7.Gezgin Kitap Kardeşliği Blog Turu 'Aşkın Gölgesi' 6.Gün: Kitap Yorumu


Gezgin Kitap Kardeşliği 7.turlarında mükemmel bir kitabı ağırlıyor. Mükemmel ki ne mükemmel. Benim bir aşk hikayesi için kullanabileceğim en üstün sıfatları taşıyan bir kitap var karşınızda. 'Gerçekçi' 'Saf' ve 'Masum. Belki biraz da 'Kalp Parçalayan'

Aşkın Gölgesi Yabancı Yayınları tarafından ülkemizde yayınlanan ve yazar Gülşah Elikbank tarafından yazılan bir kitap.

Kitap ülkemizden önce tam 9 ülke de daha yayınlanmış. Açıkçası Türk edebiyatının böyle bir noktaya geldiğini görmek çok ama çok gururlandırıcı. Bu yüzden yorumuma başlamadan önce yazarı tebrik etmek istiyorum :)
Bu bir aşk hikayesi. Kırık dökük... kimi an soluk soluğa, kimi an inanılmayacak zorlukta.




Kısaca konudan bahsedeceğim ama çok kısa. Çünkü artık turun 6.günündeyiz ve sizler artık konuyu ezberlemiş bile olabilirsiniz.

Kitap bir anne kız hikayesi olarak başlıyor. Aslında klasik ergen kız ve onu dünyada ki kötülüklerden korumaya çalışan bir annenin hikayesi bu. Yani aslında bizim hikayemiz... öyle içten.

Ve daha sonra, tam da Ece'nin annesi Esma'yı anlamaya başladığı noktada bir aşk hikayesine dönüşüyor bu kitap.

Ece, annesine ait eski bir kitap bulur ve merakına yenik düşüp kitabı okumaya başlar. Her bir sayfada yeni bir heyecan vardır Ece için. Yeni bir sır ve annesinin aslında kim olduğunu ona anlatan yeni bir gerçek.

Kitabımızın adı Aysız Geceler. Baş rollerde Zeynep ve Ahmet.

Ahmet aşık oluyor ilk önce Zeynep'e ve çok seviyor onu. Sonra Zeynep'te ona kaptırıyor kalbini.
Gayet saf ve güzel bir aşkı okuyoruz tam da bu kısımlarda.

Ancak aşık olmak kolay olsaydı herkes aşık olurdu. Ya da buna dikensiz gül olmaz diyebiliriz. 
Biz kitap kurtları olarak biliyoruz ki acı olmayan bir aşk hikayesi asla efsanevi olamaz.
Bkz: Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem...

Pamuk Prenses'te ki kötü kalpli cadı gibi burada da kötü kalpli bir cadımız var. Adı da Canan.

Aslında tam olarak kötü kalpli değil.. şöyle açıklamak istiyorum. Geçen bir hikayeme, okuyucularımdan biri erkek karakter kız karakteri aldattığı halde, kız karakter onu affettiği için çok sinirlendiğini ve böyle bir şeyi asla yapmayacağını söyleyen bir yorum atmış. Ben de yapmam. Bu aşka yaklaşım meselesi. Ben de ona şöyle dedim. Aşık olmak bazen insanın mantığını yok eder. Bazen bizi öyle aciz bir duruma düşürür ki asla yapmayacağımız şeyler yaparız. 

Canan'ın ki de o hesap... ama yine de bu ona küfür etmeme engel olmadı.

Artık bu yorumun bu kadar ciddi olduğu yeter değil mi?

Tur kitaplarını okurken mutlaka üstlerine yapışkanlı kağıtlar ile notlar alıyorum. Bu kitabın üzerine aldığım notlar şöyle.

-Boyun posun devrilsin, Canan!
-Senin gibi arkadaş olmaz olsun, Canan!
-Allah seni top etsin, Canan!
-Öl geber, Canan!

Yeterince açık konuştum mu?

Yani ben Zeynep'in yerinde olsaydım kızın ne mal olduğunu anladığım an saç baş dalmıştım ona. Gurur filan diyeceksiniz de gurur mu kalmış daha ortada. Arkadaşın sana kazığın en büyüğünü atmış. Kötü kalpli kraliçe diyorum!!!!! 
Hayat,silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır.İçinde hem hatalar hem yalanlar vardır.Önemli olan senin o resme ne kattığındır.


Zeynep'te suç yok mu? Var tabi ki. Sen orta da saf saf 'ay çok aşığım, çok mutluyum' diye gez dur. Burnunun dibinde ki en yakın arkadaşının ne haltlar karıştırdığını anlayamazsın tabi ki. Şimdi Canan kötü mötü ama zeki kız. Yiğidi öldür hakkını yeme. Planı kurdu hoppp halleti işini.

Tabi bir de Ahmet var... Ahmet'i sevmemekten çok ona kızgınım aslında. Zeynep'i çok sevdiğini söylerken korkağın teki olduğu için kızgınım. 

Erkekliğin bu mu lan senin! diye haykırmış olabilirim kitabı okurken bilemiyorum komşulara sormak lazım. Ama cidden yaptığı şey tamamen korkaklıktı. Erkekliğin 10'da 9'u kaçmaktır derlerdi de inanmazdım...

Hikaye böylece bitti sanıyorsunuz değil mi? Hayır. Daha başlamadı bile.

Dertler geldi mi peş peşe gelir derler. Zeynep'in başına o noktadan sonra gelmeyen kalmıyor ve Zeynep'in çektiği her bir acıda, Ece annesi Esma'yı biraz daha tanıyor. Onu biraz daha anlıyor. Anne kız bağları biraz daha güçleniyor....

Kitap beni ezdi geçti Son iki turdur hüngür hüngür ağlıyorum. Mendil masraflarımı yayınevlerine mi karşılatsam yazarlara mı?

Benim ki de kalp canım. Acıyın biraz bana!

Kitabın içtenliği beni çok etkiledi. Dili de oldukça akıcıydı. Türk yazarlara karşı bir ön yargı olduğunu biliyorum ama ben çok uzun zaman önce o ön yargımı aşmıştım ve çoğu zaman Türk yazarları okumaktan daha çok keyif alıyorum. Aynı bu kitapta olduğu gibi daha... tanıdık duygular uyandırıyorlar bende. Daha çok içimi ısıtıyorlar.

Allah yazardan razı olsun, ne diyelim! Elleri dert görmesin ama bu kitap yetmez bize. Şöyle buna 600-700 sayfalık bir devam kitabı yazsında doya doya okuyalım :D




Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.