Fallen Too Far-Kitap Yorumu


She is only nineteen.

She is his new stepfather’s daughter. 

She is still naïve and innocent due to spending the last three years taking care of her sick mother. 

But for twenty-four year old Rush Finlay, she is the only thing that has ever been off limits. His famous father’s guilt money, his mother’s desperation to win his love, and his charm are the three reasons he has never been told no.

Blaire Wynn left her small farmhouse in Alabama, after her mother passed away, to move in with her father and his new wife in their sprawling beach house along the Florida gulf coast. She isn’t prepared for the lifestyle change and she knows she’ll never fit into this world. Then there is her sexy stepbrother who her father leaves her with for the summer while he runs off to Paris with his wife. Rush is as spoiled as he is gorgeous. He is also getting under her skin. She knows he is anything but good for her and that he’ll never be faithful to anyone. He is jaded and has secrets Blaire knows she may never uncover but even knowing all of that…

Blaire just may have fallen too far.


Fallen Too Far’ı ilk kez takip ettiğim kitap bloglarından birinde keşfettim. Ardından hem Kobo hem de Goodread okumamı önerince dayanamadım ve e-book versiyonu indirip okumaya başladım :D




Blaire annesinin ölümünden sonra, ona kalan son şeyi, yaşadıkları evi de borçlarını ödemek için satıyor ve kalacak bir yeri olmadığı için bir süreliğine yanında kalmak üzere babasının yanına Rosemary Beach’e gidiyor.
Gidiyor gitmesine ama babası kız gelmeden almış karısını gitmiş başka bir yere.
Kalıyor mu bu kız ortada. Blaire’in babasının, karısının :D üç çocuğu var. Üçü de başka başka adamlardan. Grant’da onun çocuklarından biri ve Blaire’i ilk önce o buluyor ve Blaire ona silah doğrultuyor :D

Grant buna rağmen Blaire’e yardım ediyor. O yüzden o benim kitapta en sevdiğim karakterlerden biri. Blaire’in cici annesinin bir diğer oğlu olan Rush’ın yanına gidiyorlar ve durumu anlatıyorlar. Ancak Rush, Blaire’ı pek hoş karşılamıyor.

Blaire yeteri kadar şey yaşamış ve eline kalan son şeyi, gururunu da kaybetmemek için çekip gidiyor. Sorunlar burada bitiyor mu? Hayır! Bu sefer de Blaire’in kamyonetinin benzini bitiyor ve benzin alacak parası yok.
Rush en sonunda insafa geliyor ve ona yardımcısının, oraya geldiğinde kaldığı, merdiven altında ki küçük odayı veriyor.

Rush bir üvey kardeş için fazla çekici bir arkadaş. Piercingleri, dövmeleri ve karizmasıyla tam yemelik yani. Ancak Blaire’e tam bir pislik gibi davranıyor.
Blaire orada geçirdiği ilk sabahta Rush’ın tek gecelik ilişkilerinden biriyle karşılaşıyor ve Rush’ın kıza yol vermesine şahit oluyor.

“You got what you came here for,babe. You wanted me between your legs. You got it. Now I’m done.”


Blaire istenmediğini bildiği için ona göre davranıyor.
Bir bilse Rush niye ona kötü davranıyor… Rush aslında Blaire’dan fena halde etkilenmiş durumda ve bunu itiraf etmekten de çekinmiyor. Gidiyor kıza böyle böyleyken böyle böyle. Senden etkilendim ama bizim aramızda bir şey olamaz diyor.


Fakat ne Blaire durmasını istiyor, ne de Rush kendi durdurabilecek kadar güçlü.
ikisi de zincirlerini kırıp birlikte olmaya başlayınca tamam dedim işler güzel gidiyor.
Ancak bu Rush’ın bir kız kardeşi var ki… kızın ismi var cismi yok ama o bile yetiyor.
Nan resmen varlığıyla eziyor kızı. Ortalarda Nan’le ilgili dolaşan bir sır var ama kimse bunu Blaire’e söyleme zahmetinde bulunmuyor. Kız da yazık saf saf geziyor ortalarda ama her şey ortaya çıktığında…


Rush ve Blaire arasında ki ilişkiye aşık oldum diyebilirim. Rush’ın korumacı tavırları ve Blaire’a verdiği değeri saklamaya çalışmaması kitabın beni etkilemesinin temel sebeplerinden biri.  Ayrıca olayların kurgulanış şeklide çok hoşuma gitti. Beklentilerimi aştığını söyleyebilirim. Ne zaman bir olayın sonunu tahmin etmeye çalışsam yazar beni yanılttı ve şaşırtmayı başardı.

Ayrıca Nan’i, annesini ve Blaire’in babası olacak o herifi bir odaya kapatıp, ağızlarından kan gelene kadar dövme isteğimi bastırmak için çok uğraşmam gerekti. Zavallı Blaire ne çekti ellerinden….

Woods’da kitapta çok severek okuduğum karakterlerden biriydi. Blaire’dan en başta etkilendiği çok belli ancak daha sonra onun Rush’a ait olduğunu kabul ediyor ve aradan çekiliyor. Daha sonrasını ise Blaire’ın arkadaşı olarak devam ettiriyor ve gerçekten de harika bir arkadaş oluyor Blaire için.
Bir kitabın olmazsa olmazlarından esas kızın, komik en yakın arkadaşı rolünü de Bethy üstlenmişti ve her seferinde yüzüme keyifli bir gülümseme yerleştirmeyi başardı :D

*SPOILERS*


“Are you scared of me? Don’t be. I’m harmless”
“You don’t scare me. I’m just not used to this kind of things”
“What kind of things?”
“Guys. And flirting. At least, I think that is what is happening”
“Yes, this is definetly flirting.”



“You will be relieved to know that I’ll be out of here in less then a month”
“I probably should be. Relieved that is. Real fucking relieved. But, I’m not. I’m not relieved, Blaire”

#BlaireAndRush










Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.