Yanlış Zaman-Hikaye Yorumu


“Hazır mısın Amelia?” diye bağırdı annem. Tanrı aşkına bu ne telaş? Alt üstü yemeğe gidiyoruz. Babam bizi terk ettiğinden beri annem evle özellikle de mutfakla ilişkisin kesmişti. O yüzden sık sık dışarda yerdik. Gerçi bugünkünün altında başka bir şeyler olduğunu düşünmüyor değilim. Annem gereğinden fazla özenli çünkü…




“Geliyorum Anne!” Son kez aynadaki yansımama baktım.  Sade ama şık… Siyah ideal bir seçim… Gidebiliriz…

“Yalnızca yemek yiyeceğimizden emin misin?” diye sordum kapıdan çıkarken. Annem hızlıca başını salladı. İçimden bir ses haykırıyordu: Doğruyu söylemiyorsun Madison Grace.

Büyük bir restorandı. Fazla büyük. Annem etrafa bakınıyordu. Tanrım, biliyordum. Biriyle buluşacaktık. İlerde genç bir oğlan bize el salladı ve oraya doğru ilerlemeye başladık. En fazla 25 yaşında, kesinlikle yakışıklı ve aşırı derecede uzun boylu biriydi. Anneme döndüm. “Neler oluyor?” cevap vermedi. Oğlanın yanına geldiğimiz de sadece bana dönüp gülümsemekle yetindi. Oğlan elini uzattı. “Ben Tyler.” Anlamsızca bakarken uzattığı eli sıktım. “Ben de Amelia.” Sonra tekrar anneme döndüm.

“Amelia, Tyler benim erkek arkadaşım.”

-25 yaşında bir üvey baba. Umursamaz bir anne… Amelia’nın nefreti nelere sebep olacak?  Hayat bir genç kız için hiç bu kadar çekilmez olmamıştı… 


‘Yanlış Zaman’ benim favori İnternet hikâyelerimden biri.
Aşk, ihtiras, şehvet, intikam, macera, müzik, gözyaşı... ne ararsanız var bu hikayede.
Bu bir imkânsız aşkın hikâyesi ama ne imkânsız aşk.
Tyler, Amelia’nın annesiyle evli ancak Amelia’ya âşık ve Amelia’da, Tyler’ın çekimine karşı koyamayacak kadar güçsüz.
O annesi olacak… neyse küfür etmeyeceğim. İşte o kadın çok fena. Neler neler yapıyor Tyler bunu bırakmasın diye. Ancak Tyler’ın gözü Amelia’dan başkasını görmüyor.

“Keşke seni annenden önce tanısaydım.”


Amelia, Tyler’dan en başta hiç haz etmiyor. Hatta ondan nefret ediyor. Haksız da değil kız. Hem annesiyle evli ve annesinden yaşça küçük hem de kıza tam bir pislik gibi davranıyor Tyler. Onu yatılı okula göndermeye çalışıyor filan. Adamın tek amacı Amelia’yı kendinden uzaklaştırmak ama o işler o kadar kolay değil gülüm :D

Bu hikayeyi okurken göz yaşlarına boğulabilirsiniz. Ya sinirden ya da aşırı duygusallıktan. Az daha gidip kendi ellerimle bunları bir odaya kilitleyecektim. Amelia bir inat ki sormayın. Tamam anladık onunla olmak sana kendi suçlu hissettirecek ama yeter be kızım. Mecnun oldu çocuk aşkından. Çekmediği kalmadı. Öl desen ölür senin için. Verem etti 30 bölümde anlayacağınız bizi kız.

Sorun biraz da Amelia’nın ne istediğini bilmeyip Tyler’a sürekli umut vermesinden kaynaklanıyor. Bir diyor olur bir diyor yapamam. Bir diyor hadi gel kaçalım sonra yine olmaz. Hikâyelerin olmazsa olmazı zihinsel engelli, ailesi sorunlu kızımız yani Amelia.


Bir de Steven diye bir insan var ki bu hikâye de ben onun için ölürüm. Amelia, Tyler’ı alabilir. Steven’ı gördükten sonra ben unuttum gitti Tyler’ı :D

“Benim yüzümden mi?” diye telaşla sordum. Arkasına yaslandı. “Sayende desek.” Kaşlarımı kaldırdım. “Nasıl?” başını yana yatırdı. “Fazla kıskançtı. Dün ki sakar garsonun çok çekici olduğunu söylediğim için beni terk etti.” Dedi Steven. 

Steven ünlü bir müzisyen. Amelia ile birlikte bir kafe de karşılaşıyorlar ve ardından da birlikte bir projede çalışmaya başlıyorlar.
Amelia’dan sırf bu çocuğu üzdüğü için nefret ediyorum. Kızım madem Tyler’ı bu kadar seviyorsun sen niye Steven’a da umut veriyorsun. Ne aç gözlüsün ya :D

Biraz da hikayenin dilinden bahsetmek istiyorum.
Dili oldukça akıcı ve okurken her bir sahneyi tek tek kafanızda canlandırabiliyorsunuz.
Ayrıca Tyler’ın kendine güvenen ve olgun yapısı, repliklere çok güzel yansımış. Her bir repliği okuduktan sonra ‘her eve bir Tyler’ kampanyasına katılmaya gidebilirsiniz ki böyle bir kampanya olup olmadığıyla ilgili hiçbir fikrim yok :D Yoksa bile başlatılmalı :D


Mutlaka okumanız önerdiğim bir hikaye. 'Aşk her zaman kazanır' diye düşünmüyorsanız, bu hikayeden sonra bunu tekrar düşünü derim.
Hikayeye buradan ulaşabilirsiniz. 
Yorumuma son bir alıntıyla son vermek istiyorum.

“Seni seviyorum.” Dedi. Ve bu iki kelime aklımı başımdan aldı. Bu sefer ben dudaklarına uzandım. Sonra da kendimi onun kollarına bıraktım.




Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.