Melez Sözleşmeleri #2 'Safkan'- Kitap Yorumu


Bir yanda ihtiyaçlar. Bir yanda kader...

Doğaüstü bir yaratık olmak tam olarak muhteşem bir şey değil; özellikle her gittiğin yere "diğer yarının" da gittiği düşünülürse. Seth, eğitimde, ders dışında ve hatta yatak odasında Alexandria'yla birlikte ve bu hiç de eğlenceli değil. Aralarındaki bağın kabuslardan uzak kalmak gibi faydaları da var ama Alex'in safkan yasak aşkı Aiden'a olan hisleri üzerinde hiçbir etkisi yok. Ya da Aiden'ın onun için feda edecekleri üzerinde.

İblisler binayı istila edip öğrencilere saldırınca tanrılar furileri salıyor üzerlerine. Furiler, öğrencilere ve tanrılara karşı en ufak tehdidi ortadan kaldırmakla görevliler, buna Alex ve diğer Apollyon Seth de dahil. Bu sorunlar yetmezmiş gibi, gizemli bir varlık Seth'i tehdit ediyor, Alex de tehlikede. İşin içine tanrılar girince bazı kararlardan geri dönmek çok ama çok zor. Alexandria kaderinde yazanla bilinmez arasında bir seçim yapacak. 


Alex için Apollyon olmak gittikçe daha da zor oluyor.
Yeni düşmanlar, olaylar ve acılarla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Melez Sözleşmeleri, serinin ikinci kitabı ‘Safkan’ la devam ediyor.





Alex annesine olanlardan sonra bir avcı olmayı kafasına koydu. Bir de üzerine Apollyon olunca çok çalışması lazım çok.
Ancak kızımız sürekli kakara kikiri aşna fişne peşinde.
Aiden’a iyice kafayı taktı. Aşığım uleynnn diye geziyor ortada. İmkânsız aşk olması da etkilemiyor kızı. Yok, illa Aiden ya benim ya kara toprağın.
Ergenler gibi ‘Baktı, bana baktı’ ‘Güldü. Kesin benden hoşlanıyor’ ‘Bir baksana giderken arkamdan bakıyor mu?’ diyerek dolaşıyor ortalıkta.
Bence zaten antrenmanları da kullanıyor. Aiden’la fiziksel temas kuracak ya çakal.
Ancak Aiden gayet sağduyulu, aklı başında, olgun bir arkadaşımız. Olmayacağının farkında.
Alex’in de bunu anlaması için illa kalbinin kırılması gerekiyordu zaten.

Ben bu kıza özel bir nefret besliyorum. Böyle elime verseler, testereye bağlarım. Kızı kapatırım bir bodruma böyle aylarca işkence ederim ‘I want to play a game’ diyerek dolaşır dururum ortalarda.
Tabi baktı Aiden’dan umut yok hemen koştu Seth’e.
Zaten yatsın kalksın Seth’e dua etsin. O olmasa çoktan geberip gitmişti. Zaten sen niye varsın ki Seth?
Bu çocuğa da ayrı bir üzülüyorum ya. Sevgiye muhtaç böyle alıp bağrıma basasım gelmişti bu kitapta.
Alex ve Seth’in arasında bariz bir elektriklenme var. Sürekli bir yattılar yatacaklar kıvamında geziyorlar. Seth’de buna değer veriyor belli ki ama Alex denen insanlıktan nasibini almamış, sinir bozucu, beyinsel fonksiyonlarında sorunlar olan, fare suratlı mahlûkat kullanıyor kesinlikle çocuğu.
Seth’de kullanılmayacak çocuk değil şimdi :D Bir Aiden olmasa da o da taş gibi :D


İblisler yine ortalığı karıştırıyor. Bir tanesi gözüne okulu kestirmiş. Artık melezlerin de iblis olabildiklerini keşfettiler ya her şey iyice kötüye gidiyor.
Akit de bol bol kural koyuyor tabi ki. Alex olacak sefil yaratık ne yapıyor? Her zaman ki gibi kurallara uymuyor. Tamam. Ana karakterler hep sorunlu olur ve kurallara uymazlar ama bu kız kural ihlali yapmak için yaşıyor. Sanki kural koysalar da çiğnesem diye bekliyor ‘ne uyacağım kurallara beeeaaaaa’ gibi bir felsefesi var arkadaşın.
Alex’in kurallara uymayışı ona oldukça pahalıya patlıyor.
Bir de zaten olmaması gerektiği halde Apollyon, iyice herkesin gözüne batıyor. Daha acıları dinmeden sarıyor mu düşmanları başına.
Kıza herkes diyor ‘Yapma Alex. Etme Alex. Otur oturduğun yerde Alex.’ Yok, anacım bir gıcıklık yapacak illa. Kendiyle birlikte herkesin başını yakıyor.
Sonra bu kız niye benden nefret ediyor diyorsun. Kızım sen git her haltı ye ondan sonra ‘Sevin beni. Sevgiye ihtiyacım var. Herkes beni sevsin. Aiden’da sevsin. Seth’de sevsin ama Aiden daha çok sevsin’
Ne diyeyim? Allah bunu alacak adama sabır versin. Ben olsam iki günde kapının önüne koyardım. Dayak yememiş herhalde bu kız hiç.

Jen kitabı oldukça heyecanlı bir yerde bitiriyor. Yazar olmasam, yazarların kitapları en heyecanlı yerde bitirmesiyle ilgili kötü bir yorum yapabilirdim ama biliyorum ben o duyguyu.
Şimdi en heyecanlı yerde bitiriyorsun kitabı, okuyucular deliriyor, ne olur hemen yenisi gelsin diye paralıyorlar kendilerini, sana tapıyorlar, hikayenin devamı için kriz geçiriyorlar filan. Tamam biraz benim ego sorunlarımdan kaynaklanıyor olabilir bu düşünce ama var yani böyle bir yazar kafası bilin istedim :D



Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.