok öyle bir dünya sevgili okurcanlar :D Adam acı çekmekten isyan etsini, siz evde çay içip, dizinizi izleyip öööyyyle onu bekleyin :D 

Ben hep derim, bir erkek, kadınlara nasıl davranması gerektiğini önce ailede öğrenir. Önce annesine değer verecek, onunla arası iyi olacak ki, kadınlara da saygısı olsun. Sonra babasından görecek kadına değer vermeyi... Yani bir erkeğin size vereceği değer aslında ailesiyle ilişkisinden geçiyor. Demem o ki kaynanayla arayı bozmayın hanımlar :P Ayy sanki ben de evli çoluklu çocuklu kadınım da konuşuyorum ha :D Bunlar hep kitap okumanın yan etkileri :P

Alexander ne annesinden sevgi görmüş, ne de babasının annesini sevdiğini görmüş. Babası yatalak hastaymış. Annesi de şeytanın önde gideniymiş. Kendi pisliğini saklamak için de Alexander'ı kılıf olarak kullanmış resmen. İlk annesinden nefret etmiş Alexander, sonra da tüm kadınlardan.
Hiç sevilmemiş ki sevmeyi öğrensin garibim... Şimdi bu varan 1... Bu varanlarla nereye varacağımı sonra göreceksiniz :D

Tabi aradan yıllar geçtikçe Alexander güçlü, zengin, yakışıklı ama kadınları sadece tek gecelik ilişkiler olarak gören birine dönüşür... Bu da varan 2.

Şimdi, arkadaşlar bizim Türk yazarlarımıza karşı şöyle bir ön yargı var. Erkek karakterin geçmişi sorunlu, karakter zengin, yakışıklı, kız saf aaaa Grinin Elli Tonu. Ben tabi tahmin ettim bunu hemen yorumlara bakındım biraz. Arkadaşlar eğer iki kitabı da okumadıysanız lütfen saçma sapan yorumlar yapmayın. Siz bilmiyorsanız da ben söyleyeyim, aslında Grinin Elli Tonu'da özenti bir kitap... Ben o seriyi çok severim o ayrı ama Türk yazarlara ve kitaplarına karşı olan bu ön yargı artık canımı sıkmaya başladı. O yüzden yeri gelmişken söylemek istedim. Grinin Elli Tonu bir Alacakaranlık hayran hikayesidir. Ayrıca Türkiye'de olduğundan çok benzerleri yurt dışında daha çok yazılmıştır. Ayrıcaa.... Alexander ve Christian'ın hiiççççç mi hiç alakası yok. Ben Heaven'ın yerinde olsam, Alexander'ı çoktan bıçaklayıp kaçmıştım :D Çekilir mi ya :D Öküz de öküz. Ama Ana'nı yerinde olsam... Bu konu burada konuşmak istemiyorum. Yani demem o ki, kitapları okumadan duydupunuz şeylerle güzel ülkemizin güzel yazarlarını harcamayın. Harcayacaksanız da hak eden kitapları harcayın... Daha da bir şey demiyorum. Mesaj yerine ulaşmıştır inşallah :D

Alexander'ın hayatı Heaven adından el değmemiş güzel bir papatya ile tanışmasıyla değişiyor. Konuşmuyor bizim kız. Çocukluk travması... Yaşadığı kasabadan dışarı çıkmamış. Bildiğiniz köylü kızı yani... Öyle böyle derken kesişiyor yolları dedesi yolluyor bu kızı kurdun inine... Tabi ki ateşle barut yanyana durmuyor.

Alexander'ın yıllardır atmaması için uğraşıp durduğu kalbi bir 'Xander' ile depar atıyor valla :D

Hissetme diyor önce, sonra düşünme oluyor bu en son vazgeçmeye kadar gidiyor :D Adam resmen evrim geçiriyor bir anda. Ama hala çok öküz bence. Heaven'ın saflığına veriyorum ama kötü çocuk fantezisi de bir yere kadar. Çok hava basmışlar bu Alexander'ın egosuna. Azıcık söndürmek lazım.

Yazarın çok ilginç bir dili ve daha önce hiç bir Türk yazarda okumadığım bir tarzı var. Tamamen bambaşka tarz. Yani ne bileyim... Adı yazmasa yabancı yazar sanırdım. Çok şaşırdım ve çok etkilendim. Duygulardan çok olayları ön plana çıkarmış yazar.  

Ama gel gör ki sonu... Ya niye hevesim kursağım da kalıyor hep benim :( 300 500 sayfa daha yazamaz mıydın sevgili yazar? :D Şaka bir yana son kısım biraz hızlı geçilmişti sanki. Birazcık daha açılabilirdi orası. Spoiler vermek istemiyorum ama zor tutuyor kendimi valla :D

Onun dışında güzel ve dediğim gibi diliyle beni hem şaşırtıp hem etkileyen bir kitaptı. Ben beğendim. Umarım siz de beğenirsiniz :)








Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.