Evden Çok Uzakta-Kitap Yorumu


Bütün evliliklerde bir kırılma noktası vardır.
Bütün aileler yara alır.
Bütün savaşların bir bedeli olur...

Yirmi yıllık evlilikleri bitme noktasına sürüklenirken birçok çift gibi Michael ve Jolene de çocuklar, kariyer, fatura, ev işleri gibi günlük yaşamın sıkıntılarıyla uğraşmak zorundadırlar. Ancak hayatları beklenmedik bir biçimde değişir, ailenin direği olan Jolene tehlikeli bir savaşa doğru ilerlerken, kızlarına tek başına nasıl ebeveynlik yapacağına dair en ufak bir fikri olmayan Michael evde kalır. Bir anne olarak ailesinden uzak kalmak Jolene için çok ıstırap vericidir ancak bir asker olarak da sorumlulukları vardır. Savaş Jolenei hiç kimsenin öngöremediği biçimde değiştirecek, Michael ve Jolenein en büyük korkularıyla yüzleşmelerini sağlayacaktır. 

Kristin Hannah bu duygusal kitabında, âşık ve birbiriyle savaş halinde bir karı kocanın ilişkisine yoğunlaşarak sıkıntılı bir evliliğin mahrem topraklarında geziniyor...

Seni artık sevmiyorum. Dev bir dalga gibiydi o cümle, hiç umulmadık bir anda gelen, binaları temelinden yıkıp evleri un ufak eden bir dalga gibi...



Irak’ta ülkesi, evde ailesi için savaşan ve kendi içinde ki savaşını kaybetmenin eşiğinden dönen bir annenin hikayesi aslında.
Kristin Hannah yine içimizi burkan bir hikaye yazmış
Jolene’in ne çilesi, ne kötü kaderi varmış be :D
Evden Çok Uzakta yine içimizi işleyen ve sizi gözyaşlarına boğan bir hikaye. 




Jolene sorunlu bir ailede büyümüş. Ardından 18 yaşına girmesine çok az kala ailesi ölmüş.
Jolene kocasıyla o zaman tanışmış.
Aşık olmuş. Evlenmiş. Çocukları olmuş.
Bir pilot Jolene ve orduda çalışıyor.
Bu Jolene’in kocası olacak odun-insan kırması varlık, babasının ölümünün ardından çok değişiyor.
Kadın ona yardımcı olmaya destek olmaya çalışıyor ama bu sıkılıyor kadından.
Avukat olan kocası işine odaklanıyor. Hayatı işi oluyor. Karısının doğum gününü, büyük kızının yarışlarını kaçırıyor ve küçük kızı hakkında da hiçbir şey bilmiyor.
En sonunda bir gün karısına boşanmak istediğini söylüyor.
Nankör!

Jolene’in Irak’a savaşa gitmesi gerekiyor ve ortalık bunu ailesine söylemesiyle karışıyor. Bunun büyük kızı olacak şımarık,cadı Betsy’i elime geçirsem saçını başını yolarım valla.
Kadın savaşa gideceğim diyor bu da kimsenin annesi savaşa gitmiyor, rezil olacağım derdinde.
Nasıl bir aileye düştün sen Jolene?
Kadın kocasından iki güzel söylüyor ama o da Jolene’i suçlamaktan başka bir şey yapmıyor. Hayır kadın savaşa gidiyor diye kötü anne oldu. Bir kaynanası anlıyor bunu.

Jolene gidiyor, Micheal yani kocası kalıyor tek başına. Lulu hakkında hiçbir şey bilmiyor, Betsy’nin kaprislerine katlanamıyor, yemek yapamıyor çıldırmak üzere. Jolene arada evi arıyor ama çocuklar dışında hiç konuşmuyorlar.
Micheal olanlar hakkında çok düşünüyor ve aklı başına geliyor ancak aklı başına geldiğinde her şey için çok geç oluyor.
Jolene’in başına öyle kötü bir şey geliyor ki Micheal’ı asla affetmiyor Jolene. Ona acıdığını düşünüyor. ‘Seni artık sevmiyorum’ diyen bir adam için başka ne düşünebilir ki?
Betsy denen arkadaş da hala annesini suçluyor. Kadın ne halde umurunda değil. Kadının psikolojisi bozuk hanım efendi iki bağırdı diye triplere giriyor.
Hayır ben anlamıyorum bu ergenleri.
Bir tane de bende var. Kız kardeşim. Al birini vur ötekine.

      

İşte bu kadın depresyonda tedavi olmuyor bir şey olmuyor filan ama Micheal yine de onu bir an bile olsa yalnız bırakmıyor. Hıyarlık yaptığının farkında çünkü.
Pişman ve karısını hala sevdiğini biliyor. Ona kendini affettirmek ve bütün yaralarını iyileştirmek istiyor.
Artık değer verdiği şeyler için savaşma sırası Micheal’da.
Savaşı kazanma yolunda emin adımlarla ilerliyor Micheal ve başarılı olmak üzere ancak tam o sırada Jolene için önemli biri kendi savaşını kaybediyor ve Jolene tekrar düşüyor.
Micheal keşke baştan böyle inatçı olsaydı. Belki de bunların hiç biri olmazdı.
Belki Jolene, Micheal’ın ona artık sevmediğini düşünerek savaşa gitmeseydi bütün bunlar olmazdı. Hayata daha sıkı tutunurdu. Tabi zararın neresinden dönersen yarardır.

Sanırım Kristin Hannah’nın yazdığı en güçlü karakterlerden biriydi Jolene. Tabi ilk sırada Kış Bahçesi’nden Anya yer alıyor :D
Jolene sadece kendini düşünme de kötü ama. O kendiyle verdiği savaş hariç bütün savaşlarında başarılı.
Çünkü o bir asker ve uçan kız her türlü güçlüğün üstesinden gelecek kadar güçlü.

Kitapta en sevdiğim karakter sanırım Lulu’ydu. O nasıl tatlı bir kız öyle.
Hele tacını takınca görünmez olduğunu sanması beni benden alıyor. Bir de yaşı küçük olduğu için hiçbir şeyi anlamıyor ya :D Böyle yanaklarını sıkıp sevesim geldi.


Ben Micheal’ın zorlandığı daha çok sahne görmek isterdim. Hani zorlansa ve sonra çocuklarıyla anlaşıp durumu kurtarsa diye bekledim ama olmadı. Sağlık olsun.
Bir de o Betsy’nin ağzını yüzünü dağıtsaydım bir çok rahatlayacaktım. O da olmadı :D
Kristin Hannah’nın okuduğum son kitabıydı bu da.
Yazarın yeni kitabı ‘Kız Kardeşler Arasında’ 26 Ağustos’ta yayınlanacak. Pegasus Yayınları’ndan harika bir kitap daha geliyor anlayacağınız.







Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.