Simple Perfection (Perfection #2, Rosemary Beach #5)- Kitap Yorumu

Woods had his perfect life mapped out for him. Rise up the ranks of the family business. Marry the rich girl of his parents’ dreams. Pretend that wealth and privilege was all he’d ever wanted. Then a girl named Della breezed into town, a beautifully imperfect stranger who captured his heart and opened his eyes to a new kind of future. Woods is ready and willing to sacrifice everything for her when the sudden death of his father leaves him with his mother to care for and a business to manage.

Della is determined to be strong for Woods, even as she’s quietly falling to pieces. No matter how far from home she’s run, the ghosts of her past have never stopped haunting her. Struggling to hide her true feelings from Woods, Della fears she can’t be his rock without dragging him down into the darkness with her. But is she strong enough to let go of the last thing holding her together?

Kitabın Adı: Simple Perfection
Yazarı: Abbi Glines
Sayfa Sayısı: 198 (Epub)



İlk kitap beni benden almış bambaşka diyarlara sürüklemişti. Woods resmen kalbimi çalmıştı. Bu nedenle ben de hiç vakit kaybetmeden ikinci kitaba başladım :)




Şimdi, ilk kitabın sonunda bildiğiniz ya da  bilmediğiniz üzere :D Woods’un babası ölmüştü. Sebep olarak da Woods’un, babası Della’yı Rosemary Beach’den gönderdikten sonra ona çektiği rest alıyordu ilk sırada. Adam hemen ardından kalp krizi geçirmişti.

Ya insan azıcık vicdan azabı çeker. Ben ne yaptım der. Zavallı anam, çilekeş anam der. Yok. Varsa yoksa Della. Yahu ne Della’ymış :D

Tabi Woods’un babasının ölümü herkes için kötü olmadı. O Angelina denen cadı (bkz: Woods’un ex nişanlısı) soluğu direk Woods’un annesinin evinde aldı. Çok umursuyormuş gibi kadının yanından ayrılmıyor bir de. Aklı sıra Woods’a yanaşacak tabi ama Woods’un gözü Della’dan başkasını görmüyor. İşin başına da geçti zaten oh keyfi yerinde. Asistan olarak da Della’yı aldı işe. Daha ne istesin ki? Angelina’yı ne yapacak?
Ama Angelina anlama problemleri yaşıyor. İnatla biz birbirimiz için yaratılmışız, ikimiz bir fidanın güller açan dalıyız diyor. Öyle iğrenç biri :D


Tabi ki her şey o kadar kolay değil. Bir kere Woods’un annesi Angelina’nın çok iyi biri olduğuna inanmış durumda ki ben bu oğlan analarını hiç anlamıyorum zaten :D

Ayrıca dediğim gibi Angelina’da kafayı Woods’a takmış durumda.

Sorunlar bununla bitiyor mu? Hayırrrr!!!

Della hala ortalarda ‘Ben sorunluyum. Delireceğim.’ diye geziyor ve bu kitabın ana konusu da buydu bence. Ya şu kız delirseydi de bir rahtalasaydı. Delirmiyorum diye üzülüyor bence ruh hastası :D 

Bu kitap Della’nın sorunlarıyla yüzleştiği bir kitaptı. Ancak o sorunlarıyla yüzleşirken olan Woods’a oldu.

(Spoiler. Birazcık ama :D)

Della kendi kendine kafasında kurup, kendi kendine ortalığı karıştırdı. Offf ben bu salak salak atara gelip çekip giden kızlara da ayrı bir gıcık oluyorum bu ara. Bkz: Blaire. Bkz: Laurleyn (Beauty From Pain) Kızım derdiniz ne? Bulmuşsunuz taş gibi adamları ama bırakıyorsunuz. Niye? Beni sevmiyor. Niye? Benimle mutlu olamaz. Niye? Kız kardeşi sorunlu, ruh hastasının teki.

Azıcık zeki olun ya. :D

Tabi ki üzülen yine Woods oluyor. Della çekip gidiyor ve Woods eli böğründe kalıyor. Tek yapabildiği ise her adımını takip ederek iyi ve güvende olduğunu bilmek oluyor.


Abbi Glines, Too Far serisinin son kitabında da aynısını yapmıştı. Yani, Rush’ı tam böyle sırılsıklam aşık, romantik bir tipe çevirmişti. O kitapta açıkçası bu beni biraz bunaltmıştı. Rush’ın böyle Blaire’in ağzının içine düşen hallerini sevmemiştim ama bu kitapta Woods’un Della için endişelenmesi, onu sahiplenmesi çok hoşuma gitti. Ne kadar romantik olursa olsun, sırılsıklam aşık erkek rolünü ne kadar ileriye taşırsa taşısın ben yine de çok sevdim :)

Kitabın son kısımlarına doğru çok üzücü bir olay yaşandı. Ne olduğunu söylemeyeceğim. Merak edin :D

Tek söyleyebileceğim çok üzüldüğüm. Kitapta zaman zaman Grant’ın hayatına yer verilmişti. Bir sonra ki kitap onun kitabı olduğu için bir çeşit giriş yapılmıştı ancak ben bu üzücü olay için ayrı bir kitap yazacağını düşünüyorum yazarın ve bu olayla ilgili tek söyleyebileceğim, kitabın Bethy’le ilgili olacağı :)

Şimdi nefesimi tutmuş Grant’ın kitabını bekliyorum. Bir Nan vakası daha geliyor. Kitabın adı Take a Chance. Çıksa da okusam :D




Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.