Şahmelek-Kitap Yorumu



Kitabın Adı : Şahmelek
Yazarı: Merve Akıncı
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı: 496
Türü: Romantik
"Elimden gelse hâli hazırda kenetlenmiş ellerimizden güç alıp onu bu evden kaçırırdım. Denizi görebileceğimiz bir yere giderdik belki... Hiç konuşmazdık. Dudaklarımız değil, dokunuşlarımız konuşurdu bizim yerimize... Başımı onun geniş omzuna yaslayıp burnumu boynuna gömerdim. Onun o tatlı kokusunu doya doya içime çekip gözlerimi yumardım. İnanıyorum ki birlikte olsak her şey daha güzel olacaktı. Belki daha kolay...”

Ailesi, kızkardeşinin tedavisi için Amerika'ya gittikten sonra Balkanlı Ailesi'nin evinde yaşamaya başlayan İde'nin hayatı, bir gün rüyasında evin oğlu Aslan'ı görmesiyle tamamen değişir. 

Herkese ve her şeye karşı soğuk ve ilgisiz görünen Aslan Balkanlı'ya yavaş yavaş âşık olmaya başlayan İde, tutulmaya başladığı adamın buzlarını eritebilecek mi? Yaralı bir aşkın hayaletiyle boğuşan Aslan ise onu seven bir kadının varlığını kabul edebilecek mi?


Herkese kocaman selamlar :D Son zamanlarda öyle yoğunum ki nefes alacak vakti bile zor buluyorum. 7 aylık pinekleme sürecinin ardından okula döndüm. Liseyi özlediğimi kesin bir dille söyleyebilirim. Ya da hazırlığı... Hayatımda ilk kez inekliyorum :D Ayrıca yazılarıma daha çok zaman ayırmam gerekiyor. Bilen bilir kitabım çıkıyor ve ilk kitabım yayına hazırlanırken, ben serinin ikinci kitabı üzerinde çalışıyorum. Tüm bunların arasında bir de kitap okumaya çalışıyorum. Hepsi sizin için :D 
Ama içimde bir huzursuzluk... Blogum öksüz kaldı diye nasıl sıkıyorum canımı :D Bu yüzden fırsat bulduğum her anda sizi yoruma boğmayı düşünüyorum :D

Şahmelek'le de işe başlıyorum....



Son zamanlarda yayınevleri Türk yazarların kitaplarını yayın programlarına eklemeye başladı. O kadar çok yeni yazar keşfettik ki hangi birinin kitabını okusam şaşırdım. Ancak hepsini tek tek okumayı düşünüyorum. Ayrıca yayınevlerini bu tutumlarından dolayı tebrik ediyorum. Çeviri kitaplar iyi hoş ama Türk yazarlara karşı aldığımız ön yargılı tutumdan bizi uzaklaştırmak yerine gözümüzü daha da çok boyuyor. Bir kaç Türk yazar okuyup beğenmeyen herkes, diğer yazarların da öyle olduğunu düşünüyor.

Bunda biraz internet hikayelerinin suçu da var. Tabi en büyük suç Alacakaranlık serisinde. O seri ile birlikte internet hikayelerinin karakteri de değişti resmen. Erkekler soğuk, sert ve kuralcı. Kendini iyiye laik görmeyen karakterler, kadınlarsa saf, masum, ama kötüye doğru çekilen, burnunun dibine giden karakterler. Ön yargılarımızın başlangıcı Edward Cullen'dır. Ama her Türk yazar, Edward Cullen yazmaz. Eğer Edward Cullen'a benzeyen karakterlerden nefret edecekseniz, Christian Grey'le başlayın. Yapamıyor musunuz? Evet, ben de. O zaman hep birlikte ön yargılarımızdan kurtulalım.

Ve işte sırf bu yüzden bile Şahmelek'i öneririm size. Aslan Balkanlı... sert mizaçlı biri olabilir ama inatla kadın karakterden kaçan 'ben sana laik değilim' diyen, kızın kafasını karıştırıp karıştırıp ondan uzağa giden o aptal erkeklerden değil Aslan Balkanlı. İde... Burnunun dikine giden, 'ben çok safım. Salaklığımı mazur görün ama izin verin başımı her türlü belaya sokayım' diyen bir kız değil. 

O zaman ne yapıyoruz? Hemen ön yargılarımızdan kurtulup bu kitabı okuyoruz.

İde, ailesinin kardeşinin tedavisi için Amerika'ya gitmesi üzerine, bir aile dostlarının çalıştığı evde yaşamaya başlar. Patron dediğin böyle olur :D Hem çalışanına, hem onların eşlerine dostlarına sahip çıkar. :D

İde orada yaşadığı sürece, uslu, iyi aile kızı çizgisini koruyor. Ev sahiplerinin özel hayatlarına burnunu sokmuyor ama gel gör ki evin küçük beyi Aslan Balkanlı'dan da uzak duramıyor. Edward Cullen'ı ne kadar seversek sevelim, biz Türk filmleri ile beslenerek büyümüş bir nesil olarak, hep aşklarımızı Türk filmlerine göre yaşayacağız. Şahsen ben böylesini daha çok seviyorum. Aslan ve İde'nin birlikte olması kaçınılmaz yani. Aslan bir Kadir İnanır'sa şu an, İde bir Türkan Şoray yani benim gözümde :D

Neyse, konuyu dağıtmayalım. İde gün geçtikçe daha çok çekiliyor Aslan'a. Aslan'da çizgiyi çekmek, mesafeyi korumak istiyor ama karşı koyamıyor İde'nin kokusuna. Ne kokuymuş arkadaş! İde hangi parfümü kullandığını söylese de biz de alıp kendimize birer tane Aslan Balkanlı bulsak :P

İde'yi taktir etmedim değil. Arkadaşlar bilin diye söylüyorum, öyle 'ya benimsin ya kara toprağınsın' diyerek peşinize takılmıyor hiç bir zaman o çok aşık olduğunuz erkekler. Yani her şeyi karşı taraftan beklememek gerek. İde de öyle yapıyor. Çakıyor yumruğunu masaya 'ya benimsin ya kara toprağın' diyor. Tamam, tam olarak böyle olmamış olabilir ama bir şeyleri gizli gizli yaşamaktansa neyin ne olduğunu saklamamayı tercih ediyor. Gizemli konuşarak alttan alttan spoilerı çakıyor olabilirim ama nasıl olsa siz anlamıyorsunuz :D

Her çiftin olduğu gibi onların da sorunları oluyor ve bu sorunların temelinde ikisinin de geçmişi yatıyor. Ya anlamıyorum efsanevi aşklar için, olaylı geçmiş illa şart mı? :D Benim hiç mi kendi Aslan'ım olamayacak yani?

Kitabın en sevdiğim özelliği, buram buram imkansız aşk kokmaması oldu. Ayrıca kötü karakterler bile tam olarak kötü değildi. Yeteri kadar kötüydü ve bu da iyi bir şeydi. Öyle sürekli entrika çeviren tipler yoktu yani. Kitapta her şey yerli yerindeydi. Öyle abartılmış bir olay yoktu. 

Açık açık söylüyorum, eğer Aslan Balkanlı 'ben sana göre değilim' triplerine girip, acıların çocuğu modunda takılsaydı, kitap ilgimi bu kadar çekemezdi. 

Kız karakter çok mu mükemmeldi? Hayır. İde bence azıcık ucundan salak :D Beni hiç sinirlendirmedi ama çok güldürdü.  Ama o komiklikleri de iyi niyetine veriyorum. Kınamamak gerek. Hem ben alıştım kız karakterlerin bu saçma sapan hareketlerine. 

İde ile ilgili sevdiğim şey ise, klasik başına buyruk karakterlerden olmayışıydı. Kitabı okurken, alışmış kudurmuştan beterdir ruh hali içerisinde İde'nin sürekli Aslan'a baş kaldırmasını, o ne derse tam tersini yapmasını bekledim ama İde 'ben bilmem, beyim bilir' felsefesi ile uysal bir kız oldu :D Aferin, hep böyle ol İde.

Kitapla ilgili kötü hiç bir şey yok mu? Var. Ama bu sefer kitapla ilgili kötü yorumlarımı kendime saklamak istiyorum. Tamamen kişisel nedenlerden ötürü... ama illa çok merak ederseniz bana özel olarak mesaj atıp sorabilirsiniz. Ancak şunu da söylemeliyim ki çok da önemli bir şey değil. Ben sadece empati kurup, yazarın ilk kitabı olduğu için kendime saklamayı tercih ediyorum :)

Peki, bu kendime sakladığım şey kitaba puan kaybettirdi mi? Evet. Ama sadece bir puancık :)

Yazarı tekrar tebrik ediyorum. Allah yolunu açık etsin :D Nice kitaplara inşallah :D



Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.