Senden Önce Ben Kitap Yorumu



Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...
Yaşamın ince detayları Lou’dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...
Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.
Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou’nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur? 
Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...





Herkesin ağlayarak okuduğu ‘Senden Önce Ben’ adlı kitabın yorumuyla karşınızdayım. Bu benim ilk kitap yorumum. O yüzden çok heyecanlıyım.


Tracy Williams’ın da dediği gibi
"Sakin Son Bölümleri Otobüste Giderken Okumayın. Ağlamamak için kendinizi tutmaya çalışırken bir enkaza dönüşebilirsiniz." 
Kitabı elime “Allah Allah. Ya insanlar neden bu kadar ağlıyor" diyerek aldım.
Pegasus yine yapacağını yapmış ve bize muhteşem bir kitap çıkartmış.

Louisa; hayattan pek fazla beklentisi olan bir kız değildir. Annesi, babası, büyük babası, ablası ve onun oğluyla birlikte yaşar. Erkek arkadaşı Patrick ve yaşadığı yerde bulunan küçük kafede ki işi dışında hayatı bundan ibarettir.
Bir gün çalıştığı kafenin iş yapmadığı için kapanacağını öğrenir ve aynı gün-doğal olarak- işten çıkartılır.
Lou eve ne yapacağını ve ailesine ne diyeceğini bilemeyerek gider. Çünkü evi o ve çiçekçi de çalışan ablası geçindiriyordur. Ancak ablası çiçekçiden çok fazla para kazanmıyordur.

Will Traynor; Başarılı bir iş adamıdır. Hayatını seviyordur. Eğlenmeyi seviyordur. Oldukça yakışıklı ve benim kafamda canlandırdığım kadarıyla oldukça seksidir :D
Motor kullanmayı çok seven Will işe gitmek için evden çıktığı bir sabah, bir motor kazası geçirir ancak motoru o kullanmıyordur. Geçirdiği kazanın ardından bacaklarını ve kollarını kullanma yetisini kaybeder :(

Lou iş bulma kurumunda bir bakıcılık işi bulur. Engelli bir hastaya bakması gerekiyordur ancak pek de istekli değildir bu iş için. Reddetmeyi düşünür ama ablası üniversiteye dönmeye karar verince bu düşünceleri yerle bir olur. Lou, Will Traynor’ın bakıcısı olacaktır. Yapması gereken şey, onu yalnız bırakmamak, yemeğini yedirmek, gerektiğinde ilaçlarını vermek ve ara sıra ev işlerini yapmaktır. Geri kalan her şeyle Will’in hemşiresi ilgilenecektir. Will hayata küsmüştür ve oldukça huysuzdur. Dışarı çıkmaz, Lou ile konuşmaz ve gülmez.
Lou’nun sözleşmesi 6 aylıktır ve Lou bunun sebebini anlamaz.

*Spoiler*

Lou’nun sözleşmesi 6 aylıktır çünkü Will ve ailesi bir anlaşma yapmıştır. İsviçre’de bir kliniğe yatmak istiyordur Will. Bu klinik intihara izin veriyordur. Ailesi, Will’den onu vazgeçirmek için 6 ay istemiştir. Lou ise Will’i vazgeçirmek için işe alınmıştır. Çılgın ve eğlenceli kişiliğiyle Will’i hayata bağlayacağına inanırlar.
Lou’nun bir erkek arkadaşı olduğunu söylemiştim. Patrick. İkisinin uzun süredir devam eden bir ilişkileri vardır ancak Patrick kafayı sporla bozmuştur. Arkadaş sabah akşam koşup duruyor. Kitabı okurken içimden hep “takılsa da düşse” diye geçirdim. Kız işe başlıyor, elin yakışıklı adamına bakıcılık yapıyor sen hiç bu kız aşık olur mu demeden koşmaya devam ediyorsun.
Tabi ki ne oluyor, Lou, Will’in amacını öğreniyor. En başta istifa etmek istiyor ama Will’in annesi çok ısrar edince o da olaya dahil oluyor ve Will’i vazgeçirmek için planlar yapmaya başlıyor.

Klasik müzik konserleri, tiyatro oyunları vs. derken Will’i dışarı çıkarmak için bulduğu her tür etkinliği değerlendiriyor. Will ve Lou’nun arası da çok iyi bu arada. Hele Will’in Lou’ya bir ‘Clark’ diyişi var, ölürüm ölürüm :D
Will gittikçe Lou’dan etkilenmeye başlıyor. Hatta eski sevgilisi ve eski en yakın arkadaşının düğününe Lou ile birlikte gidiyor. Lou düğünde, Will’in kucağına oturuyor ve öylece dans ediyorlar herkesin içinde. Tatlılıktan ölüyorlar yani :D
Lou’da etkilenilmeyecek gibi değil. Okuduğum kitapların geneline bakarsak en akıllı bayan baş rol ödülü Louisa Clark’a gider.
Will onu klasik müzik konserine gitmeye teşvik ediyor, okumadığı kitapları okutuyor ve üniversiteye devam etmesi için yönlendiriyor ve bunları yaparken Lou’nun fikrini sormuyor. Zorbalıkları bile tatlı adamın ya :D
Zaten erkek dediğin yumruğunu gerekli yerde masaya vurmayı bilmeli. Kadın kısmı da sussun zaten. Elinin hamuruyla karışmasınlar öyle her şeye :P
Bir de külotlu çorap mevzusu var tabi. Lou’nun çocukken en sevdiği çoraplarıymış bunlar. Sarı ve siyah renkleriyle bir arıya benzediğini anlatıyor Will’e ve o ne yapıyor, doğum gününde Lou’ya bu çorapları alıyor :D
Gel zaman git zaman Lou’nun son planının vakti geliyor. Lou’nun birkaç haftası kaldı ve bu onun son şansı. O, Will ve Will’in hemşiresi Nathan birlikte tatile gidiyorlar.
Will gerçekten eğleniyor üstelik. Daha çok Lou’nun eğlendiğini gördüğü için eğleniyor.
Lou’ya sürekli yeni şeyler denetiyor. Lou’nun hayatının amacını bulmasına takmış durumda yani. Bilmediği şey, Lou hayatının amacını çoktan buldu zaten. Will!
Patrick’ten sonunda ayrılan Lou, tatillerinin son gecesinde Will’le birlikte bahçeye çıkıyor ve Will’e açılıyor. Will’se onu reddediyor. Çünkü bu onun hayatı değil. Bu şekilde yaşayamaz. Louisa ve ailesi ne yaparsa yapsın Will kararını değiştirmeye niyetli değil.
Zaten ağlayan ben, burada anırmaya başlıyorum: D Will’e nasıl üzülüyorum anlatamam. Lou’ya onunla İsviçre’ye gelmesini söylemeseydi iyi olurdu ama söyledi işte. Düşünsenize aşık olduğunuz adam hayatına son verirken yanında olmanızı istiyor. Yazarken parmaklarım titriyor resmen :(
Lou çok sinirleniyor tabi ki ve gidiyor. Ertesi gün Will’le hiç konuşmuyor. Uçakta bile. Havaalanında Will’in ailesine acı gerçeği söylüyor ve istifayı basıyor.
Will Traynor’ı hayatından çıkarmaya karar veriyor Lou. Kendine yeni bir hayat kurmaya. Kendini geliştirmek için küçük adımlar atıyor. Ancak Will’i unutmak kolay değil.
Will’in ailesi ona bir mesaj bırakıyor ve İsviçre’ye gelmesini istiyorlar. Uçak biletini karşılayacaklar. Lou kriz geçiriyor filan derken yelkenleri suya indiriyor ve kabul ediyor ancak ailesi kızlarının böyle bir şeye bulaşmasını istemiyorlar. Lou ablasının yardımıyla evden kaçıyor ve İsviçre’ye gidiyor.
Artık buradan sonra okuyamıyorsunuz. Görüşünüzün tamamen gözyaşlarıyla kapanmış durumda. Lou’nun Will’in yanına gidişi, hastane yatağında birlikte yattıkları halleri ve vedalaşmaları. Will Traynor’ın mutlu sonu, Louisa Clark’ın hayatının en acı anı oluyor.

Kitabın sonunda Lou, Paris’te. Will’in istediği gibi. Sadece talimatları takip ediyor ve Will’in ona bıraktığı küçük bir miktar parayla o ne isterse onu yapıyor.
Sıra Will’in son mektubunu okumakta.






Bu çocuk beni öldürüyor ya :( Ölmeden önce bile Lou’yu düşünmüş. Ne diyelim, Allah Louisa’ya sabır versin. Umarım her şey iyi olur ve Lou hayatına Will’siz devam etmenin bir yolunu bulabilir. Ben kesinlikle bulamıyorum :(

Jojo Moyes’un Senden Önce Ben kitabına yaptığım yorumun sonuna geldik. Bu kitaba 10 üzerinden bir puan vermek gerekirse bu 10 üzerinden 100 olur :D

Hepinizi kocaman öpüyorum :*





Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.