Hiçliğin Kıyısında-Kitap Yorumu



Kitabın Adı : Hiçliğin Kıyısında
Orijinal Adı: The Edge Of Never
Seri Sıralaması: #1
Yazarı: J.A. Redmerski
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 472
Türü: Romantik

Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrewun da bazı karanlık sırları vardır…
Andrew yolculukları esnasında Camryne kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrewun ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkûm edecektir? (Kitap resmi İlle  Kitap blogundan alınmıştır!)


Güzel bir kitapla daha sizlerleyim. Bir gün olsun beni hayal kırıklığına uğratacak mı acaba Ephesus? Hep mi güzel kitaplar çıkarır bir yayınevi?

Hiçliğin Kıyısında benim uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Daha Türkiye'de çıkacağını duymadan önce kitabı indirmiştim ancak Türkçe olarak yayınlanacağını duyunca biraz daha beklemeye karar verdim.



Hiçliğin kıyısında iki gencin hikayesi bu kitap. Hayatları belli bir noktaya gelmiş ve bu noktadan sonrasında ne yapacaklarını bilemeyen iki genç... Ve geldikleri nokta tam da uçurumun kenarı. Ya atlayacaklar ya da geri dönüp karşıya geçmek yerine başka bir yoldan yeni bir hayata başlayacaklar.

Bir İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi olarak :P bu kitap bana Robert Frost'un bir şiirini hatırlattı. The Road Not Taken... Şimdi size bu şiirin incelemesini yapıp inekliğimle hava atardım ama neyse :D

Sonuçta ortada iki yol var. Biri herkesin seçtiği o bilindik yolken diğeri cesaret isteyen ve kimsenin yürümeye gözünün yemediği yol. Biri eski hayatında tıkılıp kalmak, biri yeni bir hayata başlamak.

Camryn'in yolculuğu böyle başlıyor... Hayatı içinden çıkılmaz bir hal alınca, bundan sonra ne yapacağını bilemeyerek bir yolculuğa çıkıyor. Idaho'ya bir bilet alıyor. Ondan sonra ne yapacağını bilmiyor. Ya  bu yolculuğa devam etmeye karar verecek ya da tıpış tıpış eve dönecek.

Atlıyor bir otobüse ve yolculuğu başlıyor. Kimseye haber vermeden sadece bir sırt çantasıyla çıkıyor yola...

Andrew Parrish'le bu şekilde tanışıyor. Aynı otobüste farklı amaçlar uğruna hiçliğe seyahat ediyorlar. Nereye gittikleri önemli değil, yolculukları bittikten sonra ne yapacakları önemli. Andrew ölüm döşeğinde ki babasını ziyarete gidiyor, Camryn olmayan bir ablayı... Sonuçta nerede bittiği belli olmayan bir yolculuk onları bir araya getiriyor.

Ben yolculuk yapmayı çok seven birisiyim. O yüzden bu 'yol aşkı' teması hoşuma gitti. Her gittikleri yerde hayatlarının amaçlarını aradılar ve her durakta geçmişin bir yükünü daha bıraktılar sanki.

Ancak kitabın sonu... Kitabın sonunda bir 'bitse de gitsek' havası vardı. Olmamıştı. O kitabın sonunda ki olayla bir kitap daha yazılırdı resmen ama yazar kısa kesmeyi tercih etmişti ve bu açıkçası hevesim kursağımda kalmasına sebep oldu. O olay en azından iki bölüm daha uzatılsaydı çok iyi olurdu. Hemen atlaması hoş olmamıştı. Onun dışında beğendim kitabı. Ephesus Yayınları'na bu güzel kitap için tekrar teşekkürler... Ben beğendim, umarım siz de Hiçliğin Kıyısında'yı beğenirsiniz :)



Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.