The Proposal-Kitap Yorumu

In the weeks following Aidan’s betrayal, Emma has tried her best to move on. Ignoring his countless texts, voice mails, and flowers, she isn’t sure she wants to be won back by him. But Aidan isn’t going down without a fight—especially not until Emma lets him reveal the secret of his past that caused him to be so commitment phobic.

But fate intervenes when premature labor forces Emma on strict bed rest for two weeks. Aidan steps forward with a shocking proposal. To prove his love and commitment for her and their unborn son, he will take a leave of absence from work to care for her around the clock. Vowing to guard her heart, Emma reluctantly agrees.

While she is touched by Aidan’s attentiveness and tender loving care, Emma is thrown for a loop by the amorous attentions of ER doctor, Alpesh “Pesh” Nadeen. Pesh is everything Emma could ever want—successful, stable, and ready to settle down and be a husband and father. Pesh wants nothing more than to win Emma’s heart, but she is not sure she’s able to give it.

Her heart may still belong to the very man who broke it—the one who is so desperately trying to win her back.

Kitabın Adı: The Proposal
Yazarın Adı: Katie Ashley
Sayfa Sayısı: 228 (Epub)



The Proposition serisinin 2. kitabı, 1. kitabın bittiği yerden aynı şekilde devam ediyor. Nasıl bitmişti 1. kitap? Tabi ki Aiden’ın her şeyi mahvetmesiyle bitmişti. Korkularına yenik düşüp, hayatında ki en güzel şeyi yani Emma’yla ilişkisini mahveden Aiden, karnında onun oğlunu taşıyan, sevdiği kadını  da kaybetmişti. Çok pişmandı pişman olmasına ama hala pişman olması önemli miydi?

“Please, Em. I love you so much it hurts. I ache for you in my soul. Please…I can’t live without you. I want to be with you every minute of every day. I want to marry you and make a life with you. I want to raise Noah and be a family together. Please…please say you want to be with me forever.” 


Aiden kendini affettirmek için müthiş bir çaba harcıyor. Emma’da kolay biri değil yani. Zaten kadın bir sürü acı çekmiş, daha fazlasını istemiyor hayatında.

Aiden’ın yatıp kalkıp kız kardeşlerine ve babasına teşekkür etmek lazım. Onlar olmasa Emma bir daha yüzüne bakmazdı. Aiden’ı tanıyorlar tabi bu nedenle kıza ‘Gel sen bizi dinle. Aiden etti sen etme Emma’ diyorlar ve kızı bir nebze olsun sakinleştirip, hak ettiği mutluluk için savaşmaya ikna ediyorlar.

Aiden resmen el üstünde tutuyor bu kızı. Nasıl pişman bir görseniz. Ancak Emma Nuh diyor peygamber demiyor. Kızım akıllı ol, adam bebeğinin babası. Tek başına bebek büyütüp ne yapacaksın? Bir sakinleş öyle karar ver, desem de dinlemiyor beni.

Sırf Aiden’ı unutmak için neler yapıyor neler. Ancak Aiden’ı unutmak o kadar kolay değil Emma Hanım! İsminden asalet akıyor adamın :D


Kitap da Emma’ya ölümüne sinir olduğum böyle onun ağzını burnunu dağıtmak istediğim ama hamile diye kıyamadım bölümler oldu. Aynı bölümlerde, Aiden için canım yandı resmen. Adam tam böyle eve alıp beslemelik bir tip sen daha niye mutluluğu başka yerlerde arıyorsun? Sorarım sana Emma!

Tabi ki aradığını bulamıyor Emma ve tıpış tıpış Aiden’ın kollarına dönüyor.

"Because I love you! Did you hear that? I love you, Emma Harrison! I love you with everything in me. If I was honest with myself, I’ve probably loved you since that first night at O’Malley’s. I just couldn’t say it until now."


“I’m cute, Mommy’s cute, and Daddy’s…” She tore her gaze up to meet his. “Daddy’s lucky,” he finished for her.
 Buradan sonra kitap Aiden ve Emma’nın kendilerine mutlu bir aile kurma çalışmalarını anlatıyor. İşte düğün dernek, çoluk çocuk derdine düşüyorlar. Zaten evlenmeden hamile kalma olayı olduğu zaman bir kitapta da kız karnı burnundayken evlenmeseler şaşarım. Ya yazık değil mi o kıza? 500 kilo olmuş gelinlik giyiyor filan. Hiç el alem ne der diye düşünmekte yok. İyice çivisi çıktı bu dünyanın. Cık cık cık cık…! :D

Neyse ben daha fazla saçmalamadan yorumu yavaş yavaş sonlandıralım.

Birinci kitapla ilgili çoğu görüşüm bu kitap içinde geçerli. Kötü bir kitap değildi. Okuması eğlenceliydi ancak çok da güzel, böyle bana okurken çığlıklar attıran bir kitap değildi.

Bazı kısımlarda ister istemez sıkıldım ancak bu kısımlar hikayenin orta kısmında yer aldığı için çok rahatsız etmedi. Bir an sıkıldım, bir an okurken çok eğlendim.

Eğer New Adult kitapları okumayı seviyorsanız ve İngilizce kitap okumaya yeni başladıysanız, bu kitabı okumanızı öneririm :) 

Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.