Melez Sözleşmeleri #4 'Apollyon'-Kitap Yorumu


Alex bugüne dek iki şeyden çok korktu: Uyanışta kendini kaybetmek ve İksire maruz kalmak. Ancak bazen aşk kaderden daha güçlüdür ve Aiden St. Delphi de tanrılara, Alex'i geri getirebilmek için savaş açtı.

Tanrılar, Seth'in Alex'in güçlerini ele geçirip Tanrı Katili olmasına engel olabilmek için yüzlerce şehri yerle bir edip binlerce insanı öldürdüler.

Ancak iş, Alex'le Seth'in bağını koparmakla bitmiyor. "Bir Apollyon öldürülemez" teorisinde pek çok açık nokta var ve bu yıkımı durdurmanın yolunu bilen tek kişi de yüzyıllar önce öldü.

Yer altını koruyan duvarları aşmak, milyonlarca ruhun içerisinde tek bir taneyi aramak ve sonra da geri dönmek çok zor. Ancak Alex Tanrı Katili olmadan önce Seth'i durdurmak zorunda yoksa… kendisi Tanrı Katili olabilir.



Jennifer L. Armentrout’un, Melez Sözleşmeleri serisinin çok beklenen kitabı Apollyon sonunda çıktı ve biz de hemen alıp okuduk :D
Ayrıca serinin ara kitabı ‘İksir’ de kitabın içinde :D



,

İksir’le başlamak istiyorum.
İksir Tanrı ile Apollyon arasında yayınlanan bir kitap. Aiden’ın ağzından anlatılıyor.
Onun ağzını yerim ben :D
Bu Alex olacak insan müsvettesi uyandı ya, uyanış o uyanış. Bir çirkef oldu bu kız ağzım açık kaldı. Ne laflar, ne laflar. Deacon’ı tehtit edip duruyor Aiden’ı kışkırtmak için, üstüne bir de ailesiyle ilgili saldırıyor çocuğa. Çocuk kalkmış sana en büyük acısını anlatmış senin yaptığına bak :D
Bir de Seth’e, Seth’im diyip duruyor ya offf
Seth’e hiç acıyamadım bu kitapta. Aksine tam anlamıyla sinir oldum.
Tamam, kabul ediyorum yine harika replikleri vardı ama bu Aiden’ın onun yüzünden acı çektiği gerçeğini değiştirmiyor.
Lucian ve Seth’in konseye yaptıkları ve hala yapmaya devam ettikleri şeyler yüzünden tanrılar ve ilkin tarafını tutanlar arasında savaş çıkıyor.
Apollyonlardan biri ölmek zorunda. Seth’i öldüremedikleri için çareyi Alex’i öldürmekte buluyorlar ama Apollo öldürmek istemiyor torunu gibi bir şey ya o yüzden ona iksir vermeyi öneriyor.
Biliyorsunuz iksir Alex’in en çok korktuğu şeylerden biri. Aiden itiraz ediyor hemen tabi ama sonunda veriyorlar bu kıza iksiri.


Giden geleni aratır diye buna deniyor herhalde. Alex’in o haline ben bile acıdım yani. Kız adını bile bilmiyor. Aiden ne derse onu yapıyor. Hadi yine yatsın kalksın Aiden’a dua etsin başkası olsa kim bilir neler yaptırırdı Alex’e.

Aiden’ın o acı çeken hali beni benden aldı. Kalbimi paramparça etti resmen :( Bir insan ancak bu kadar tatlı acı çeker :D Şaka bir yana Alex’den umudu bir an bile kesmeyişi beni çok etkiledi. Seth’in kontrolü altındayken de, iksirin kontrolü altındayken de Aiden’ın ağzından çıkan sözcükler belliydi ‘agapi mou’

Apollo’ya yumruk attığını bilmek çok hoşuma gitmişti :D
Zaten ne oluyorsa  bu Apollo’ya oluyor. Adam bunlara yardım etmek için her şeyi yapıyor ama tanrı ya bir türlü yaranamıyor bunlara. Yumruk yemediği kimse kaldı mı acaba?
Hayır ailesiyle de arasını bozdunuz adamın. Bir de utanmadan evden kovdular zavallıyı :D

Bir de Alex’in kolyesini boynundan çıkarmaması çok hoşuma gitti. Seth’im de Seth’im diye ortalıkta geziyor ama Aiden’ın verdiği kolye hala boynunda. Niye? Çünkü biliyor Aiden’dan başkası almaz onu bu kafayla :D



Melez Sözleşmeleri serisi 4.kitap ‘Apollyon’ ile devam ediyor :)


Aiden, Alex’e iksir vermeyi kesince Alex’de eski haline geri döndü.
Seth’im, Seth’im diyerek dolanıyor yine ortalıkta.
Seth’deki de nasıl bir egoysa kızı resmen taptırıyor kendine.
Ben umudu kesmiştim Alex’den en başta. Kesin Jen kitabın sonunda Alex’i düzeltecek biz de heyecandan çatlayacağız diye düşünüyordum.
Öyle olmadı neyse ki.

Alex’i eski haline döndürmek kolay olmadı. O düzelecek diye ölüyordu bizimkiler YİNE.
Tabi ben de burada kalp krizi geçirip ölüyordum.
Neyse ki eski Alex oldu tekrar.

Eski haline dönüyor Alex, buraya kadar sorun yok. Ancak Alex eski haline döner dönmez Aiden ve bu her gördükleri yerde fingirdeşmeye başlıyorlar :D Valek ve Yalena’yla çok iyi anlaşır bu ikisi. Bence çifte randevuya filan çıksınlar :D


Aiden bir tatlı oluyor. Böyle flörtöz tavırlar, ukala ukala laflar. Alex’de Aiden’ın sözünden hiç çıkmıyor, ÇOK ŞÜKÜR. Ben bilmem beyim bilir, beyim ne derse o kıvamına geldi sonunda.
Bu sırada Marcus’la arası da düzülüyor. Adam dayı ya :D
Herkeste de bir ‘hadi Alex’e anasını babasını anlatalım yuppii’ havası var bir çözemedim doğrusu.

Aiden’ın iksir olayı yüzünden kendini suçlaması bir olmamıştı sanki. Hani ben altından başka bir şey çıkacak sandım. Madem kendi suçluyorsun niye kıza kötü, soğuk davranıyorsun. Git kendini affettir, gönlünü al kızın. Bakın fark ettiyseniz gönlünü hoş tut demedim çünkü gayet hoş tutuyor gönlünü. Arabada beş evde on beş yuvarlanıp gidiyorlar :D

Seth’de ne laftan anlamaz biri ya :D Bıkmıyor usanmıyor bağlantı kurmaya çalışıyor Alex’le.

Tanrılar işin içine karıştığından beri daha eğlenceli oldu bu seri. Her yerden bir tanrı çıkıyor. Sağa dönüyorum Persephone sola dönüyorum Hermes. Yukarı tükürsem Apollo aşağı tükürsem Ares :D

Bu kitapta anladık ki yazarımız tam bir Supernatural hayranı. Sık sık bahsetmiş. Bir de kitapta Lux serisinden bahsetmiş orada böyle bir on dakika durdum gözümden yaş gelene kadar güldüm. Aynı şeyi Opal’de de yapmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Orada da bu seriden bahsetmişti :D
Zaten ben bu kadının kitaplarını okurken gülmeden duramıyorum. Ya Deamon’ın, Aiden’ın mükemmelliği yüzünden aptal aptal gülüyorum ya da Jennifer’ın eğlenceli yazış şekli sayesin kahkahalara boğuluyorum :D

Apollo benim kitapta favorimdi :D
Zırt pırt her yerden çıkması hele beni benden aldı. Aiden ve Alex tam olaya giriyorlar bu çıkıyor pat diye ortaya ‘rahatınızı bozmayın siz, yokmuşum gibi davranın’ filan diyor :D

Kitapta çok şaşırtıcı gelişmelerde oldu. Hiç beklemediğimiz tanrılar ve hiç beklemediğimiz kayıplar bu şaşırtıcı gelişmelere örnek olabilir.
Ayrıca Apollo ve Alex çok ilginç bir konuşma yaptı.
Alex’den Seth’i öldürmelerini mi istiyorlardı? Hı-hı olur peki tamam :D

*SPOILER (İKSİR)*




“O zaman tanışıyor muyduk?” diye sordu uykulu bir şekilde.
“Hayır” Onu kendime çektim, sanki içime sokabilecek onu orada tutabilecektim “Ama senin muhteşem olduğunu o anda anlamıştım”
---------------------------------------
“Aşka inanıyor musun?”
“Evet” dedi hiç tereddüt etmeden “Ya sen?”
“Ben de” Ellerimi omuzlarına indirdim, ürperdi. “Aşka inanıyorum”
Gür kirpikleri tekrar yanaklarına yayıldı, dudakları bir gülücükle yukarı kıvrıldı. “Galiba aşığım ben”
-----------------------------------------------
“Seni seviyorum Alex. Daima seveceğim seni”


*SPOILER(APOLLYON)*





O “kemik torbaları” ellerini aynı anda cüppelerine attılar.
Yüzümü buruşturdum. “Umarım teşhircilik yapmazlar. Hiç iskelete şeyi…”
-------------------------------------------
“Birkaç saniye sonra dikkatimin dağılacağına dair bir his var içimde.” Uzandı, saçımın büyük kısmını tutan tokayı buldu “Aslını istersen, dikkatim dağıldı bile”
-------------------------------------------
“Bu işte beraberiz Alex. Sakın unutma. Sonuna kadar beraberiz”











Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.