Ağaçtaki-Kitap Yorumu

   
Kitabın Adı : Ağaçtaki
Orijinal Adı: Intet/Nothing
Yazarı: Janne Teller

Sayfa Sayısı: 181
Yayınevi: ON8 Yayınları

"Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!" Sesini bir ton daha yükseltip, "Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!" dedi. İşte o an, Pierre Anthon'u o erik ağacından bir an önce indirmemiz gerektiğini anladık. Hayatlarımız niçin sonu gelmez bir anlam arayışı üzerine kurulu? Yaptığımız işleri, verdiğimiz kararları, sürdürdüğümüz ilişkileri sürekli bir anlam terazisinde tartmamız neden? Anlam gerçekten o kadar önemli, adının yansıttığı kadar "anlamlı" bir şey mi? Yoksa toplumca kafayı anlamla bozduk da, bu takıntımızın farkında mı değiliz? Öyle ya da böyle, Danimarkalı bir grup genç, "anlam" denen şeyi feda etmemeye kararlı! İzin vermeyecekleri bir şey varsa, o da "her şey"in "hiçbir şey", "birileri"nin de "hiç kimse" olduğunun kendilerine dayatılması!

Her gün yapmakta olduklarımız, üstünde fazla kafa yormadan sürdürdüklerimiz, bir şey ya da biri olmak için... Ya günün birinde, "Her şey anlamsız," diyen biri çıksa, buna ne kadar dayanabiliriz? Yayımlandığından bu yana tüm dünyada gençlerin büyük ilgisini toplayan ve çeşitli dillere çevrilen romanda, Danimarkalı yazar Janne Teller, naiflikle gerçekliğin arasında, kan dondurucu bir nihilizmin sınırlarında geziyor! 

   

Öncelikle ON8 Kitap'a bu kitabı bana gönderdikleri için çok teşekkürler. Kitap elime aylar önce geçtiği halde ancak okuyup yorumlayabildiğim içinse çok çok özür dilerim :(

Bir çok çarpıcı kitap okuduğumu söyleyebilirim. Ancak daha önce hiç bir kitap beni böyle şaşırtıp, böyle dehşete düşürmedi.

Sanki kitap şey diyordu "Hayatın anlamını mı arıyorsunuz? Bir daha düşünün!"
"Ölmek o kadar kolaysa, bunun nedeni bir anlamı olmamasıdır. Ölümün anlamı yoktur, çünkü yaşamında anlamı yoktur."


Kitap Pierre Anthon adında ki karakterin hayatın aslında hiç bir anlam ifade etmediğini, anlam diye bir şey olmadığını bu yüzden de bir şey yapmanın gereksiz olduğunu ifade edip okulu bırakmasıyla başlıyor.

Daha sonra bir erik ağacının tepesine karga misali tünüyor ve sınıf arkadaşlarına hayatın ne kadar anlamsız olduğunu haykırmaya, onları fütursuzca rahatsız etmeye başlıyor.
"Pierre Anthon, hiçbir şeyin anlamı olmadığı için, bir şeyler yapmanın da değersiz ve gereksiz olduğunu fark ettiği gün okulu bıraktı."

Baştan uyarıyorum bu çocuklar daha 7.sınıfta.

Pierre Anthon'un sözleri onları karanlığa çekmeye başlayınca onu o ağaçtan indirmeleri gerektiğine karar veriyorlar. 
İlk önce işe taş atarak başlıyorlar. Keşke öyle devam etselerdi. Ama taş atmak işe yaramayınca, geri dönüşü olmayan bir yola giriyorlar.

DAHA 7. SINIFTALAR!!!
"Hiçbir şeyin önemi olmadığına göre, bir şeyler yapmaktansa hiçbir şey yapmamak daha iyidir. Hele de o yapacağınız şey, ağaca çıkmaya cesaret edemediğin için taş atmaksa"

Kitap Agnes adlı karakterin ağzından anlatılıyor. Bu çocuklar bir anlam yığını yapma kararı alıyorlar. Önce kendileri için anlam ifade eden ve gözden çıkarabildikleri şeyleri koymakla başlıyorlar bu yığına. Sonra insanlardan bu yığın için eşyalar toplamaya başlıyorlar.

Ama sonra bakıyorlar ki anlam yığını çok anlamsız. Bu yığının anlamlı olması için gözden çıkaramayacakları şeyler konmalı. 

Tabi bu şeyleri kaybetmek evlat acısı gibi koyuyor çocuklarımıza. Ve Pierre Anthon'a hayatın anlamlı olduğunu kanıtlama çabaları, birbirlerinden hırslarını aldıkları tehlikeli bir oyuna dönüşüyor.

Zira anlam yığınında yer alması için kaybettikleri şeylerin neler olduğunu duysanız aklınızı kaçırabilirsiniz.

Bir çocuk olarak bu yaptıklarını cesaret mi yoksa aptallık mı olarak adlandırsam bilemiyorum.

Bu çocuklardan bazıları hayatlarının anlamlarını ararken, aslında hayatı onlar için anlamlı kılan şeyleri kaybettiler.

Dini inançlarını, sevme iç güdülerini, çocukluklarını... aslında en başta bilmeleri gereken şey 'bana göre' hayatın anlamının herkes için farklı olduğu ve ona bu anlamı bizim kattığımızdı. 
Aslında hayatı 'anlamsız' görmesi bile Pierre Anthon'a hayatın ne ifade ettiğiydi. 

İlk önce hayatlarına olan inançlarını kaybettiler, sonra da hayatın onlara ifade ettiği anlamı.

Ve hepsi ağaçtaki bir çocuğu indirmek içindi.

İndirdiler...
"Hepimiz, bu hayatta bir şey olmak durumundaydık.     Bir şey olmak demek, biri olmak demekti." 

Ben kitabı beğendim desem bir türlü beğenmedim desem. Şimdi kitap beş puanı hakediyordu ama içimi ürpertti, tüylerimi diken diken etti ve beni dehşete düşürdü. Bir daha okur musun deseler... Arrow'un sezon finalinin üstüne bu kitap çok ağır geldi bana.

Bilmem anlatabildim mi? :D

Yani sonuçta başta dediğim noktaya döndük.

Hayatın anlamını mı arıyorsunuz? Bir daha düşünün!






Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.