Duman ve Kemiğin Kızı-Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Duman ve Kemiğin Kızı
Orijinal Adı: Daughter of Smoken And Bone

Seri Sıralaması: #1
Yazarı: Laini Taylor
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 444

*****

Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...

Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.



Karou dışardan Prag’da yaşayan, mavi saçlı, sıradan bir kız gibi görünebilir anca hiç de öyle değildir. Karou yaptığı resimler ve anlattığı hikayelerle herkesin dikkatini çekiyordur. Herkes onun bir hayalperest olduğunu düşünebilir ancak gerçek hiç de öyle değildir. Diğer insanların hayal sandıkları şey, Karou’nun gerçeğidir. Karou, Brimstone’un dilek dükkanında büyümüştür. Oraya nasıl geldiğini, gerçek ailesinin kim olduğunu bilmiyordur ancak ailesi olarak gördüğü kişilerin yanında mutludur. 

Brimstone’un ona verdiği dilekçikler sayesinde bir çok isteğini gerçekleştiriyordur. Mesala mavi saçları… O da bu dilekçiklerin karşılığında, büyülü geçitlerden geçip dünyanın dört bir yanını dolaşıyor ve ona dişler getiriyordur. 
Gel zaman git zaman, günlerden bir gün geçit kapılarının üzerinde kara eller ortaya çıkmaya başlar. İnsanlar bu kara ellerle ilgili tuhaf hikayeler anlatıyordur. Kara ellerin kapılara bırakılışına şahit olan birçok insan vardır. Hepsi bir meleğin varlığından bahsediyordur. Şeytanın inine açılan bir kapının önündeki bir melekten...
Karou bütün bunların ne olduğuna bir anlam veremiyor ve işini yapmaya devam ediyordur. Brimstone’un onu diş almak için gönderdiği görevlerden birinde bir melek tarafından saldırıya uğrayana kadar her şey yolunda gibi davranmıştır. Ancak o gün hiçbir şeyin yolunda olmadığını anlar. O gün kendiyle ve Brimstone’la ilgili öğrendiği birçok şey hayatını değiştirir. Aynı mavi saçları ve ürkek gözleriyle Karou’nun, melek Akiva’nın hayatını değiştirdiği gibi.



Bu aralar yorumlarımı yazarken çok mu edebi konuşuyorum :P :D Sanki hikaye anlatır gibi değil mi? :D Psikolojim bozuk çaktırmayın :D Hem okur hem yazar olmak kolay değil :D

Her neyse biz dönelim hikayeye :D Akiva denen ilahi güzellikteki harika şey kafayı tam anlamıyla Karou’ya takıyor. Onun nerede olduğunu bulmak istiyor. Peşine düşüyor ve sonunda onu, daha doğrusu evini buluyor. Ancak bu sırada Karou başka bir gizemi çözmenin peşinde. Eve döndüğünde ise onu bekleyen bambaşka bir gizem var. Oysa sadece görsel sanatlar okuyan bir lise öğrencisi değil miydi bu kız? Brimstone haklı galiba. Bazen ne dilediğine dikkat etmek gerekiyor...



Karou ve Akiva’dan bahsetmeden önce Akiva’dan bahsetmek istiyorum. Bu arkadaş anlaşıldığı üzere bir melek.  Ancak Akiva’nın içten içe acı çektiği çok bariz. Kitabın başından itibaren o soğukluğu ve içinde kopan fırtınaları hissedebiliyorsunuz. Bu durum o Karou’yla tanışana kadar devam ediyor.
Onunla tanışana kadarsa Akiva’nın istediği tek savaş ve intikam.


Akiva ve Karou benim tek tek değil de çift olarak sevdiğim karakterler. Kitap boyunca birlikte olmalarını gerçekten çok istedim. Her sayfa da bir ilan-ı aşk bekledim. Bariz bir şekilde birbirleri için yaratılmışlardı. Aralarında ki çekimi hissetmemek mümkün değildi. Ben okurken hikayelerinden çok etkilendim. Yollarının kesişmesi kaderden başka bir şey değil bence. Eskiden de kaderdi, şimdi de kader ve belki gelecekte tarih bir kez daha tekerrür ederse o zamanda kader olacak. 

*Spoiler* :D

“ ‘Buraya daha önce gelmiş miydin?’
  ‘Ah geldim tabii. Tanıştığım bütün erkekleri buraya getiririm’
 ‘Ve canını sıktıklarında onları her zaman aşağı atabilirsin’ ”

Uzun zamandır bir kitabı bu kadar büyük beğeniyle ve heyecanla okuduğumu hatırlamıyorum. Duman ve Kemiğin Kızı beni gerçekten çok etkileyen bir kitap oldu.

Ancak kitap öyle bir yerde bitti ki… Kitap bittiğinde ruh halim hiç iyi değildi.


İkinci kitabın henüz Türkiye’ye gelmediğini öğrendiğim de ise…

Tamam ben daha fazla saçmalamaya başlamadan kapanış konuşmasını yapıyorum. DUMAN VE KEMİĞİN KIZI'NI GİDİP HEMEN ALIN VE OKUYUN!!!!

SON :D







Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.