Okur Yazar Batum'da


Bu Cumartesi günü, ailem ve ben Gürcistan-Batum’a günü birlik bir gezi düzenledik.
Gezi’yle ilgili yorumları ve gözlemlerimi sizinle paylaşmak istedim :)

Batum’a, Sarp kapısından yaya olarak giriş yaptık.
Bayram günü olduğu için aşırı bir kalabalık vardı. Normalde de çok sıra olduğunu söylediler gidenler ama o gün gördüğümüz kalabalık normal değildi.
Kırk beş dakikayla, bir saat arası bir süre Türkiye kapısında harç pulu ve giriş formu almak için bekledik.


Harç pulunu alıp içeri girdikten sonra henüz Türkiye’den çıkmadan önce Duty Free ile karşılaştık.
Orası bir abur cubur cennetiydi :D
Abur cubur cennetinden çıktık ve formumuzu Gürcistan kapısında mühürletmek üzere başka bir sıraya girdik. Ve ardından merhaba Batum :)

Batum, Sovyetler Birliği’nden ayrılıp özgürlüğünü ilan eden ülkelerden biri olan Gürcistan’a ait bir şehir.
Sınırdan geçtikten sonra hava bir anda değişiyor. Güneş daha parlak resmen. Batum, Karadeniz’de bir Antalya adeta.

İç içe yapılmış binaları ve ön balkonlara asılmış yorganları hariç, Batum mimarisiyle beni benden aldı.
Eski binaların hepsi Rusların döneminden kalma tabi. Gürcülerin yaptığı yeni binalarda görülmeye değer.




Sokaklar oldukça düzenliydi. Yollar asfalt yerine taş olarak tasarlanmıştı ve su kanalları yolların ortasından geçiyordu. Sokaklarda gezerken gördüğüm her bina benimle konuştu resmen.


Ben tarihi binaları görmeye bayılan ve bütün günü tarihi eser, müze vs. gezerek geçirebilme potansiyeline sahip bir psikopatım. O yüzden Batum benim için inanılmaz bir tecrübe oldu.



Bir de bu yapı hakkında yorum yapmadan devam etmek istemiyorum.
Burası Batum’un ünlü bulvarında bulunan bir bina. Bir çeşit nikah salonu. Bulvarın ortasına kiliselerde nikaht töreni nasıl yapılıyorsa burada da öyle oluyor. Bir nikah törenine şahit olabilmeyi çok isterdim :/



Türkiye’ye dönmeden önce, One Direction hayranlarını orada da bulduğumu söylemek istiyorum :D
Siz çok harikasınız ya :D

Evet. Artık Türkiye’ye dönebiliriz. Yalnız uyarıyorum. O taraftan girerken sırayı bulamayabilirsiniz. Çünkü sıra yok ya da sıraya girme kültürü. Bizim Türkler değil ama Gürcüler yandan sıraya dahil olmaya çalışıyorlar. Görevliler bize birkaç kapı daha açtılar ama insan yerine pek koydukları söylenemez.
Türkiye kapısında ise insan yerine koyuluyoruz ama Batum’da bize arabaların geçiş yollarını verirlerken orada tek bilgisayara çalışılıyor.
Sinirler gerilmiş,herkes yorgun bir de iki sarhoş çıkıyor ortaya tam oluyor işte o zaman. Bilirsiniz biz de bir kavga merakı vardır ki sormayın. Amcam kavga eden sarhoş kardeşleri ayırıp basıyor tokatı. Sonra tokatı yiyen adam yumruğunu sallıyor ve yumruk annesine geliyor. İşte orada başlıyor her şey. Linç ediyorlar zavallı sarhoş genci. Aslında sarhoş olduğu için onda da hata var ama o tokat hiç atılmasaydı böyle olmazdı.
Olan anneye oluyor. Zavallı nasıl titriyordu.
Sonunda arabaya ulaştığımızda yorgunluktan bayılmak üzereydim.
Olaylı bir gün oldu belki ama her saniyesine değdi :D

Batum’a gidecekseniz ya İstanbul’dan kalkan uçakla gidin ya da hafta içi ve mümkünse bayram olmasın :)

Hepinizi öpüyorum :*







Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.