Beauty From Pain (Beauty #1)-Kitap Yorumu

They agreed on three months...but their love knew no boundaries.

Jack McLachlan is a winemaking magnate and easily one of Australia’s most eligible bachelors. His success and wealth make him no stranger to the complications of romantic relationships and that’s why he goes to extreme measures to avoid the hassle. He prefers simplicity in the form of a beautiful female companion with no strings attached. He arranges relationships like business deals and they’re always the same. No long term relationships. No real names.

It’s his game and his rules. He’s content to play as usual, but when Laurelyn Prescott enters his life, his strategy must change because this player is like none he's ever encountered. His world is turned on its head after he begins a three month affair with the beautiful American musician. Nothing goes according to plan and as he breaks more and more of his own rules for her, she’s exceptionally close to becoming something he never thought possible. His ultimate game changer.


Kitabın Adı: Beauty From Pain
Yazarın Adı: Georgia Cates
Sayfa Sayısı: 219



Beauty From Pain benim çok uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Hakkında çok güzel yorumlar duymuştum ve en sonunda dayanamayıp okudum.


Laurelyn Prescott kötü bir ilişki ve yine kötü bir ayrılığın ardından en yakın arkadaşıyla birlikte Avusturalya’ya gider. 3 ay boyunca tatil yapacak ve kafasını dağıtacaktır. Ancak işler istediği gibi gitmez.




Jack Henry McLachlan her new adult kitabının olmazsa olmazı, kendini ciddi ilişkilerden uzak tutan, kadınlarla duygusallık olmadan sadece tensel yakınlaşmalar yaşayan, zengin, yakışıklı ve ukala karakteri ki bunlar da ona aşık olmamız için gereken her şey oluyor :D

Jack Henry kadınlarla anlaşmalı ilişkiler yaşıyor. Şimdi ilk aklınıza gelen kişinin Grey olduğunu biliyorum ama arada gerçekten çok fark var. Bir kere Grey’in anlaşması, onunda dediği gibi, biraz sadistçeydi. Ancak Jack’in anlaşması tamamen iki yetişkin insanın karşılıklı çıkarlarını ön planda tutarak yaşadıkları tensel bir ilişkiyi kapsıyor. Tek kötü yanı Jack Henry size asla ve asla gerçek ismini söylemiyor. Kim olduğunu anlatmıyor. Çünkü ilişkiniz bittiğinde onu bir daha görmeniz gerekmiyor.

Zaten ilişkini olayı da bu. Gelecek kaysı olmadığında daha çok eğlendiklerini ve mutlu olduklarını söylüyor. Eh, bir nokta da ayrı. 'Acaba bana ne zaman beni sevdiğini söyleyecek?' 'Acaba beni ne zaman ailesiyle tanıştıracak?' 'Acaba beni aldatıyor mu?' 'Benimle evlenecek mi?' gibi sorular çoğu ilişkinin yıpranmasına ve bazen sona ermesine sebep oluyor sık sık ama Jack Henry tüm bunlarla uğramak istemiyor ve evliliğe ve çocuk sahibi olmaya yemin ediyor.

Hep öyle derler zaten :D :P


Bir gece Laurelyn arkadaşlarıyla gittiği barda şarkı söylemek için sahneye çıktığında Jack Henry onu görüyor ve o an, bir sonra ki hedefinin o olması istediğini biliyor.

Buradan sonrası çok eğlenceli olmaya başlıyor. Jack Henry’nin, Laurelyn’ni ikna etme çabaları çok güzeldi. Okurken en çok eğlendiğim kısımlar, bu kısımlardı.


Laurelyn ve Jack 3 aylık bir anlaşma yapıyorlar. Zaten Laurelyn 3 ay sonra Amerika’ya dönecek ve Jack bu 3 ayı onun için unutulmaz kılmaya söz veriyor. Öyle de yapıyor. Jack Henry romantik değil ama çarpıcı ve zeki bir adam. Eh, bu da o 3 ayın mükemmel olmasını kaçınılmaz kılıyor.

Çok böyle saçma sapan fanteziler yoktu kitapta. Daha çok çıkıyor gibilerdi bence. Hani ne kadar inkar etseler de ikisi de birbirlerini seviyorlardı. Dediğim gibi bunu çok uzun süre inkar ettiler ancak gerçeği anladıklarında… eh o zaman her şey için çok geçti.


Kitap güzeldi ama benim beklentilerimi karşılamadı. Ben öyle yorumlar duydum ki hani dedim aylarca bu kitabın etkisinden kurtulamam ama öyle değildi. Ben çoğu new adult kitabımı açıp tekrar tekrar okumayı severim çünkü aşk en yoğun o kitaplarda anlatılıyor ama bu kitapta öyle bir durum olmadı. Daha henüz kitabı tekrar açıp okuma girişiminde bulunmadım. (Bu yorumdan sonra düşünmüyor değilim ama :D)

Ama bu kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor. Kitap güzeldi. Okumanızı önerdiğim bir kitaptı. Sonuçta bir Jack Henry McLachlan dünyaya kolay kolay gelmiyor. :D

Bir gün Avusturalya’ya gidersem tüm üzüm bağlarını tek tek gezeceğim ve onu arayacağım. Çünkü bana söylemesini istediğim birkaç replik var :D


Son bir duyurum var. Kitabın yayın hakları DexPlus tarafından alınmış. Hadi hayırlısı :)











Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.