Sevgilimden Son Mektup-Kitap Yorumu


Kitabın adı: Sevgilimden Son Mektup

Orjinal adı: The Last Letter From Your Lover
Yazarın adı: Jojo Moyes
Yayınevi: Pegasus
Sayfa sayısı: 480 



Ellie Haworth mutluluğu yanlış yerlerde arayan bir gazetecidir. Evli bir adamla ilişkisi vardır ve kendini, adamında onu sevdiği ve karısıyla sadece çocuklar için kaldığı düşüncesine inandırmıştır. Herkes adamın onu kullandığını söylediği anda Ellie dinlemiyor ve bir de bunu söyleyenlere kızıyordur.

Ellie, adam seni kullanıyor. Hadi sıkıyorsa bana da kız :D

Elli günlerden bir gün arşiv odasında çalışırken eski bir mektup bulur ve hikâye orada başlar.




1960 yılında geçen yasak bir aşk hikayesi diyebiliriz kitabın konusuna. Ben kitaba başlarken kendi kendime sürekli “Senden Önce Ben’de ağladım bence bunda da ağlayabilirim” filan diyordum ancak hiç de öyle olmadı. Senden Önce Ben’le resmen kalbimi kıran ve milyonlarca parçaya ayıran Jojo Moyes, bu kitapla bana mutlu son nasıl olur, onu gösterdi.

Yine de tekrar uyarmak istiyorum. Kafanızda kurduğunuz mutlu ya da mutsuz sonların hepsini unutun. Çünkü hiç biri gerçekleşmeyecek. Oldukça beklentileri aşan bir kitap çünkü.


Jennifer Stirling, zengin kocanın, güzeller güzeli karısıdır. Sanırım dışarıdan onu anlatmak için tek bu cümle yeter ancak gerçek Jennifer’ı tarif etmek için daha fazlasına ihtiyacınız var. Eğer Antony gibi onu dış görünüşüne göre değerlendirmeye kalkarsanız büyük hata yaparsınız.

Gerçi Antony’nin değerlendirmesi belki de onun hayatının fırsatı oldu. Ağzından çıkan tek bir cümleyle hayatında ki her şey değişti. Jennifer Stirling’e özür dilemek için yazdığı tek bir mektupla başlayan macera, güzel bir aşk hikayesiyle sonuçlandı.


Antony bir gazeteci. Kelimeleri nasıl kullanacağını bilen bir gazeteci. Zamanında savaş muhabiriymiş ama evine geri dönmüş. Savaş bölgesine geri dönmek istediğinde ise onu hazır olmadığını söyleyerek başka bir göreve, Jennifer’ın kocasıyla röportaj yapmaya gönderiyorlar.

Valla çocuğa iyilik mi yaptılar kötülük mü bilmiyorum ama Antony’nin hayatının işini almış olabilir.

Jennifer ve Antony’nin aşk hikayesi başlıyor ve birbirlerine yazdıkları gizli mektuplarla devam ediyor. Jennifer kocasıyla mutlu olmadığını biliyor ancak ondan ayrılamıyor. Çünkü o zamanlar bu o kadar da kolay değil. Toplum baskısı en üst seviyede.


Normalde Jennifer’ın yaptıklarını, başka bir kitapta, başka bir hikayede, başka bir karakter yapsaydı ona sıkı küfür ederdim ancak Jennifer’ı anlıyorum. Sebeplerini anlıyorum ve ilk defa bir karakterle empati kurabildim diyebilirim ve bu eğlenceli değildi :D Benim baş karaktere küfür etmem gerekiyor çünkü başka türlüsünü bünyem kaldırmıyor :D

Ancak Jennifer’da durum böyle değil. Evli ve boşanmak o zamanlarda şimdi ki kadar kolay değil. Belli bir düzeni ve yaşamaktan mutlu olduğu bir hayatı var. Antony’i seviyor ama sevginin bazen yetmediğini biliyor. Kocasını bırakıp ona gitmesinin yeterli olmamasından korkuyor. En sonunda ona gitmeye karar verdiğinde de asla olmasını beklemediği şeyler oluyor. Yazık bu ikisinin çekmediği kalmıyor. Hani Leyla’yla Mecnun kim onlarının yanlarında o derece :D


Ellie diye bir kız vardı ona ne oldu derseniz okuyup öğrenmeniz gerekecek :D Ancak Jennifer ve Antony’nin mektuplarının ona mutluluğu getireceğini söyleyerek size küçük bir spoiler verebilirim :D

Kitap güzeldi ancak bir Senden Önce Ben değildi. Sanırım bir kızın favori kitabının yerini başka hiçbir şey dolduramıyor :D

Ben kitabı beğendim. Okursanız sizin de beğeneceğinize eminim :D








Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.