Aynı Yıldızın Altında-Kitap Yorumu


                                            


Aynı Yıldızın Altında

Hayatın Anlamını Bulmanın, Âşık Olmanın ve Alınan Her Nefesin Farkına Varmanın Öyküsü

On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Gracein birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır.

Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubunda boy gösterince Hazelın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır... 



                                                -SPOILER İÇERİR-

John Green'in kaleminden yazılmış bu harika kitap, beni ağlatan kitaplar listesinde #2
Kitabın ana fikri bana göre aşkın engel tanımayacağı ve aşkın sonsuz olduğu. Çünkü Augustus ve Hazel aşkı hastalıklarına karşı verdikleri savaşın en somut simgesiydi. Kanser onlar için bir son değil, başlangıçtı. Aşkları ise en bariz şekilde SONSUZDU.
                 Ve onların sonsuzluğu sadece tek bir kelimede saklıydı “Peki”





                                     

            Hazel kanser hastasıdır. Ciğerlerine yerleşen kanser yüzünden çok uzun zamandır normal bir şekilde nefes alamayan Hazel, nefes almanın gerçek anlamını unutmuştur.

“On üç yaşında 4. Evre tiroit kanseri tanısı konmuştu. (Ona tanının, ilk reglimden üç ay sonra konduğunu söylemedim. Şey gibiydi. Tebrikler! Kadın oldun. Şimdi öl.)
Lise bitirme sınavlarına girip erkenden mezun olmuş ve üniversiteye geçmiştir. Arada sırada gittiği sınavlar dışında hiç de öğrenci gibi değildir Hazel.
Ailesi onun hayata tekrardan tutunmasını ister ve onu bir destek grubuna yazdırır. Bir grup kanser hastasıyla birlikte, bir kilisede toparlanıyor ve eskiden kanser hastası olan Patrick’in önderliğinde hastalıkları hakkında konuşuyorlardır.
Hazel’ın bu grupta ki tek arkadaşı Isaac’tir. Isaac kanser yüzünden tek gözünü kaybetmiştir.
Bir gün Isaac, yakın arkadaşı Augustus ile birlikte gelir destek grubu toplantısına. Augustus ise toplantı boyunca gözlerini Hazel’dan alamaz.
Hazel bunun farkındadır ve bu onu biraz da olsa rahatsız etse de hoşuna da gitmiştir. Augustus oldukça yakışıklıdır. Tek bacağında ki protez yüzünden biraz topallayarak yürüyordur ama gülün bile dikeni varken Augustus’ta bir kusur olarak göremeyiz bunu.
Isaac sayesinde o gün tanışırlar ve Augustus toplantıdan sonra Hazel’ı evine çağırır.
Augustus’un düşünce tarzı bütün hayatını değiştirmeye yetecek kadar harika.
Ağzında yakmadan tuttuğu sigarası ise hayata tutunma şekli Gus’un.
Bu bir metafor. Sigara sizi kanser yapar, kanser de sizi öldürür. Peki ya yanmayan sigara, bir bacağını kaybederek kanserden kurtulan, bir çocuğa ne yapar?
Augustus ve Hazel ortak noktaları olarak kitapları seçmişlerdir.

Augustus, Hazel’a açık bir şekilde aşıktır ancak Hazel, Gus’un hislerine karşılık veremez. Gus harika bir insan olmadığı için değil ki kesinlikle öyle, Hazel kendini bir ‘el bombası’ olarak gördüğü için.

Hazel en sevdiği kitabı okuması için Gus’a verir ve kitap bir anda onun da en sevdiği kitap olur. Ancak bir sorun vardır, kitabın sonu yoktur.
Hazel ve Gus, yazara ve asistanına bu konuyla ilgili mektup yazarlar ancak yazar onlara kitabın sonunu söylemek istemez, çünkü maili sosyal medyada yayacaklarından endişe duyar. Ancak yüz yüze anlatabileceğini söyler.
Fakat Hazel’ın Amsterdam’a gitme gibi bir seçeneği yoktur.
Tek dileğini Disney Land’e gitmek için harcamıştır. Augustus ise dileğini onunla paylaşmaya gönüllü olur çünkü onun tek dileği Hazel’dır.
Birlikte Amsterdam’a giderler Hazel ve Gus. Yazarla tanışacakları ve kitabın sonunu öğrenecekleri için çok heyecanlıdırlar ancak yazar hiç de bekledikleri gibi çıkmaz.
Sinir bozucu ve ayyaş herifin tekidir. Kitabın sonu mu? Öğrenemiyorlar doğal olarak ama Augustus’un, Hazel için verdiği savaş görülmeye değerdi.
Hazel’ın gözyaşları arasında Augustus, Hazel ve yazarın asistanı oradan çıkarlar ve müzeye çevrilen eski bir eve giderler. İşte orası benim en sevdiğim yer.
Hazel’ın artık Augustus’a karşı koyamadığı yer.



Ve sonrası malum zaten: D 
Tam diyorum oh mutlu oldular, Augustus’un kanserinin yinelediğini öğreniyoruz :(                                                

Ve ne oluyor yine ben aşık oluyorum ve yine aşık olduğum adam ölüyor :’(
Bana kaderimin bir oyunu mu bu?

Hazel’ın da sonu çok farklı olmayacak doğal olarak. Tabi kitapta böyle bir şey olmuyor ama hepimiz bir gün öleceğiz sonuçta :D
Augustus, ölmeden önce yazara son bir mektup daha yazmış. Gus, kitabı HAzel için bitirmiş ve düzenlemesi için yazara göndermiş. Ben daha durur muyum? Başladım ağlamaya ama nasıl. Bir de plajdayım o sırada, havlu altında ağlıyorum resmen :D
Denize akıttım göz yaşlarım





Kitabı okurken ki tipimi anlatmak için tek bir resim yetiyor da artıyor bile.
İşte böyle. John Green beni benden aldı rezil oldum onun yüzünden Giresun/Tirebolu sosyetesine :D
Herkese kocaman öpücükler :* 















Okur Yazar

Kitap delisi, blogger... Hem okur hem yazar. 1995 doğumlu, İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi.