Kocan Kadar Konuş-Kitap Yorumu



Kitabın Adı : Kocan Kadar Konuş
Yazarı: Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi: Dex
Sayfa Sayısı: 220
Türü: 
Türkiyede kadınların DNAlarına kodlanmış olan evlenme
saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesindengenetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısıkalmış. Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş atasözü,anneannem Peykerin lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benimanneannem.
Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de30una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!
Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.
Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden
çok var ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi.
Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan,hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.
Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş


Dex’in Türk bir yazarla anlaşıp, bir kitap çıkarttığını ve bu kitabın çok ama çok güzel olduğunu duyar duymaz yazmıştım Kocan Kadar Konuş’u kitap listeme. Ve kitabı hemen Bursa kitap fuarından alıp, aynı gece okuyup bitirmiştim. Kitap elimde iki saat ya dayanmıştı ya dayanmamıştı.

Öylesine komik öylesine bizdendi ki kendimi kaptırmamak elde değildi.




Bir Türk kızı Efsun. Ben ona süper Türk demeyi tercih ediyorum. :D Tüm evde kalmış Türk kızlarının kahramanı o. Kitaplarını ve kariyerlerini üst sıralarda tutan, erkek arkadaş bulacağım, evleneceğim derdine düşmeden hayatını yaşayan biri. Ben zaten oldum olası sevmem o erkek düşkünü tipleri.

Erkek arkadaş olmadan nefes alamaz mısınız siz? Biz kitap kurtları bu yüzden şanslıyız işte. Kitaplarımız var bizim. Bir de her kitapta başka bir erkek arkadaşımız.

Sabahhattin Ali’si var Efsun’un da. Kürk Mantolu Madonna başucu kitabı.

Efsun, komik yorumları ve hayata olan mantıklı bakış açısıyla çalıyor kalplerimizi ve biz biliyoruz ki o zeki tavırlarıyla harika bir hayat kuracak kendine.

En azından akraba gazına gelene kadar öyle düşünüyoruz :D
  " Ey Türk kızı! Birinci vazifen, 10 saniyelik basit bir konuyu 1 saatlik problem yumağına dönüştürmek üzere erkeğine trip atmak, onu çıldırtmak, zıvanadan çıkarmaktır!"

Kitabı okurken kendi ailem, teyzelerim geldi aklıma. 26 yaşını geçen tüm kızlar evde kalma potansiyeli taşır bizim ülkemizde. Eh, bizim ailede de. Daha üniversiteye geçer geçmez başlanır kızlara koca aranmaya. Hele bi de evlilik çağı geçmiş kuzenlerim… ah ne çektiler onlar :D

Efsun’un ki de o hesap.

Kötü geçen bir randevunun ardından aşırı doz aile baskısına maruz kalıyor ve bir hışımla karar veriyor. Koca bulacak. Çünkü biliyor. Kocası olmadan eksik görülecek o. Aile baskısından kurtulamayacak ve bu seçicilikle giderse de kesin evde kalacak. Sonunda duyacağı yegane cümle de ‘Kocan Kadar Konuş’ olacak.



Kitabın her sayfasında ayrı bir gülme krizine girdim. Sadece Efsun’un iç sesi değil, başına gelen talihsiz olaylara da güldüm.

Bir kız için en berbat şey, hoşlandığın kişinin ailenle bağlantılı biri olması. Eski komşunuzun oğlu, annenizin eski okul arkadaşının oğlu, ailenizin çok iyi tanıdığı eski okul arkadaşınız… aile işin içine karıştığı zaman olay bitmiş demektir. Ağzı olan konuşur. Herkes farklı bir yorum yapar. Baskı arttıkça artar. Dedikodu öyle bir yayılır ki, Hiroşima’ya düşen atom bombasının etkisi bile böyle hızlı yayılmamıştır.

Nereden mi biliyorum? Başıma geldi de oradan biliyorum. Rezaletin daniskası!

Zavallı Efsun, demeden edemedim kitabı okurken.

Gazı aldı, baskıyı yedi, abayı yaktı, üzerine bir de kızı evde kalma korkusu sardı… sen yanmışsın güzelim. Acil evlenmen lazım senin!

Bazı erkekler vardır. Kadınların sürekli ilgi isteyip, çok kıskanç ve romantik olduğundan söylenirken aslında kendileri öyledir. Bir de bazı erkekler vardır. Kıskanç, korumacı, sahiplenici, tatlı dillidir. Aşırı ilgi istemez ama onun olana sahip çıkar. Romantik değildir ama doğru yerde, doğru zaman da, doğru şeyi söylerler.

İşte bizim yakışıklımız o ikinci erkek. Birincisinden kaçarak uzaklaşın zira onun 3. randevuya bile kalmadan istekleri değişebilir. Hani bilin diye söylüyorum. Sonra sorun sen de değil ben de. Ben daha iyilerine layığım diyerek kaçmayın :D
  "Son sevgilime bir keresinde "Seni seviyorum" demiştim, bana "Eyvallah" diye cevap vermişti ayı."

Aslında ülkemizde yaşanan, bana göre ciddi, bir sorunu komik bir dille anlatmış kitap.

Neden bir kadın, yanında bir erkek olmadan hiçtir? O söz sanki ‘her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır’ gibi bir şeydi. Ancak biz sanki o söz ‘Kadın, erkeksiz bir hiçtir!’ gibi davranıyoruz.

Buna isterseniz cinsiyet ayrımı deyin, isterseniz erkek egemen toplum. Bu böyle sonuçta.

Tamam, demiyorum ki kadınlar sonsuza kadar evlenmeden yaşamalılar. Feminist filan da değilim, yanlış anlaşılmasın.

Bence herkes evlenmeli doğru insanı bulunca. Sonuçta yalnız Allah’a mahsustur. Ancak bence bir kadın önce evliliği değil, geleceğini düşünmelidir. Geleceğini sağlama almadan evlenmek bir kadının yapacağı en büyük yanlış olabilir.

Evlilik baskısı var üzerinde anladık tamam ama sen lise mezunu bile değilsin, geleceğe dair hiçbir güvencen yok ve bir hışımla, evde kalırım diyerek evleniyorsun. Ne kadar doğru sizce? Ya boşanırlarsa o kadın ne yapacak?

Zaten aile içi şiddetin temelinde hep bu evlilik baskısı yatmıyor mu? Zorla evlendirilen, evlenmeye zorlanan kızlar.

Kitap tam olarak bunu işlemese de bizim toplumumuzda ki evlilik merakını çok güzel bir şekilde anlatmış.

Annelerimiz boşuna demiyor. ‘Daha kendine bakamıyorsun, kocana nasıl bakacaksın?’ diye. Yani önce bir kendinize bakmayı öğrenin, sonra yine evlenirsiniz.



Gelelim kitabın diline. Dedim ya kitabın dili beni kırdı geçirdi. Gülmekten öldüm resmen. Yazarı hem tebrik ediyor hem de kızıyorum. Yahu madem güzel bir kitap yazdın, biraz daha uzun yazsaydın ya! Ne lüzum vardı hevesimizi kursağımızda bırakmaya?

O son olmuş muydu hiç hem? İşte kitaptan sırf o yüzden bir puan kırdım. Çok havada kalmıştı bir kere. Sanki devamı yarın gibiydi ama biz o devamı yarın değil şimdi istiyoruz. Yazar bilmiyorsa toplanıp, gidelim de bir söyleyiverelim.

Son dışında çok güzeldi. Diyaloglar süperdi. Dedim ya bizdendi. Annenizin, anneannenizin söylediğini duyabileceğiniz tarzda konuşmalardı.

Benim annem afkurma diyor gerçi o ayrı mesele. Biraz Karadenizlidir de kendisi!

Afkurma ne diye sorarsanız, ‘kes lan sesini!’ demenin Giresuncası :D

Neyse, evlilik baskısının bir iyi yanı da, kendine koca bulmayı beceremeyecek kadar sorunlu, asosyla arkadaşlara koca adayı arayan anneler, teyzeler. Valla en büyük fındık bahçesinin sahibiyle evlenirim. Bilginiz olsun :D O fındığa gider ben denize :D

Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.